0

Gündemimiz ne kadar hızlı değişirse değişsin, bazı olaylar hiç olmazsa birkaç hafta gündemde kalmayı başarıyor. Kalması gereken gündemleri de bazen sıcak tutmakta yarar var. Haftada bir gün yazdığım için bazen çok fazla dillendirilen konulara değinmek zorunda kalıyormuşum gibi görünse de unutturmamak anlamında yazdıklarım hafızayı diri tutma anlamında kabul görmeye devam ediyor. Bunu dile getiren değerli okuyuculara da teşekkür ediyorum.

Gündemimizde dil var. Lisan olan dil. Duyguların ve düşüncelerin ifadesinde dil önemli bir araç. Özellikle bizim gibi köklü bir geçmişi olan dillerde kullanım zenginliği de göz önüne alındığında dilimiz kimliğimizdir demek ve bunu her fırsatta dillendirmek gerekiyor.

Avrupa Parlamentosu'nda Başbakanımız Ahmet Davutoğlu'nun yaptığı konuşma ve hdp milletvekiline verdiği ders unutulacak gibi değil. Parlamentoda Başbakan Türkçe konuşuyor. Gündemde artık Türkçenin de parlamentoda kabul edilmesi var. Hdp milletvekili Ertuğrul Kürkçü, Başbakan'a soru yöneltiyor. Soru zaten baştan sona art niyetli. Bir de soruyu İngilizce sorması tam bir art niyet. Soruyu kağıda bakarak kırık dökük bir İngilizceyle soruyor. Elbette Başbakan'ın cevabı Türkçe ve tarihe geçecek bir cevap veriyor Kürkçü'ye Başbakan.

Gündeme Ertuğrul Kürkçü ile ilgili her şey geldi. Gördük ki karanlık bir geçmişten geliyor Kürkçü. Her fırsatta Kürtlerin hakları diye söze başlayıp Kürtlükle ilgisinin olmaması, tek kelime dahi Kürtçe bilmemesi, samanlık maceraları, ateş hattının ortasında samanlıkta nasıl sağ kaldığı ve daha birçok sorunun cevabı bilmeyenler tarafından da öğrenilmiş oldu.

Bu topraklara dışarıdan yapılanlardan daha fazlası içten yapılan karanlık oyunların neticesinde meydana gelen olaylar olarak tarihe geçmiştir. Bize içimizde büyütüp beslediklerimiz çıkarları için ilk fırsatta sırtını dönmüş, zarar verdiyse ilk olarak içimizdekiler bunu yapmıştır. Tarihimiz bunun örnekleriyle dolu.

Ertuğrul Kürkçü'nün sorusunu İngilizce sormasının hiçbir masum yanı olmaz. Başbakan ki İngilizceyi mükemmel konuşan bir lider. İstese Kürkçü'ye İngilizce cevap verebilirdi. Aslında verseydi, olacağı şuydu; Kürkçü hiçbir şey anlamayacaktı.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, ülkesini çok iyi temsil eden ve birikimiyle ülkemizi özlenen seviyelere çıkaracak bir liderlik vasfına sahip. Ertuğrul Kürkçü'ye verdiği cevap da bunun bir göstergesiydi.

Dil bilmek önemli. Buna şüphe yok. Dikkat çekilecek nokta şudur; dili kimliği olarak görmek. Hdp içinden Kürtçeyi, Kürtlerin haklarını savunan milletvekillerinin birçoğunun ne Kürtlükle ne de Kürtçeyle ilgisi var. Onların amaçları belli. Çünkü sırtlarını aleni olarak yasladıkları yerler var.

Avrupa'nın böyle bir cazibesi var. Siyasiler, sanatçılar, yazarlar Avrupa'ya açılır açılmaz hemen kılıçları çekiyorlar ama kendi ülkelerine karşı. Akla ziyan suçlamalarla ülkelerini çağdaş (!) Avrupa'ya şikayet ediyorlar. Bu yapılanın vatana ihanetten ne farkı var? Ertuğrul Kürkçü'nün sorduğu soruyu iyi niyetli hiçbir kimse Başbakan'a yöneltmezdi. Amaç baştan belli.

Lisan bilmek mesele değil. Dili nerede ne zaman kullanacağını ortaya koymaktır esas olan. On dil bilmek de önemli değil. Türkçeyi doğru kullanmak, ülkesini sevmek, diline sahip çıkmaktır meselenin özü. Bir lisan bir insan olsun yeter. Vatanına, milletine hizmet eden insan olsun, gerisi teferruattır.

Bu ülkenin her karışı bizim için değerli. Gözünü bu topraklara dikmiş olan içten ve dıştan o kadar çok gözünü karartmış bekleyen var ki. Ülkemizi, dilimizi, bu toprağa değer veren herkesi seveceğiz. Sevdikçe güzel olacak her yer.