0

Son dönemin azılı ve bir o kadar da naif muhaliflerinden, Bugün gazetesi Ankara Temsilcisi Adem Yavuz Arslan, dünkü yazısına şöyle bir soru ile başlıyor; 5.yargı paketi kim için çıkıyor?

Sayın Adem Yavuz Arslan, öncelikle bu yasa, paralelciler için çıkmıyor. Yolsuzluk kisvesi altında meşru hükümete darbe teşebbüsünde bulunanlar için de çıkmıyor. Adrese teslim dava dosyaları gibi, bir demokratikleşme paketi değil bu. Bu tüm Türkiye'yi kapsayan bir reform paketi; tıpkı öncekiler gibi… Ayrıca bu nasıl bir akıldır ki, böyle bir soru sorabiliyor, anlayabilmiş değilim. Bu ülkede demokrasi, bazı seçkin insanlar için midir?

"Her ne kadar kulağa hoş gelse de" diyor ve aynen şöyle devam ediyorsunuz; 'kişisel verilerin korunması amacıyla bu verileri hukuka aykırı olarak kaydedene ve yayanlara verilen ceza artırılıyor.' Kaydedene 1 yıldan 3 yıla, yayan da 2 yıldan 4 yıla kadar hapisle yargılanacak." Peki, bunun neresi yanlış? Özel hayatın kuşatıldığı bir zaman diliminde, kişisel verilerin korunması, bırakalım demokrasiyi, öncelikle insana ve özgürlüklere saygıdır.

Gerçekleri örtmek, muhalefet yapmak değildir; ilkesizliktir. Evet, demokrasi, bu ülkenin geleceğidir. Ve AK Parti, hala, Türkiye'yi demokratikleştiren ana siyasi motordur. AB sürecinden birçok alanı kapsayan demokratikleşme paketlerine kadar birçok değişim, AK Parti tarafından yapılmıştır. Her gün yeni taktiklerin devreye girdiği bir süreçte yapılması gereken, demokratikleşme sürecine hız vermek olmalıdır.

Kürt Meselesi, Abdullah Öcalan'sız Çözülemez

Türkiye ve Türk siyaseti, kaset savaşları ile yeniden dizayn edilmeye çalışılıyor. Bu ülkede, toplum veya siyaset ne zaman akıl tutulmasının girdabına düşse, hemen bir köşede saklı tutulan gizemli bir kaset hayatımıza giriveriyor; bazen bir itiraf, bazen de pornografik içerikli görüntüler... Son olay, birkaç gün önce gerçekleşti; İşçi Partisi, Abdullah Öcalan'ın sorgu görüntülerini medyaya dağıttı.

Peki, siyasetin, cemaat ve yargı tarafından ipotek altına alınma teşebbüsü sürecinde, bu görüntülerin ortaya çıkması ne anlam ifade ediyor? Öcalan'ın sorgu görüntülerinin montajlanarak medyaya servis edilmesi bize ne söylemeli? Neden, böyle bir zamanda sorgu görüntüleri gündeme getirildi? Bu görüntüler ile nasıl bir hedefe ulaşılmak isteniyor?

Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki, her eylem birkaç anlamı aynı anda taşıyor. 27 Aralık darbe girişiminden itibaren, yolsuzluk kisvesi altında "the cemaat" tarafından, siyaset ipotek altına alınmaya çalışıldı. Başlangıçta AK Parti hükümetini ve Erdoğan'ı sarsan; ancak onun dirayetli duruşuyla önü alınan süreç, "siyaset"in zaferiyle sonuçlandı. Türkiye Devleti ve AK Parti, Cemaat cuntasından ucuz kurtuldu.

Aslında, yapılmak istenen şey çok açık; sorgu görüntüleri ile hem Öcalan itibarsızlaştırılacak, hem de çözüm süreci akamete uğratılacak. Örgüt üzerindeki hakimiyetini kaybeden Öcalan, etkisiz ve kullanışsız hale getirilecek. Böylece, Türkiye, ulus devletin bir "armağanı" olan sorun ile siyasal ve ekonomik enerjisini yeniden tüketmeye başlayacak.

İşte, bu görüntülerle, siyaset yeniden ve bir kez daha, mühendisliğe maruz kaldı; yeni bir dizayn operasyonuydu. Erdoğan ve Öcalan'ı siyasetin dışına itmeyi amaçlayan genel bir stratejinin parçası… Bu süreçte yapılması gereken, siyasete sahip çıkmak olmalıdır.

Son olarak, çözümün kardeşlik hukukunu işler hale getirmekten geçtiğini ve zamanın, bu ülkenin aleyhine olduğunu unutmamalıyız. AK Parti'ye ve Başbakan'a düşen görev, gecikmeksizin, kardeşlik hukukunu anayasal güvenceye kavuşturmaktır.

Ayrıca, parlamento dışı güçleri devreye sokmaya teşebbüs etmek veya Gül başkanlığında partiyi bölmeye çalışmak; hem siyaseti ipotek altına almaya hem de Erdoğan'ı pasifize etmeye dönük bir proje olduğu unutulmamalıdır.