0
Son zamanlarda burnuma pis kokular geliyor.
15 Temmuz işgal girişiminde bulunanlar, bu başarısız denemeden sonra havlu atmadı hiç kuşkusuz. "İşgal etme" misyonlarını kılık değiştirerek sürdürüyorlar. Pozisyonlarında milim kayma yok. 15 Temmuz'da durdukları pozisyondalar ve bu pozisyon milli iradenin tayin ettiği her şeyin tam tersi bir pozisyon.
Bir kaç başkentin oluşturduğu konsorsiyumun tüm hesabı, Erdoğan'ı devirip yerine "Ankara'ya değil, kendi başkentlerine bağlı" birini getirmek. Bunun için sürekli yöntem değiştiriyor, enstrüman yeniliyor, kıyafet yeniliyorlar.
Bu aralar kapalı kapılar arkasında planlanarak yürürlüğe giren "sistematik bir operasyon" var. Bu operasyonun tam olarak adı: "Ekonomi üzerinden Erdoğan'ı itibarsızlaştırmak"tır. "Erdoğan'ı halkın gözünde küçültmek"tir!
Buna göre, dünya ölçeğinde baş gösteren ekonomik durgunluk ve küresel resesyon, AB ve ABD ekonomilerindeki dalgalanma ve "Pasifik-Atlantik rekabeti"nin dünyaya negatif yansımaları, sanki Türkiye'ye özgüymüş gibi yansıtılacak. Ekonomik krizin küresel tarafı Türkiye halkından gizlenerek, Türkiye'nin yerel ekonomik kriziymiş gibi sunulacak. Dünyanın ekonomik göstergeleri değil, Türkiye'nin ekonomik göstergeleri ön plana çıkartılacak. Kurdaki yükseliş, TL'nin değer kaybı, işsizlik oranındaki artış gibi göstergelerle, kriz "millileştirilecek" ve bu krizin faturası Erdoğan yönetimine ciro edilecek.
Bunun için takılacak kılıf ve sahaya sürülecek enstrümanlar da hazırlandı.
Yabancı yatırımcıların Türkiye piyasasından çıkması için "günaşırı manipülatif enformasyonlar" ekonomi çevreleri tarafından pompalanacak. Türkiyeli yatırımcılara "belirsizlik" vurgusu yapılarak, "yatırımda durağanlık" sağlanacak. Böylece "işsizlik oranı" daha da yükseltilecek, Merkez Bankası'na psikolojik baskı yapılarak bir kaç çeyrek üst üste "faiz yükseltme eğilimi" göstermesi sağlanacak. Enflasyon tırmandırılacak.
Kısa bir süre sonra da, bu ekonomik buhran halka pazarlanacak. Bir kaç "yazar kasa fırlatıcısı" ayarlanarak, ekonomik krizin toplum üzerinde baş edilemez bir seviyeye ulaştığı resmedilecek!
Sonra?
Sonrası değişmez bir sahne!
Bir "kurtarıcı kahraman" çıkartılacak!
Bu kahraman, "Batı ile ilişkileri iyi olan, müesses nizamın pragmatizmine aykırı hareket etmeyen, uysal birisi" olacak.
Sıkı durun! Bir de "muhafazakar" olacak!
Senaryo bu!
7 darbe girişimde bulunan ve hepsinde başarısız olan üst akıl, bu defa yöntem değiştirdi.
7 Şubat'ta bürokrasi, 17/25 Aralık'ta yargı, 6-8 Ekim'de bir siyasi parti, Gezi'de güdümlü azınlıklar, hendeklerde PKK, Reyhanlı/Cerablus/Kobani'de DAEŞ ve 15 Temmuz'da da FETÖ ile darbe ve işgal girişiminde bulunanlar hep yenilgiye uğradı.
Çünkü bu girişimlerin tamamı "halka rağmen" yapıldı. Milli iradenin "Erdoğan koruyuculuğu refleksi" bir kenara bırakılarak icra edildi. Ve günün sonunda hepsi duvara tosladı. Sayın Erdoğan, bu darbe girişimlerinin tamamından "güçlenerek" çıktı.
Şimdi işgal metodolojilerinde değişikliğe gittiler, kılık/kıyafet değiştirdiler. Kaleyi içten fethetme yoluna başvurdular! Erdoğan'ı halkın gözünden düşürmedikçe dışardan yapılan bütün müdahalelerin başarısızlıkla sonuçlanacağını fehmettiler.
Bu yüzden artık doğrudan "halka" oynuyorlar. Bunun için CHP'den HDP'ye, Gezi'deki Birleşik Vandalizm Hareketi'nden Türkiye'deki piyasa spekülatörlerine ve medyadaki silahşörlerine kadar geniş bir yelpazeyi harekete geçirdiler.
Hedef, AB'ye, ABD'ye kafa tutan Erdoğan'ın uyguladığı "sert" politikaların ekonomik faturasını "halkın" omuzlamak zorunda kaldığı yalanıyla toplumsal bir algı yaratmak. (Kılıçdaroğlu şimdiden görevini ifa etmeye başladı bile. AB'ye: "faturayı 80 milyona değil, Erdoğan'a kesin" çağrısı bu plandan bağımsız değil) Ekonomik krizin tırmandırıcısı olarak Erdoğan'ı göstermek ve oluşacak tepkiyi toplumsallaştırarak geniş kitlelere yaymak.
"8.Sürüm Darbe" senaryosunun muhtevasında bunlar var işte!
Ne var ki, bu senaryoyu yazıp uygulamaya koyanlar bir şeyi eksik hesapladı.
O eksik, Türkiye halkının "basireti, aklı ve vicdanı"dır!
Halkı küçümsediler!
Oysa şimdiye kadarki darbe girişimlerinin tamamını, bizzat halkın kendisi, "Erdoğan'ın arkasında durarak" püskürttü.
Bu kahraman millet, yine darbenin kimden geldiğini ferasetiyle görür, kendisine gösterilene değil, kendisine gösterilenin arkasındakine bakarak "faili" tespit eder!
Sonuçta…
Yine hüsran var sizin için!
Bu millet; ne Erdoğan'ı, ne kendi iradesini ve ne de kendi geleceğini yedirir size!
Siz, her zamanki gibi avucunuzu yalar, başınızı önünüze eğer ve defolup gidersiniz bu coğrafyadan, yeni bir plan kurmak üzere ininize doğru!
Biz ise, yolumuza kaldığımız yerden devam ederiz, onurumuzla, gururumuzla, vicdanımız ve dava şuurumuzla!