Yaşadığımız dönemde Kürtlerle ilgili çok ilginç olaylara şahit olduk. Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretleri belki yüz on yıl evvel "Değerli sahipsiz bir kavmin reçetesi ittihadı İslam’dır." düsturunu ortaya koymuştu. Bunları defalarca okuduk ezberledik hafızamızın en derin yerlerine yerleştirdik.
Cumhuriyet döneminden sonra Kürtler İslam’la mücehhez bir lidere bir türlü kavuşamadı. Rahmetli şehadet şerbetini içen Şeyh Said’in hareketi kısa bir zamanda hedefe ulaşmadan dağılıp gitti. Zaten Şeyh Said’in hareketi ayrılıkçı bir hareket değildi. İslam’ı ortadan kaldıran sisteme karşı bir tavır koydu. Kendi gücünü biliyordu. Ankara'ya gidip bu ülkeyi kuranlarla problemi çözmek istiyordu. Siyasi bir lider olabilir miydi onu ancak Allah bilir.
Bu ülkeyi ele geçiren Yahudiler, Kürtleri inkâr ve Kürtçeyi de yasak ettiler. Bu işin merkezinde Yahudiler vardı ve İslamsız bir Türkçülüğü bu milletin başına zorla geçirdiler. Artık bütün okullarda bu durum ders olarak okutuldu ve yetişen neslin bir kısmı bu projenin bir parçası oldu. Geçmişi tarihçilere havale ederek, yaşadığımız Kürt hareketinin lideri olarak ortaya çıkanlara kısaca bir göz atalım.
Kürtlere sorsak acaba Abdullah Öcalan Kürtlerin lideri olabilir mi? Su yüzüne çıkan gerçeklerle karşı kaşıya olan aklı başında hiç bir Kürt bunu asla onaylamaz. Çünkü bu adamın Kürt kadınları ile ilgili tevil götürmez beyanları, ahlaksızca kızlarla çektiği fotoğrafları ve Kenya’dan Türkiye’ye getirilirken, uçakta bizzat kulağımla duyduğum "Kuran hakkı için ben Türkiye’ye hizmet edeceğim" demesi nasıl biri olduğunu zaten kendisi anlatıyordu. Bu adamın posterlerini bazıları birçok mitinglerde kullandılar. Bu adam İslam’ın dışında her şeydi.
Âcizane bildiğim ve zaman zaman yakınında bulunduğum Şeyh Said’in torunlarından olan filozof, bilge ve adeta ahlak abidesi olan Abdülmelik Fırat bağımsız olarak seçime girdi ve Diyarbakır’da 5.000 civarında oy aldı. Hâlbuki Diyarbakır halkı bütün ruhu canıyla bu güzel insanın yanında yer alarak yerleri ve gökleri inleten bir alkış tufanıyla bütün dünyaya bambaşka bir mesaj verebilirdi.
Böylece rahmetli Abdülmelik Fırat siyaset âleminde artık saf dışı kalmıştı. Yıllarını verdiği emekler boşa gitmişti..
Rahmetli Şerafettin Elçi’de de çok mükemmel vasıflar vardı. Onunla da birkaç kez bir araya gelmiştim
Hadep ve Dem partisinin başına geçenler çoğunlukla sürpriz oldu. Hiç tanımadığımız bazı insanlar bu partinin genel başkanı ve eş başkanı olarak siyaset sahnesine çıktı.
Bunların bir kısmı Hz. Lut zamanında işlenen ve mel'un bir günah olan Homoluğa taraftar oldular ve adeta ABD ve İsrail'in peşine düştüler. Bu partilerin başında Kürtleri mükemmel temsil edecek bir lider ortaya çıkmadı.
Selahattin Demirtaş’ı yere göğe sığdırmayanlar bu adamın şöyle bir beyanatının içeriğini bilseler bu adamın seviyesini anlamak için yeter de artar bile.
Ne demişti Selahattin Demirtaş "Apo’nun heykelini dikeceğiz," Ne diyelim bir heykelden çektiğimiz yetmedi başka bir heykeli başımıza saracaktı bu adam.
Merhum asrın Allamesi Said Nursi’nin o sözü hala geçerli. Değerli sahipsiz bir kavim.
Gerçek bir lider yanlışların üzerine gider ve toplumu bir araya getirir. Lider olmayanlar liderlik koltuğuna otursalar bile bunlar asla insanları bir araya getiremezler.
Merhum Turgut Özal Kürüttü. O zamanın şartlarında ben de bir kürdüm diyemiyordu, bir halam vardı Kürt’tü diyordu. Ama rahmetli her şeye rağmen hayatı pahasına birçok sıkıntılı konularda Türkiye'nin önünü açtı.
Yanlış anlaşılmasın Kürtlerden çıkacak bir lider hem Türklere, hem Araplara ve diğer Müslümanlara da liderlik yapmalıdır. Bugün başta ABD olmak üzere birçok batılı ülkelerde lider problemi yaşanmaktadır. Akılsız liderler dünyayı perişan etmişlerdir.
Âcizane bildiklerimi yazdım sürçü kalem ettiysek affola.
Allah'a emanet olun.