0
Aslında biraz gecikmiş bir yazı bu. Seçim sürecinde yazılması gerekiyordu. Gündem o kadar hızlı ki… Hızına yetişmek ne mümkün… Fransa'da yaşanan terör hadisesi, bireysel ve siyasal gündemimizi allak bullak etti. Alt üst olduk; küresel gündemin bombardımanına maruz kaldık. Terör, IŞİD, Suriye, Fransa derken gündem elimizden kayıp gitti. Ve İslamafobya ateşine biraz daha benzin döküldü.
7 Haziran Genel Seçiminde AK Parti, oldukça yüksek bir oy aldı. 2002 yılında başlamış olduğu serüvenine başarılı bir şekilde devam ediyor. Toplumun, Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu'na verdiği destek biraz daha arttı. Bu dönemde, İslam'a ve Müslümanlara karşı savaşın çıtasının yükseldiği bu dönemde, İslam ile demokrasinin başarılı bir şekilde yürüyebileceğini gösteren bir örneğe, Türkiye'ye ihtiyaç bulunmaktadır.
Yeni bir Sistem Kurmanın Zorunluluğu
Ben, birkaç nedenden dolayı AK Parti'yi destekledim, destekliyorum; bunlardan ilki, Türkiye'nin kaderi ile AK Parti'nin kaderinin örtüşüyor olması. AK Parti'nin kaybetmesi, Türkiye'nin ipotek altına alınması demektir. Gezi sürecinde yaşananlar, çıkarılmak istenen mezhep çatışması hep bunun göstergeleriydi.
Bu ülke, uzun zamandan beri, vesayet odakları tarafından kontrol altında tutuluyordu. Vesayete odaklarına karşı verilen mücadele, AK Parti'yi farklılaştırdı. Askeri vesayetin kırılması, siyasetin alanının genişletti. Unutulmamalıdır ki, vesayet odakları siyasetin ölümcül düşmanlarıdır. Ve siyaset, bireyin var oluş hikayesidir.
İkinci olarak, Türkiye'nin ekonomik ve demokratik standardını yükseltebilecek tek alternatif, hala, AK Parti... Yapmış olduğu reform hamleleri ile özgürlük alanlarını genişletmiştir. Oluşan siyasal istikrar, ekonomik ve toplumsal sermayeyi artırmıştır. Bundan sonra yapılması gereken, Erdoğan ile Davutoğlu beraberliğinde sorunları çözmek ve yeni bir sistem kurmak olmalıdır.
Ayrılık tuzağına düşmeyin!
Bu süreçte yapılacak en büyük hata ise, Erdoğan ile Davutoğlu'nun ayrılığa veya anlaşmazlığa düşmesidir. Türkiye'yi ve AK Parti bekleyen asıl tehlike budur. Yapılması gereken, ayrılığa düşmeden demokratik reformları gerçekleştirmek ve ülkenin ekonomik ve demokratik standardını yükseltmek olmalıdır. İktidar çatışmasına düşülmemeli…
Ülkenin hala kadim ve kronik sorunları bulunuyor; Kürt Meselesi, Alevilik, terör, yeni bir Anayasa bunlardan sadece birkaçı… Türkiye'nin kendi ayağındaki prangalardan kurtulması, hala, bu sorunlarını çözebilmesine ve AK Parti'ye bağlı... Son birkaç yüzyıldan beri tarihin dışında kalan Türkiye, parantezi kapatmak ve güçlü bir aktör olmak istiyorsa, çözüm iradesini ortaya koymalı. Artık yeni Türkiye'yi inşa etmek, Davutoğlu'nun sorumluluğu altında. Şimdi, Erdoğan ile Davutoğlu'nun çatışması zamanı değil. Hükümetin kurulum sürecinde yaşanıyormuş gibi gösterilen liste kavgası, fitili tutuşturulmaya çalışılan anlaşmazlığın göstergesidir. Aman dikkat; tuzağa düşmeyin.