Sevgi mi, Kontrol mü?
Bazı ilişkilerde insan kendisini sürekli açıklamak, savunmak ve haklı olduğunu kanıtlamak zorunda hisseder. Ne söylediğini, nasıl söylediğini, karşı tarafın nasıl tepki vereceğini düşünür. Zamanla kendi duygularından bile şüphe etmeye başlar. “Acaba ben mi abartıyorum?” sorusu zihninde sık sık dolaşır. İşte duygusal manipülasyon çoğu zaman tam da böyle sessiz bir zeminde başlar.
Duygusal manipülasyon, bir kişinin karşısındaki insanın duygularını kullanarak onun davranışlarını kendi istediği yönde değiştirmeye çalışmasıdır. Bazen açıkça yapılmaz. Bir tehdit, bağırış ya da sert bir cümle şeklinde karşımıza çıkmayabilir. Bazen yalnızca susmak, küsmek, sevgiyi geri çekmek, suçluluk hissettirmek veya mağdur rolüne sığınmak yeterlidir.
“Bunca şeyi senin için yaptım, bunu da mı yapmayacaksın?” “Beni gerçekten sevseydin böyle davranmazdın.” “Senin yüzünden böyle oldum.”
Bu cümlelerin ortak noktası, kişinin kendi davranışının sorumluluğunu karşısındakine yüklemesidir.
Manipülasyona maruz kalan kişi ise zamanla kendi sınırlarını korumakta zorlanabilir. Karşı taraf üzülmesin diye istemediği şeyleri kabul eder. Tartışma çıkmasın diye susar. Huzur bozulmasın diye kendi ihtiyaçlarını erteler. Fakat sürekli verilen taviz, ilişkinin huzurunu değil, kişinin içindeki yorgunluğu büyütür.
Duygusal manipülasyonun en tehlikeli taraflarından biri de insanın kendi algısına olan güvenini zedelemesidir. Yaşadığı olayın gerçekten öyle olup olmadığını sorgulamaya başlar. “Belki yanlış anladım.”, “Belki fazla hassasım.” diyerek kendi hislerini küçümser.
Oysa bir ilişkide sürekli kendinden şüphe etmek, sağlıklı iletişimin göstergesi değildir.
Sağlıklı ilişkilerde insanlar birbirlerinin duygularını yönetmeye değil, anlamaya çalışır. Bir insanın “hayır” demesi sevgisiz olduğu anlamına gelmez. Sınır koyması bencillik değildir. Kendi ihtiyacını dile getirmesi karşısındaki kişiyi cezalandırmak anlamına gelmez.
Sevgi ile kontrol arasındaki çizgi bazen çok ince görünür. Sevgi, karşı tarafın özgürlüğünü korur. Kontrol ise onun özgürlüğünü daraltır. Sevgi “Senin ne hissettiğini anlamak istiyorum.” derken, manipülasyon “Benim istediğim gibi hissetmelisin.” diyebilir.
Bu nedenle ilişkilerimize yalnızca “Beni seviyor mu?” sorusuyla bakmak yeterli değildir. “Bu ilişkinin içinde kendim olabiliyor muyum?”, “Hayır dediğimde saygı görüyor muyum?”, “Duygularımı ifade ettiğimde suçlu hissettiriliyor muyum?” sorularını da sormak gerekir.
Çünkü sağlıklı bir ilişki, bir tarafın diğerini yönetmesiyle değil. İki insanın birbirinin sınırlarına, duygularına ve özgürlüğüne saygı göstermesiyle kurulur.
Bazen insanı ilişkiden uzaklaştıran şey sevgisizlik değil, sevgisinin sürekli bir borç gibi hissettirilmesidir.
Unutmayalım ki Sevgi, insanı kendinden vazgeçmeye zorlamaz. Gerçek yakınlık, özgürlüğü yok etmeden bağ kurabilmektir.
Manipülasyonu Fark Edebilmek
Duygusal manipülasyonu fark etmek her zaman kolay değildir. Bazen sevgi, ilgi ya da kırgınlık görüntüsü altında ortaya çıkar. Bu nedenle kişi, karşısındakini sorgulamak yerine kendisini suçlamaya başlayabilir.
Bir ilişkide sürekli suçlu, yetersiz veya mecbur hissediyorsak durup düşünmek gerekir. Kendimizi ifade etmekten çekiniyor, sınır koyduğumuzda huzursuz oluyor veya karşı tarafın tepkisinden korkarak karar veriyorsak, ilişkide sağlıklı olmayan bir iletişim biçimi olabilir.
Sınır koymak sevgisizlik değildir. İnsan bazen kendisini korumak için hayır demeyi öğrenmelidir.
Çünkü sağlıklı bir ilişkide sevgi, kişinin kendisinden vazgeçmesini değil, kendisi olarak kalabilmesini sağlar.