0
Bu ülkede politika üretmeye çalışan partilerin en büyük açmazı; sahih veya sahici olamamaktır. Bu gerçeklik, siyasi partilerin gerçekçi veya tutarlı politika üretmekte zorlanmalarına neden olmaktadır. Siyasi partiler, sadece günübirlik politikaların sözcülüğü yapar. Özellikle muhalefet partilerinin içine düşmüş olduğu derin girdabın ana nedeni budur.
Demokrasilerde muhalefetin temel özelliği, "Bildik meseleler hakkında bilinmedik tarzda düşünme ve eylem 'kabiliyeti'dir." Oysa CHP'nin, HDP'nin veya MHP'nin muhalefet etme biçimi, AK Parti'nin ve hatta Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın söylediklerini ters yüz etmemeye çalışmaktan ibarettir. Muhalefetin söylem düzeneğini; ne parti programı veya partinin dünya görüşü ne de zamanın ruhu belirler. Her şey iktidar partisi olan AK Parti'nin yapıp ettiklerini yanlışlamaya çalışmak üzerine kuruludur. Bundan dolayı tutarlılıktan ve bütüncül bir perspektiften uzaktır. CHP'nin Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun Amerikan tipi Başkanlık ile ilgili olarak hızla çark etmesinin nedeni de budur.
Hatırlayacaksınız, katıldığı bir programda Kılıçdaroğlu "Amerikan tipi Başkanlık" sistemine karşı olmadıklarını, konuşup tartışabileceklerini söylemiş ve neden olmasın demişti. Ardından Başbakan Binali Yıldırım'ın Amerikan tipi Başkanlık sistemine sıcak baktıklarını açıklaması, Kılıçdaroğlu'nun bir anda çark etmesine neden olmuştu. Hatta bundan dolayı, Kılıçdaroğlu'na da en hızlı çarkçı genel başkan unvanı da verilmişti.
Ya HDP'nin durumuna ne demeli? HDP, tam bir omurgasızlık örneği sergiliyor. Sosyalist dünyadan beslenen; marjinal soldan, bazı Kemalistlerden ve iflah olmaz AK Parti muhaliflerinden oy devşiren HDP'nin Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş'a göre, "Kürtlerin en büyük İslami partisi HDP" imiş. HDP'nin dindarlarından Altan Tan ile yarışan Demirtaş'a göre, bölgedeki diğer İslami partiler il başkanı bile bulamazmış. Galiba, sırtını terör örgütüne dayayan HDP, güneydoğuda PKK'nın uygulamış olduğu terör ve baskıdan haberdar olmadığımızı düşünüyor ve aklımızla alay ediyor. HÜDAPAR'lı gençleri linç etmeye çalışan siz değil miydiniz?
HDP'nin en trajikomik açıklaması, IŞİD terörü ile ilgili yapmış oldukları… Sırtını dayamış olduğu PKK terörüne karşı suskun kalan, çukur siyaseti ile gençleri ölüme gönderen Demirtaş; Türkiye'nin başbakanını IŞİD ile iş yapmakla suçluyor. Demirtaş'a göre; IŞİD devletin içine sızmış durumdaymış. Milli Eğitim'de varmış, Sağlık Müdürlüklerinde varmış, havaalanlarındaki güvenlik personelinin içinde varmış, adliyede varmış, cezaevinde varmış. IŞİD sempatizan ve militanlarını devlet kadrosu haline getirmiş. AKP'nin hoşgörüsüyle devlete sızmışlar. Bu yüzden de Türkiye'nin istediği yerinde ve istediği zamanda bütün güvenlik tedbirlerini aşarak katliam yapabiliyormuş. Bu açıklamaya güler misiniz, ağlar mısınız? Galiba Demirtaş, herkesi kendi gibi zannediyor. "Nerden baksan tutarsızlık", "nerden baksan ahmakça"…
"Kürtlerin en büyük İslami partisi olan HDP(!)"nin Eş başkanı Demirtaş'a, at gözlüğünü çıkarıp biraz da olsa toplumun nabzını tutmasını öneririm. Çünkü toplumun nabzını tutmayan bir siyaset eninde sonunda iflas eder.
Neylersin ki, Demirtaş için çember de hızla daralıyor.