Fevzi AKARGÜL / İSTANBUL
Diplomasi, insanlık tarihinin rafine iletişim biçimlerinden. Yalnızca devletlerin ilişkilerin yürütüldüğü teknik alan değil; dilin, sembollerin, ima sanatının üst biçimde kullanıldığı güç sahnesidir. Burada açık sözlülük değil, ölçülülük, dolaylılık esastır. Uluslararası ilişkilerde söyleneler, yalnızca muhatabına olmayıp, küresel kamuoyuna, müttefiklere, rakiplere yöneltilmiş çok katmanlı mesajdır. ironi-mizah diplomatik dilin görünmeyen fakat etkili araçlarından, doğrudan söylemenin sertliğini yumuşatır fakat mesajın gücünü azaltmak yerine çoğu zaman keskinleştirir. Bir yetkilinin ironik vurgusu, diplomatik nota kadar sert olabilir; fakat bunu protokol kuralları içinde, zarafeti bozmadan yapmalıdır. Mizahın-ironinin asıl gücü, kelimelerin arkasındaki anlamda. Böylece diplomasi, sadece "ne söylendiği" üzerinden değil, "nasıl söylendiği”, “ne kastedildiği" üzerinden okunmalı. Bu durum, diplomasi ile mizahın kesiştiği noktada yeni bir "algı alanı" doğurduğunu göstermektedir. Öyle ki, bu algı alanının sınırları, yakın zamanda yaşanan diplomatik krizde tek harfin değiştirilmesiyle, bir devletin egemenlik iddiasını diğerine kabul ettirdiği noktaya kadar genişlemiştir.
İRONİNİN ‘’STRATEJİK’’ GÜCÜ
Diplomaside ironi, üslup tercihi değil; çoğunlukta stratejik zorunlulukla karşımıza çıkıyor. Uluslararası sistemde devletler, sert güç unsurlarının yanında dilin-anlatının gücüyle mücadele ediyor. Kullanılan her ifade, mevcut durumu, gelecekteki ilişkilerin yönünü etkileyebiliyor. İroni, bu ihtiyacı karşılayan etkili araçlardan…Tarihsel örnekler açıkça ortaya koyuyor ki; Ronald Reagan’ın Sovyetler Birliği’ne yönelik ironik söylemleri, yalnızca retorik unsur değil; psikolojik üstünlük kurma girişimidir. Benzer şekilde Nikita Khrushchev’i, Churchill’i de görebilmekteyiz. İroni yalnızca anlatım biçimi değil; riskli güç aracıdır. Dolayısıyla diplomasi ile mizah-ironi arasındaki ilişki, yüzeysel benzerlikten ibaret olmayıp ima, tonlama ve bağlam üzerinden anlamlar üretmektedir.
İRONİ: DİPLOMASİNİN STRATEJİK DİLİ
Soğuk Savaş’tan günümüze uluslararası ilişkiler incelendiğinde temel gerçek: devletler sadece askeri güçle değil, dilin yarattığı algı gücüyle de mücadele halinde. Diplomaside kullanılan her kelime mesajdır aslında. Böylece ironi, diplomasinin hem çok şey hem hiçbir şey söyleme paradoksundaki ihtiyacı karşılayan en güçlü yöntemlerden. Liderler, mizah-ironiyle kendi pozisyonlarını güçlendirir; karşı tarafı köşeye sıkıştırır fakat bunu doğrudan saldırıya dönüştürmezler. Basın toplantılarında söylenen tek ironik cümle, gazetelerin manşeti olurken uluslararası gündemede sinyal gönderebilir. Üstelik ironi, konuşanın psikolojik üstünlüğünü de gösterir. Özellikle kriz dönemlerinde diplomasinin ihtiyaç duyduğu iki konu vardır: tansiyonu yükseltmeden caydırıcılık sağlamak, gerektiğinde geri adım atabilme alanı bırakmak. İroni, ihtiyaçların kesişiminde. Bu yüzden diplomatik ironiyi sadece mizah biçimi değil, ‘’güç’’ dilidir.
AKADEMİK PERSPEKTİF: ‘’ BELİRSİZLİK’’ VE ‘’İNKÂR EDİLEBİLİRLİK’’
Akademik literatürde diplomasi dili, çoğunlukta “belirsizlik” kavramı üzerinden açıklanır. Devletlerin çoğu zaman kesin ifadelerden kaçındığını; yoruma açık, kontrollü-stratejik dil kullandığını vurgular. Nedeni: uluslararası sistemde kesin konuşmak, kesin sorumluluk doğurur. Belirsiz konuşmak, manevra alanı sağlar. İroni, belirsizliğin daha rafine biçimidir diyebilmekteyiz. İronik ifade, çoğunlukta “açık” gibi görünsede resmî düzlemde inkâr edilebilir alanlar bırakır. Gerektiğinde “Yanlış anlaşıldık” denilerek geri adım imkânı verir. Bir diplomat, “Biz sizin hassasiyetlerinizi elbette anlıyoruz” dediğinde, cümle nezaket içerir; ama ironik tonla söylendiğinda “Bu hassasiyetleri samimi bulmuyoruz” mesajını taşıyabilir. Siyasal söylem, doğrudan mesajdan çok dolaylı anlam üzerindendir. Mizahın-ironinin yalnızca gülümseten unsur olmadığını, psikolojik savaşın, algı yönetiminin, diplomatik üstünlük kurmanın aracı olduğunu görmekteyiz. İroni, akademik anlamda sadece dilbilimsel olgu olmayıp; devlet davranışını, kriz yönetimini, güç dengelerini etkileyen stratejik enstrüman olabilir.
DİPLOMASİDE İRONİNİN İŞLEVLER: AVANTAJLAR VE RİSKLER
Diplomaside ironi kullanılmasının temel nedeni, “sert mesajı yumuşatarak verme, gerilimi düşürme’’ ihtiyacıdır. Doğrudan saldırgan ifadeler yerine, muhatabı düşündüren, mesajı ima yoluyla ileten söylem kurar. Açık suçlama yerine, “sözde masum” cümle ile eleştiri yapılabilir. İroni iç politikada liderin kararlılığını gösterirken dışarıda diplomatik nezaketi korur. Böylece kamuoyuna sinyal vermek açısından güçlüdür. Ancak ironi her zaman güvenli bir araç değildir. Yanlış anlaşılabilir; çünkü kültürel farklılıklar ironinin tonunu değiştirebilir. Bir ülkede mizahi görülen bir ifade, başka bölgede hakaret sayılabilir. İroni bazen krizi büyütebilir; çünkü muhatap “küçümsendiğini” hissedebilir. Tansiyonun yükseldiği dönemlerde mizahi-ironik ifade provokatif algılanabilir. Siyasi-diplomatik ironi, keskin bir bıçak misali , doğru şekilde kullanılmalıdır.
‘’SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİDE SİLAH OLARAK KULLANILAN İRONİK DİL’’
Diplomaside ironinin en çarpıcı örnekleri, Soğuk Savaş dönemindedir. Bloklar arasında sürekli gerilim hattında ABD Başkanı Ronald Reagan’ın Sovyetler için yaptığı “özgürlükten korkuyor olabilirler, biz korkutmamaya çalışıyoruz” sözleri, diplomatik saldırı değildi; Sovyetlerin ‘’baskıcı’’ yapısını işaretiyle ironik eleştiridir. Amerikan kamuoyuna “biz haklıyız” mesajı verirken, Sovyetlere “sizi tanıyoruz” anlamında psikolojik baskı kuruyordu. Soğuk Savaş’taki diğer örnek Sovyet lideri Nikita Kruşçev’in “Sizi gömeceğiz” sözüdür. Kruşçev, ‘’kapitalizmin tarihin akışında çökeceğini’’ anlatır. Fakat Batı bunu doğrudan askeri tehdit algıladı. Bu olay, ironi-sembolik dilin uluslararası ilişkilerde nasıl büyük yanlış anlaşılmalara dönüşebileceğini gösteren klasik bir vakadır. Başka akılda kalıcı örnek, dönemin diplomatik görüşmelerinde ortaya çıkan “gülümseyen sertliktir”: iki taraf birbirine nazikçe hitap ederken unutmamak gerekir ki masanın altındaki gerilim nükleer seviyedeydi. Bu atmosferde kullanılan ironik cümleler, aslında savaşın yerini alan sözlü çatışmalardı. Taraflar, doğrudan silah kullanmadan üstünlük için dili silah gibi işliyordu. Bu örnekler, ironinin diplomaside nasıl caydırıcı bir güç aracına dönüştüğünü açıkça ortaya koyar.
CHURCCHILL, ATATÜRK VE MODERN SÖZ DÜELLOLARI
İroni yalnızca süper güçlerin değil, karizmatik liderlerin siyasi zekâsında da kendini gösterir. Umum tarafından bilinen ifade ile ‘’mizah-ironi zekâ işidir’’. Winston Churchill’in rakiplerine karşı kullandığı ince taşlamalar en bilinen örneklerinden. Hakaret olmayan ama muhatabını cümle içinde etkisiz hale getirir. Diplomasi ile siyasetin kesiştiği noktada ironinin nasıl “üstünlük kurma” aracına dönüştüğünü gösterir. Türk diplomasi geleneğinde ise yabancı temsilcilerle kurulan ilişki, ironinin özgüvenle birleştiği örnekler sunar. Batılıların Osmanlı sonrası Türkiye’ye “medeniyet öğretme” tavrına Atatürk’ün verdiği ölçülü, mesafeli tepkiler, aslında “Biz artık kendi kaderimizi kendimiz çizeriz” mesajını taşır. Bu yaklaşım, ironinin saygısızlık biçimi değil; bağımsızlık, şahsiyet ifadesidir. ABD ile Çin arasındaki “kurallara dayalı düzen” söylemi, İran–ABD geriliminde “ABD demokrasi getiriyor(!)” ifadeleri, diplomatik polemiğin ironik dil üzerinden yürüdüğünü gösterir. Burada ünlem- parantez, bazen bir füze kadar sert mesaj taşıyabilir. Bir satranç tahtası diplomasi masasında ironi kullanılan görünmez, etkili hamlelerdendir.
YAKIN TARİHTEN ÖRNEKLER: DİPLOMASİNİN HARF OYUNU
Bu satırların yazıldığı günlerde ABD başkanı-heyeti Çin ziyaretinde. Fakat Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun bu üst düzey görüşme için Çin'e yapacağı ziyaret, başlı başına diplomatik muammaydı. Zira Çin, Rubio'yu çeşitli konulardaki sert eleştirileri nedeniyle 2020 yılında yaptırım listesine almış, ülkeye girişini yasaklamıştı. Peki şimdi, aynı kişi Dışişleri Bakanı sıfatıyla nasıl kabul edilecekti? Çin diplomasisinin bulduğu çözüm, zekânın, üstünlük arayışının şaheserlerinden. Çin makamları, resmî yazışmalarda- protokol listelerinde Rubio'nun soyadının Çince karakterlerinde ufak ama stratejik değişikle yaptırım listesindeki "Marco Rubio" yerine, teknik olarak bambaşka biri olan "Marco Lubio"ya dönüştürdü. Bu, Churchill'in bir cümlede rakibini etkisiz hale getiren nüktesinden, ABD'nin Çin'e yönelik "kurallara dayalı düzen" imasından çok daha öte ironiydi. Çin, bu yaratıcı formülle üç şeyi aynı anda başardı: yaptırım kararının arkasında durarak egemenlik iddiasını korudu, zirvenin iptaline yol açmayarak diplomatik sorumluluktan kaçmadı ve en önemlisi, diplomasinin en kritik silahlarından "inkâr edilebilirlik" zırhını ustalıkla kuşandı. Bu olay, uluslararası kamuoyuna ‘’kapıyı açıp kapamak bizim elimizde; varlığı bizim iznimize bağlı." örtülü, son derece net mesaj vermiş oldu.
MİZAH DİPOMASİNİN İNCE ZEKÂSIDIR
Sonuç olarak diplomasi-ironi arasındaki ilişki, basit üslup benzerliği değil, uluslararası sistemin doğasından kaynaklanan stratejik zorunluluktur. Tarihsel örnekler, liderilerin mizahı-ironiyi mesaj yöntemi olarak kullandığını gösteriyor. Akademik literatür “belirsizlik”, “dolaylı iletişim” ve “stratejik söylem” kavramlarıyla açıklığa kavuşturduğu ironinin, diplomatik manevra alanı açan araç olduğunu vurgulamaktadır. Mizah-ironi, doğru kullanıldığında gerilimi düşüren, muhatabı incitmeden sınır çizen güç iken; yanlış kullanıldığında krizleri büyütebilecek tehlikelere dönüşebilir. Bu nedenle diplomatik ironi, yalnızca zekâ değil; kültürel hassasiyet, siyasi denge gerektirir. Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne hocamız mizahın ‘’kaosun içerisinde sakinliği, dinginliği görebilmek’’ olduğunu söylemişti. Merhum İlber Ortaylı’nın sıkça vurguladığı, ‘’insanın- toplumun hayata karşı diri kalabilmesi için mizah duygusu vazgeçilmezdir; çünkü mizah-ironi, yalnızca gülmek değil, olayları doğru okumak, mesafeyi korumak, aklı diri tutmaktır.’’ Bu düşünce yalnız modern entelektüellere değil, İslam kültüründe de ölçülü mizahın, nükteli sözün insanı kibirden koruduğu, hakikati daha yumuşak biçimde anlatmaya imkân verdiği kabul edilir. Nasreddin Hoca’da böyle yapmamış mıdır zaten.