0
( İmani duruş ve takva yıllarıydı mütedeyyinler açısından, yani derin bir imtihan ve keskin itminan… )
…
28 Şubat'ın eğitime yansıyan sürecinden sonra tecrite tabi edilen imam hatiplilerin, başörtülülerin, muhafazakar ve dindarların dramına tanıklık edenlerden biri olarak vicdani bir eylemle bu satırları kaleme alıyorum...
Geçenlerde 28 Şubat Öğrenci platformu adına Sözcü Emine İlyas hanımla görüştüm, bu meselenin kalbi müdavimlerinden…
Bir neslin yok ediliş dönemi… Bu ülkeyi, bu ülkenin aydınlık ikbalini hayal edenleri toptan çökertmenin bir senaryosuydu… Ülkeyi içten kuşatmanın post-modern teyakkuzu, nesiller pasifize ederek ülke çökertme senaryosu… Tutmadı o kahpe senaryo, mağdur olanlar yeni bir diriliş destanıyla yeniden ülke savunmasında kalbi bir imanla mevzilendiler…
Mağdurların, masumların mağduriyetleri, onlara yaşatılan trajediler örneklendirilemeyecek kadar fazla…
Sadece kısacık bir nişane:
Bir öğrencinin bir dersten düşük not alması dahi maalesef bazen onu intihara bir bile yöneltebiliyor iken, şimdi siz bırakın 1 dersi, bırakın 1 dönemi, 10 yıl-15 yıl, her yılı bir asra bedel, bir ömürden 15 yılın alınması, çalınması varın kıyamını siz yapın, kıyasını siz yapınız…
Türkiye'nin ikbaline hudut çizmek isteyenlerin hayata geçirdikleri barbarca bir plan…
Öğrencilerin okullarından atılmaları, haksızca, hukuksuzca, haince, barbarca müdahaleye maruz kalmaları…
Ağır hak ihlalleri… Bilen biliyor… Lakin şöyle benzetmek çok sağlıklı: 15 Temmuz'da halka füze yağdıran kahpeler 28 Şubat'ta da halkın gönlünden başına nüzül olan ayete başörtüye el uzatıldı, dil uzatıldı…
Emekler çalındı, hayaller çalındı, haklar çalındı, mağdurların çocuklarının iaşesi çalındı…
Bu ülkenin limanlarını yıkmak, gemilerini yakmak isterlerken bu nesil koca bir ülke kurdu yine yeniden…
Sözüm ona bilim ve ilim erbabının başörtüsünde korktukları, zavallılıklarını ifşa ettikleri dönem…
2011 yılında yerinde düzenlemelerle bu zulüm onarılsın diye gayret sarf edildi; lakin teknik ayrıntılara, detaylara inilerek o dönemin mağdurlarına hak iadesi bir adalet gereğidir…
Bu dönemin mağdurları kendi mezuniyet yıllarında, kendi branşlarına atanabilmeleri çok kolay iken bugün neredeyse atanabilmeleri imkansız, yaklaşık 20 yıl önce yaşatılan bu ağır hak ihlalinin giderilmesi, hak kayıplarının telafi edilmesi bu milletin bu devletin şanlı tarihinin omuzlarında bir vebaldir… Bu şanlı tarih her dem olduğu gibi bu mağduriyeti de giderecek şanlı bir şerefe sahiptir…
Atanmaları yetmez aradan geçen yıllardaki hak kayıpları, özlük farkları misliyle kendilerine iade edilmeli…
Herhangi bir mahkûm topluma kazandırılsın diye devlet dairelerinde yüksek maaşlarla çalıştığı halde Rabbine ve devletine sadakat duyduğu için okutulmayan, dini yaşamlarına müdahale edilen insanlar 15 Temmuz kutlu direnişinin onurlu müdafaasını yapan nesilden başkası değildir... Bu nesil toplumun diğer kesimlerinden ayırt edilmemeli, sadece ve sadece 'hak talebinde'…
… Elbet 15 Temmuz direnişini necip halkımız toptan gerçekleştirmiştir, lakin 28 Şubat nesli her dem vatan müdafaasına hazır olduğunu her zaman ispat etmiştir. En ufak bir durumda devletini AİHM'e şikayete gidenlerin mevcudiyetlerinin karşılığında 28 Şubat nesli, kendisi mağdur olurken bile devletini savunmaktan geri durmamıştır…
28 Şubat nesli ''ayrıcalıklı'' bir statü talep etmiyor, sadece aradan geçen yılların, dramının göz önünde bulundurulmasını ve çocuklarının hak kayıplarını devletinden rica ediyor…
Bu kutlu nesil, ilk rüzgarda sarsılanlardan değil, yağlı urganla tehdit edilirken, infazla burun buruna bile gelirken dahi illa vatan illa vatan diyenlerden oldular, olmaya kayıtsız ve şartsız devam edeceklerdir…