0
Bugün gündemin birazcık dışında kalacağım. CHP'nin siyasi tarihinden kısa bir not paylaşacağım; CHP'nin organize ettiği din istismarı…
Çok partili politik hayat, seçim ve seçim kampanyaları demektir. CHP, 1950 yılında gerçekleşen seçim kampanyaları sürecinden alttan alta dindar kesimden istifade etmeye çalışmıştır. Öyle ki dini, siyasal çıkarları doğrultusunda kullanma noktasına kadar varmıştır işi…
Ankara merkezli Ticani Tarikatı ve şeyhi Kemal Pilavoğlu ile kurulan ilişki bunu göstermektedir. Pilavoğlu ve müritleri, 10 Nisan 1950 tarihinde CHP'nin Ankara İl Başkanlığına gelerek üye olmuşlar, köylerde de CHP propagandası yapmışlar ve CHP'ye üye toplamışlardır.
CHP'nin dini siyasete alet etmesi Atatürk'ün Çankaya sofralarında bulunan ve aynı zamanda İnönü ile yakın arkadaş olan Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nu da rahatsız eder. Söylemsel olarak dinin siyasete alet edilmesinden rahatsız(!) olan İnönü, ikircikli bir tutum sergiler.
"Halk Partili politikacılar oy kazanma, ya da siyasi rakiplerini yenme yolunda giriştikleri gericilik hareketlerinde… Muarızlarının kendilerine karşı kullandıkları dinsizlikle suçlama silahlarından da bol bol faydalanmışlardır" diyerek "seçimler gelip çattığı günlerde karşılaştığı bazı zorluklar yüzünden Ticanî Tarikatı'yla işbirliği etmeyi de göze almaktan çekinmemişti" der.
Celal Bayar, İnönü'nün ikircikli tavrını, arasından geçen bir konuşmadan hareketle şöyle tasvir eder; "Bursa'da laikliği uzun uzadıya müdafaa eden bir nutuk söylemiştim. Sebilür-Reşad mecmuası bu nutku, her sözümü ayrı ayrı kötüye yorumlayıp, beni dinsizlikle itham ederek sayfalar dolusu yayınlamıştı. Sonra ne oldu bilir misiniz? Halk Partisi, mal bulmuş Mağribi gibi, bu mecmuadan hemen binlerce nüsha satın alıp memleketin dört köşesine dağıttı. Bunun üzerine bende İsmet Paşa'ya gittim. Kendisine, reddi imkansız delillerle bu hadise hakkında lazım gelen malûmatı verdim ve dedim ki: 'Paşam, hani parti mücadelelerinde din istismarcılığı yapmamak hususundaki sözleşmemiz nerede kaldı?' Önce, bu işten haberi olmadığını söyledi. Sonra, benim 'izahat' istemekteki ısrarım karşısında öfkelenerek 'Ne yapalım, bizim arkadaşlar senin bir (zaafından) istifade etmişler' dedi."
Bu süreçte İnönü, Atatürk heykellerine, 'puttur' diyerek saldıran Ticanileri doğrudan eleştirmek yerine Demokrat Parti'yi eleştirmeyi tercih etmiştir. İnönü, 26 Kasım 1951 tarihinde gerçekleştirilen CHP'nin 9. Büyük Kongresi'nin açılışında şöyle konuşur: "Bir aralık herkese endişe verecek manzara ile irtica ve gerilik temayülü görüldü. İrtica heveslileri bazı iktidar ricalinin beyanlarından teşvik edildikleri zannına düşerek geniş mikyasta irtica yayınına giriştiler. 27 yıllık Cumhuriyetin inkar ve kötülenmesi siyasetini geliştirerek az zamanda ve açıktan açığa Atatürk'ün adına, eserine ve heykeline tecavüz derecesine vardırdılar."
Celal Bayar ise bu durumu şöyle anlatır; "İktidarımızın ilk yıllarında, Kemal Pilavoğlu adında birinin yönettiği tarikat mensupları ellerine geçirdikleri çekiçlerle Atatürk heykellerine saldırıyor, huzursuzluk çıkartıyorlardı. Hükümet, bunlara karşı gerekli tedbirleri alıyordu. Fakat olayların birbirini kovalaması, toplumda sinirli bir hava estirdi. Pilavoğlu isimli tarikat şeyhi, 26 müridi ile yakalanıp adliyeye sevk edildi."
Sizce bu tablonun ortaya çıkış nedeni nedir? CHP'nin organize ettiği din istismarı tarihte mi kaldı? Bu sorunun cevabını sizlere bırakıyorum.