0

Gündemi çok hızlı değişen bir ülkeyiz. Olup biteni takip etmekte toplum olarak zorlanıyoruz. Herkes gündemden payına düşeni alarak gündemi geçiştirmeye çalışıyor.

Başkanlık sistemi ile ilgili olarak o kadar söz dolaşıyor ki ortada herhalde en rahat olanlar oyunun rengi belli olanlardır.

"Ben Başkanlık falan anlamam. Reis ne diyorsa o." diyenlerin kafası rahat mesela. "Giderim, 'evet' oyumu veririm. Gerisini büyükler bilir." diyenin kafası kadar rahat olmak lazım. Onların bir dayanağı var. Darbeye karşı dik duran bir reis ve hükümet var karşılarında. Meydanlarda darbeye dur diyen, ülke güvenliği için sınırları aşan mücadeleleri göze alan istikrarlı bir yönetim var.

Bir de elbette hayırcılar var. Onlar da rahat sayılır. Onların çizgisi de değer yargısı da net. "İktidar ve hükümet istiyorsa ben istemem başkanlık falan. Oyumun rengi 'hayır' olacak tabii ki."

Meclisteki oylamalarda görüyoruz. Meclisi işlemez hale getirenlerden tutun da "diş" güçlerden yardım alıp önüne gelen vekili meclis dışına itmeye çalışanlar bile çıktı bu kez.

Toptancı zihniyet o kadar ileri gidiyor ki bu zihniyette; anlayıp dinlemeye gerek görmeden "hayır" diyebiliyorlar. Cumhurbaşkanı'nı meclis kararıyla yargılama maddesine de (9. madde) hayır dedi hayırcılar. İstikrarı bozmak istemedikleri çok açık.

Başkanlık sistemi nedir, ne değildir diye bakmak da gerekli. Yeni anayasa ne getiriyor, neler değişecek diyerek maddelerin içeriğine göz atmak lazım. Mesela 3. maddeye hayır diyen siyasiler gençlere buna neden hayır dediklerini açıklayabilecek mi acaba? "Biz sizin mecliste olmanızı istemiyoruz." diyemezler herhalde. Onlar diyemezse; hayır diyenlere gençlerin bir cevabı olmalı sandıkta.

Müfredat değişiyor, sevinen yok

Değişim; yeni ufuklar, yeni açılımlar getirecekse iyidir ve toplum tarafından da büyük oranda kabul görür. Bizde müfredat değişimi denince sevinen kimseye rastlamadım ben henüz. Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz birçok dersin müfredatında değişiklik yapılacağını açıklayınca eğitim camiasında buna sevinen kimse olmadığı kesin.

Yıllar var ki değişen sınav sistemi ve müfredat ile allak bullak olan beyinlerle çok da ileriye gidemediğimiz açıklanan istatistiklerle de doğrulanıyor.

Milli Eğitim Bakanı müfredatın değişeceğini ama sınav sistemlerinin devam edeceğini açıkladı. Buna sevinilebilir çünkü değişen sınavları da takip edemiyoruz artık.

Güzel olanı şu; eğitimcilerden fikirler alınacak. "Hazırlanan bu programlar, birer taslak, nihai metinler değil. Kamuoyunun, paydaşların katkılarını alacağız, ortak aklın süzgecinden geçirerek öğrencilerimizin önüne getireceğiz."

Görüşler dikkate alınırsa ortaya faydalı şeylerin çıkacağına inanıyorum. Çünkü sahada olanların fikirleri çok önemli. Öğrenciyle, sınavlarla yüz yüze gelen eğitimcilerin elbette müfredat üzerinde de fikri olmalı. Milli Eğitim Bakanımızın bu yaklaşımını oldukça faydalı bulduğumu söylemek isterim. Eğitimciler de eleştirmek yerine fikirlerini belirtirlerse ortaya güzel açılımlar çıkabilir. Susmak ya da eleştirmek değil katkı sağlamak gerek.

Karne haftası, dikkat

Eğitim-öğretim yılının bir döneminin daha sonuna geldik. Nasıl başladı, nasıl bitti bunu da anlamak zor. Su gibi dedikleri bir hızla ilerliyor zaman.

Notlar tamamlandı, karneler hazırlanıyor ya birçok veli okulun yolunu tutmaya başlar. Notlar, devamsızlıklar derken okul yolu epey aşındırılır. Not için gelen velilere de not vermek gerek. Hem de en zayıfından. Çocuğunun hiçbir şeyiyle ilgilenmeyip de karnelerin masa üstüne konduğu zaman okula not için, devamsızlık için gelen velileri sınıfta bırakmak lazım.

Öğrenci, okul, veli üçlemine dikkat. Dengede olursa ayaklar birçok aksayan yön de yoluna girer. Biraz daha dikkat diyorum. Geçen gün ömürdendir ve çocuklarımızın geleceğinden gidiyor.