Değerli okurlarım: Son yıllarda temel gıdalarda maliyeti düşürmek ve haksız kazanç sağlamak amacıyla taklit ve tağşiş yöntemlerine başvurulmaktadır. Vatandaşın en çok konuştuğu konuların başında gıda güvenliği geliyor. Nereye gitsek, kiminle konuşsak aynı soruyla karşılaşıyoruz: "Ne yiyip ne içeceğiz?

Çünkü soframıza gelen birçok ürün hakkında kafalarda soru işaretleri oluşmuş durumda. Et ürünlerinde zaman zaman ortaya çıkan hile haberleri, tavuk üretimiyle ilgili tartışmalar, balda ve yağda yapılan sahtecilikler insanları endişelendiriyor. Meyve ve sebzelerdeki pestisit kalıntıları, kimyasal ilaç kullanımı ve üretimdeki yanlış uygulamalar vatandaşın güvenini sarsıyor.

Eskiden pazardan aldığımız bir domatesin kokusu bütün eve yayılırdı. Bir şeftalinin, kayısının, elmanın kendine özgü tadı vardı. Bugün ise birçok meyve ve sebze daha iri görünmesine rağmen eski lezzetini bulmakta zorlanıyoruz.

Ekmek deseniz ayrı bir dert. Beyaz undan yapılan ekmekler eskisi gibi doyurmuyor. Süt ve süt ürünleri konusunda da vatandaşın aklında birçok soru bulunuyor. Kısacası markete giden de pazara giden de ne alacağını, neye güveneceğini şaşırmış durumda.

Bu mesele sadece tarımın veya ekonominin konusu değildir. Aynı zamanda bir toplum sağlığı meselesidir. Çünkü sağlıksız ve kalitesiz beslenme, zamanla insan sağlığını olumsuz etkiliyor. Bugün hastanelerde yaşanan yoğunluğu, kronik hastalıkların artışını ve ilaç kullanımındaki yükselişi görmezden gelemeyiz. Elbette bütün hastalıkların sebebi gıdalar değildir. Ancak yanlış beslenmenin birçok sağlık sorununa zemin hazırladığı da bir gerçektir.

Sosyolojik açıdan baktığımızda ise hastalıklar arttıkça hastaneler dolmakta, ilaç kullanımı yükselmekte ve sağlık harcamaları her geçen gün artmaktadır. İnsanlar kazandıkları paranın önemli bir kısmını tedavi olmak için harcamak zorunda kalmaktadırlar. Devlet de sağlıksız beslenme ve buna bağlı olarak artan hastalıkların bedelini ağır bir şekilde ödemektedir. Bunun en somut göstergelerinden biri sağlık kuruluşlarında yaşanan yoğunluktur.

Peki çözüm nedir?

Aslında çözümün önemli bir kısmı toprağın kendisindedir. Sağlıklı ürün, sağlıklı topraktan çıkar. Toprak aşırı kimyasala maruz kalırsa, ürünün kalitesi de düşer. Bu nedenle tarımda doğal yöntemlerin yaygınlaştırılması büyük önem taşıyor. Ata tohumlarının korunması, bilinçli üretim yapılması ve çiftçinin desteklenmesi gerekiyor.

Devlet tarafından Tarım ve gıda politikalarında yerli üretimi güçlendiren, doğal üretimi teşvik eden adımların artırılması gerekiyor.

Vatandaşların gıda güvenliği konusunda doğru bilgiye ulaşabilmeleri için resmi kaynakları takip etmeleri büyük önem taşımaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hizmete sunulan Güvenilir Gıda Platformu, tüketicilere gıda güvenliği, etiket okuma alışkanlığı, gıda muhafaza yöntemleri ve sağlıklı beslenme konusunda güncel bilgiler sunmaktadır.

Ayrıca Bakanlığın kamuoyu ile paylaştığı taklit ve tağşiş listeleri sayesinde tüketiciler uygunsuz ürünler ve firmalar hakkında bilgi sahibi olabilmektedir. Bu nedenle sosyal medyada dolaşan doğrulanmamış bilgiler yerine, Tarım ve Orman Bakanlığının resmi internet siteleri ile Güvenilir Gıda Platformu gibi güvenilir kaynakların takip edilmesi hem bilinçli tüketim hem de toplum sağlığı açısından büyük önem taşımaktadır.

Gıda güvenliği konusunda bilgi almak isteyen vatandaşlar Tarım ve Orman Bakanlığının resmi internet adresi olan https://www.tarimorman.gov.tr ile Güvenilir Gıda Platformu'nun internet adresi olan https://www.guvenilirgida.tarimorman.gov.tr üzerinden ya da güvenilir gıda mobil uygulamasından güncel bilgilere ulaşabilmektedir. Ayrıca Alo 174 Gıda Hattı aracılığıyla şikâyet, ihbar ve taleplerini ilgili kurumlara iletebilmektedir.

Sağlıklı nesiller yetiştirmek istiyorsak üretimden tüketime kadar her aşamada gıda güvenliğine sahip çıkmak zorundayız. Sağlıklı bir yaşam için lütfen ne yediğimize ve ne içtiğimize dikkat edelim.