Balkanlar, Türkiye’nin ortak geçmişi, paylaşılan kültürel mirasıyla nesiller boyu süren gönül bağlarının coğrafyasıdır. Burası Türkiye’nin dış politikasında yalnızca bir alan değil; kalıcı dostlukların, toplumsal bağların inşa edildiği derinlikli bir zemin. Bu bağların sürdürülebilirliğinde eğitim diplomasisi önemli roller üstlenmekte. Türkiye Maarif Vakfı Arnavutluk Temsilcisi Mesut Özbaysar, Balkanlar’da yürüttüğü eğitim faaliyetleriyle bu vizyonu sahaya taşıyan önemli isimlerden. Bölgede sürdürülen çalışmalar, nitelikli eğitim ile Türkiye’nin insan odaklı yaklaşımını, kültürel birikimini genç kuşaklara aktarıyor. Röportajımızda, Özbaysar ile Maarif Vakfı’nın Balkanlar’daki rolünü konuştuk.
‘’EĞİTİM DİPLOMASİSİNİN GÜCÜ’’
Türkiye’nin dünyadaki yumuşak gücünü temsil eden Maarif Vakfı’nı nasıl bir “eğitim diplomasisi” aktörü olarak görüyorsunuz, Türkiye–Arnavutluk ilişkilerine katkıları nelerdir?
Türkiye Maarif Vakfı, ülkemizin uluslararası alanda varlığını güçlü şekilde gösteren, sahip olduğu insani değerler ve kültürel birikimini, “Anadolu irfanını" yansıtan eğitim diplomasisi aktörü olarak değerlendirilebilir. Arnavutluk özelinde, okullarda eğitim gören öğrenciler ve öğrenci velilerimiz iki ülke arasındaki tarihsel, kültürel ve sosyal yakınlığı kurumsal bir zeminde müşahede ederek adeta yaşıyorlar. Bu da ikili ilişkilerin daha görünür-sürdürülebilir olmasına imkân sağlıyor.
Maarif Okulları, nitelikli eğitim, milli değerlerin vurgulandığı kültürel programlar, Türkiye’de üniversite okumak için sunduğu burs imkânları ve bulunduğu toplumla kurdukları güçlü bağlar sayesinde Türkiye’nin “kadim insan odaklı değerler bütününü” genç kuşaklara aktarıyor. Bu yönüyle Arnavutluk’ta yalnızca eğitim alanında iyi bir alternatif oluşturmuyor; aynı zamanda güven, iş birliği, ortak geçmiş ve karşılıklı saygı temelinde iletişim kanalı inşa ediyor. Okulun çehresi, öğrenci, veli, çalışanlar ve yerel paydaşlarla kurulan bu etkileşim, Türkiye–Arnavutluk ilişkilerini resmî düzeyin ötesinde vatandaşlar arası dostluk ve yakınlığa dönüştürüyor. Vakfımızın Arnavutluk’taki varlığı, ülkeler arasındaki dostluğun geleceğe taşınmasında, ortak değerlerin yaşatılmasında, karşılıklı anlayışın güçlendirilmesinde önemli güç unsuru olarak stratejik rol üstleniyor.
EĞİTİMLE YETİŞEN GÖNÜLLÜ KÜLTÜR ELÇİLERİ

Kosova ve Arnavutluk’ta eğitim görerek Türkiye’nin kültür elçileri konumunda olan öğrenciler, iki ülke arasındaki dostluk köprülerini nasıl güçlendiriyorlar?
Türkiye Maarif Vakfı, 2017 yılında Kosova’da, 2018 yılında Arnavutluk’ta faaliyetlerine başlamış, 6721 sayılı kanunla yurt dışında insanlığın ortak birikim ve değerlerini esas alarak örgün ve yaygın eğitim hizmetleri vermek, geliştirmek amacıyla okul öncesi eğitimden üniversite eğitimine tüm eğitim süreçlerinde burslar vermek, okullar, eğitim kurumları yurtlar gibi tesisler açmak, eğitmenler yetiştirmek, bilimsel araştırmalar-yayınlar yapmak ve metotlar geliştirmek, faaliyet gösterdiği ülkenin mevzuatına uygun diğer eğitim faaliyetlerini yürütmek amacıyla kurulmuştur. Müfredat ölçüsünde
Türkçe dil becerilerini geliştirmeye çalışıyoruz. Okullarımızın birçoğunda Türkiye Kulübü faaliyetleri ile ortak birikimimizi tekrar gün yüzüne çıkarıp ortak geçmişimiz üzerinden yeni köprüler inşa ediyoruz. Uluslararası yarışmalarla Türkiye’de bulunmalarını sağlayarak zengin kültürümüzün ögelerini yerinde müşahede etme fırsatları sunuyoruz. Tüm bunlar bahsettiğiniz dostluğu, köprüleri, ilişkileri güçlendiren unsurlar olarak önümüze çıkıyor ve gönüllü elçilik hadisesi de tezahür ediyor.
EĞİTİMLE BÜYÜYEN KÜLTÜREL YAKINLIK ALANI
Türkiye Maarif Vakfı’nın yürüttüğü çalışmalar kültürel diplomasi olarak değerlendirilebilir mi, en somut örnekleri nelerdir?
Yaptığımız çalışmaların kültürel tarafı mevcut elbette. Bizim için eğitim, sadece bilgi aktarma süreci değil; öğrenme ekosistemini oluşturan tüm katmanların birbirini beslediği, insan odaklı, sürdürülebilir bir yapılanma oluşturma sürecidir. Bakış açımız ve medeniyetimizin gereği anlayışımızda kültürün tek taraflı transfer durumu ve oluşturduğu etki dengesizdir, bu bilgi alışverişi ya da kültürel değerlerde buluşma kavramına terstir, daha çok iknaya dayalıdır. Bir eğitim kurumu olarak yaptığımız işi metaforik olarak bir “çatı” gibi nitelersek, temelden başlayarak bir bina inşa etmeye benziyor. Eğitim süreçlerinin içerisinde elbette sosyal, kültürel değerler, gelenekler, adabı muaşeret, iletişim, etkileşim ve kurumun vizyonu çok önemli rol oynuyor. Amacımız tüm dünyada güzel, iyi insanlar yetiştirmek. Bu perspektifle her öğrenci, eğitimci ve hatta kurumun tüm paydaşları bu büyük çatı altında uyum içinde hareket ettiğinde, ortaya çıkan yapı yalnızca bir kurum değil, yaşayan ve sürekli kendini yenileyen dünya standartlarında öğrenme topluluğu oluyor.” Bu misyonun en somut örnekleri de yetişen neslin ülkemizi tanıması, dilimizi öğrenmesi ve Türkiye’ye müzahir ikili ilişkilerde katkı sunan, ortak geçmişimizin sağlam temelleri üzerine yeni neler katabileceğinin bilincinde nesiller olarak yetişmelerini sağlamaktır.” Türkiye’de üniversite eğitimi alarak ülkesine dönen gençlerimizin de kendi ülkelerine enerjisi ve birikimleriyle güzel hizmetler sağlaması en büyük arzumuzdur.
‘’TARİHİMİZ COĞRAFYAMIZA SIĞMIYOR’’ İFADESİNİN MERKEZİNDEYİZ
Tarihsel-duygusal olarak Türkiye’ye oldukça yakın Arnavutluk- Kosova halkları modern diplomasiye, toplumlar arası etkileşime nasıl yansıyor?
Esasen diplomasinin temel amacı, çatışmaları önlemek, ortak çıkarları korumak, uluslararası ilişkileri istikrarlı zeminde yürütmektir. Balkanlar ile uzun-köklü ilişkilerimiz bu kavramın içine sığmayacak kadar büyük. Şanlı tarihimizde bölgede kardeşçe yüzyıllarca yaşamış, ortak yaşanmışlıklar üzerinden asırlar geçmesine rağmen bugüne muhabbetle gelen süreç, hasret var. Bir söz vardır ‘’tarihimiz coğrafyamıza sığmıyor’’ derler, bizim de ilişkilerimiz coğrafyaya sığmayacak kadar büyük. Hala muhabbet diri, yakınlık üst seviyede hissedilmektedir. Modern dönemde yönetimler halkların kaderini, halklar yönetimlerin kaderini tayin etse de, aynı yönetimler gönüllerde olan sevgi ve muhabbeti tayin edemez, söküp alamazlar. Biz şuna inanıyoruz ki dünyada en çok insani yardım yapan ülkeler sıralamasında nasıl ki birinci sırada Türkiye geliyorsa, özellikle bu bölgede de güven ve sevgi açısından ülkemiz birinci sırada gelmektedir. Bu sorumlulukla yürüttüğümüz eğitim faaliyetlerinin muhtevasının farkında olarak işimizi özveri-disiplin çerçevesinde yürütüyoruz.
EĞİTİM DİPLOMASİSİ İLE KÖPRÜLER KURULUYOR
Balkan coğrafyasındaki gençlerin Türkiye’ye bakışında eğitim diplomasisi rolü nasıl değerlendirir misiniz?
Gençlerin Türkiye’ye bakışında Avrupa’nın sunduğu fırsatlar zaman içinde dönüşüme sebep olabiliyor. Son dönemde Kosova’nın serbest dolaşım alması, Kosova işgücü ve ülkenin geleceği için zorlanabileceği tabloyu gözler önüne sermektedir. Ancak kültürel yakınlık, tarihsel hafıza ve popüler kültürün etkisi nedeniyle Türkiye’ye karşı doğal bir ilgi zaten mevcuttur; bu ilgi, ekonomik ve siyasi gelişmelere bağlı olarak dönemsel dalgalanmalar gösterebilmektedir. Tabi sahada önemli unsurlardan biri olarak göze çarpan Türkiye ile doğrudan temas kuran, Türkiye’de eğitim gören veya Türk kurumlarıyla etkileşimde bulunan gençlerin genellikle olumlu ve gerçekçi bir algı oluştuğu görülür. Bu sebeple sahada eğitim alanı önemli bir rol üstlenmekte; Maarif Okullarımız, Türkiye burs programları, akademik hareketlilik imkânları, eğitim içerikli projeler sayesinde gençlerin Türkiye’yi kendi deneyimleri üzerinden tanımalarını sağlayarak algıyı propaganda yerine temas ve tecrübe yoluyla dönüştürmektedir. Bundan sebep eğitim alanı, uzun vadede ülkemizi yakından tanımayanlarda daha dengeli, olumlu yaklaşım geliştirmekte ve bu doğrultuda genç kuşakların oluşmasına, Türkiye ile Balkan toplumları arasında var olan sosyal, kültürel ve akademik köprülerin güçlenmesine katkı sunmaktadır.
ORTAK KÖKLERDEN KARŞILIKLI GELİŞİM YOLCULUĞUNA
Türk gençleri Kosova ve Arnavutluk’taki akranlarıyla ortak gelecek vizyonu ve dostluğun sürdürülebilir olması için ne gibi adımlar atılmalıdır?
Türkiye’nin Balkan ülkeleriyle akrabalığı, ortak değerlerin köklü geçmişe uzanması ile var olan gönül birlikteliği bulunuyor. Bu durumu diğer topluluklara nazaran çok kıymetli ve avantajlı. Bu sebepler muvacehesinde akranlarıyla kurulacak ortak gelecek vizyonu, yalnızca kültürel yakınlığa dayanan “duygusal bağ” değil; ortak değerler, hedefler ve üretim alanları üzerine inşa edilen karşılıklı gelişim yolculuğudur. Coğrafyanın birbirine benzeyen sosyal dinamiklere, entelektüel hafızaya ve toplumsal beklentilere karşı ortak perspektifinin olması, bu vizyonun temelini zaten doğal biçimde güçlendiriyor.
TÜRKÇEYE ARTAN İLGİ
Devletlerarasında imzalanan anlaşmalar, stratejik düzeyde kurulan işbirliklerinin genç bakış açısına da yansıması, kalıcı-sürdürülebilir projelerle sistemli yürütülmesi oldukça önemli. Ortak geçmişin izlerini okumak, anlamak için gerekli olan en önemli unsurlardan biri dil ve iletişim, bu süreçte önemli bir rol oynar; Türk gençlerinin Balkan dillerine, Balkan gençlerinin ise Türkçeye artan ilgisi bu köprüyü daha sağlam hâle getirecektir. Balkanlar’da çok dilli bireyler yaygındır. Dile karşı özel bir yetenekler olduğunu düşünüyorum. Bunun üzerine bilimsel araştırmalar mevcuttur.
TÜRK DİZİLERİNE RAĞBET
Bu çerçevede son dönemlerde her haneye ulaşan Türk dizilerinde bölgeye özel, ortak geçmiş ve tarihi bağların vurgulandığı yapımlara, önemli prodüksiyonlara yönelmelidir. Dostluğun sürdürülebilir olabilmesi için yeni neslin tarihi doğrulara görsel öğrenme odaklı erişebilmesine imkân tanınmalıdır.
ÜNİVERSİTELERARASI İŞBİRLİĞİ
İş alanında ortaklıklar, genç girişimcilerin bölgede yatırımları, eğitim alanında öğrenci değişimleri, kültürel programlar, girişimcilik kampları, gönüllülük projeleri ve üniversiteler arası işbirlikleri etkileşimin artmasını sağlanabilir. Diğer taraftan gençlerin ortak ilgi alanları, teknoloji, spor, sanat, startup kültürü, sosyal girişimcilik üzerinden kurulan işbirlikleri, dostluğu yalnızca kültürel değil, üretilen değer üzerinden anlamlı ilişkiye dönüştürür. Ayrıca sürdürülebilir dostluğun diğer boyutu, karşılıklı hassasiyetlere saygı ve toplumların kendi iç gerçekliklerini anlamaya yönelik bilinçli çabadır. Gençler, birbirlerini romantize etmeden, politik tartışmaların gölgesinde bırakmadan, birebir ilişkiler, ortak geçmiş, paydalar ve paylaşılmış tecrübeler üzerinden bağ kurdukça dostluk kalıcılaşacaktır. Türk, Arnavut ve Kosovalı gençler birlikte düşünmeyi, üretmeyi ve değer oluşturmayı öncelik hâline getirdiklerinde, sonuç sadece dostluk değil, bölgenin geleceğini şekillendiren güçlü bir toplumsal işbirliği olacaktır.




