Son birkaç yüzyılda insanoğlunun yaşam süresi ve kalitesini uzatan önemli gelişmeler olmuştur. Bunda hiç şüphesiz modern tıp ve tarımın önemli katkısı vardır.
Modern tarım
Son yıllarda Arapça kökenli ziraat yerine tarım kelimesi daha sık kullanılmaya başlanılmıştır. Tarım, bitkisel ve hayvansal ürünlerin üretilmesi, kalite ve verimlerinin yükseltilmesi, uygun koşullarda muhafazası, işlenip-değerlendirilmesi ve pazarlanması faliyetleridir.
Teknolojik bakımdan çok gelişmiş devletlerde bile tarım önemlidir. Çünkü toplumların gıda ihtiyaçını düzenli ve sürekli olarak karşılamak “ulusal güvenlik” meselesidir. Bu nedenle devletler stratejik tarımsal ürünleri (ör. Buğday) sürekli, düzenli ve ucuz olarak halklarına temin edilmesini sağlarlar. Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti bunu başarmış durumdadır.
Tarım güvenli gıda ihtiyaçını karşılamadaki başarısı yanında bazı eleştirilere neden olmaktadır. Bu eleştiriler tarım uzmanlarının üretim girdisi olarak telafuz ettiği bazı kimyasalların kullanılması ile ilgilidir.
Kimyasalların kullanımı…
Yazımın başlığında modern tıpı katmam modern tarımla bu yönlerinin benzer olmasıdır. Yani insan beslenmesinde ve hastalıklarının tedavisinde de tarımda olduğu gibi bazı kimyasallar kullanılmaktadır. Bunlar gıda olarak kullanıldığında (ör. Mineraller, vitaminler vd) çok itiraz edilmese de ilaç olarak kullanıldığında tartışmalara neden olmaktadır. Hiç şüphesiz modern tıp cerrahi müdahaleler yanında ilaçla tedavide de önemli başarılar göstermiştir.
Asıl konumuz tarıma döndüğümüzde ise bitki beslenmede bazı kimyasalların kullanılması günümüzde yoğun hale gelmiştir. Yoğun/yüksek girdi kullanımı (entansif tarım) aynı alanda 2-3 ürün alınmak istendiğinde veya seracılık gibi yüksek verimli tarımsal faliyetlerde zorunludur.
Dikkatten uzak tutulmaması gereken husus şudur: Girdi olmadan çıktı olmaz; sarf olmadan hasılat (ürün, gelir) mümkün değildir. Bu yönüyle insan, bitki ve hayvanların beslenmesinde güvenli besleyici ürünerin kullanılması gerekir.
Hastalık meselesi
İnsan, bitki ve hayvanlarda çeşitli iç/dış faktörlerin etkisi sonucu vücudun bir bölümü veya tamamında normal fonksiyonun bozulması durumu hastalık (maraz/disease) olarak tanımlanmaktadır.
Modern tarım ve tıpda hastalıklara karşı ilaçlar (kimyasallar) kullanılmadan önce önerileri vardır. Tarım uzmanları hastalıklara karşı öncelikle kültürel uygulamaların zamanında ve dozunda yerine getirilmesini veya biyolojik mücadele yöntemlerini önerirler. Bunlarda başarılı olunmazsa kimyasal yöntemler uygulanır. Modern tıp da öncelikle bireye yaşam şeklini, beslenmesini, sanitasyon (temizlik, salığın korunması) vs önerir. İlaçlama dışındaki bu yöntemler, irade, azim, disiplin gibi bazı özellikleri varlığını zorunlu kılmaktadır. Ancak hastalık sorunu ile karşılaşıldığında kısa yoldan bunun bir ilaçla çözülmesi beklentisi vardır. İşte sorun büyük ölçüde budur.
Güvenilirlik
Tarımsal mücadelede ve insan tedavisinde kullanılan ilaçlar konusunda bir güven (endişe) vardır. Bazı uzmanların açıklamaları bilgi kirliliği doğurmaktadır. Ama bu şu iki gerçeğin bilinmesi gerekir:
Birincisi, bu ilaçlar kullanılmadığında 8-9 milyarlık dünya nüfusunun gıda ihtiyacını karşılamak mümkün değildir. Çünkü hastalığın türüne/yoğunluğuna göre %90-100’e ulaşan ürün kayıplarına rastlamak mümkündür. Modern tıbbın elindeki ilaçlar olmasa basit bir hastalıktan milyonlarca insanın ölmesi mümkündür. Bu eleştiriyi yapanların en basit hastalıkta hastaneye koşmaları ise düşünülmesi gereken bir konudur…
İkinci konu ise bu ilaçların bitki, hayvan ve insan deneyleri yapılarak uzun bir zaman diliminde ve milyarlara varan bir maliyetle üretilmesidir. Zamanla yan etkisi olanlar piyasaya arz edilmemektedir.
Mecelle’de yer alan şu kuralı hatırlayalım: Kötülüğü defetmek, iyiliği celbetmekten evladır. Kötülükle (hastalık) iyilik (sağlık) birbirine karışırsa kötülüğün galebe çalma ihtimaline karşı öncelikle kötülü engellenmelidir.
Son söz: Dozunda kullanım çözüm, dozunu aşan her şey zehirdir.