0

Son yılların en yoğun, en farklı eğitim-öğretim yılına başlıyoruz. Türkiye'nin yaşadığı en badireli günler olan 15 Temmuz darbe girişiminin en yoğun olarak hissedileceği alan okullarımız. Farklılık ve yoğunluk buradan geliyor.

Fetö'nün en etkin olduğu alanların başında eğitim geliyordu. Özel okullar, dershaneler, üniversiteler, yayın evleri derken bu alanın uzun yıllardır neredeyse tek söz sahibi fetö olmuştu. Fetöye ait hiçbir iz kalmayan okullarımız ile başlıyoruz bu yıl eğitim-öğretime. Gözden kaçan izlerin temizlenmesi, yalanla dolanla iftira ile görevinden uzaklaştırılanların da haklarının geri verilmesi tek temennimiz.

Elbette arzuladığımız şudur ki vatana ihanet eden kim varsa okullarımızdan uzaklaştırılsın, çocuklarımız emin ellere teslim edilsin. Bu bağlamda Pkk terör örgütü ile irtibatlı öğretmeler de görevden alınmıştı. Fakat birkaç şehirden gelen haber, eğitim-öğretim aksamasın diyerek terör örgütü ile bağlantısı nedeni ile açığa alınan öğretmenlerden bazılarının görevlerine dönecekleri şeklindeydi. Bu konuda net bir açkılamaya ve duruşa ihtiyacımız var. Terör sebebiyle açığa alınmışsa bir öğretmen, varsın derse girmesin, yeni öğretmen atanana kadar boş geçsin ders. Çocuklarımızı, geleceğimizi emanet edeceğiz bu kişilere; ince eleyip sık dokumak hakkımız.

Okullarımız 15 Temmuz vurgusu ile başlayacak. İlk etapta bugün ve bütün hafta okullarımızda 15 Temmuz Demokrasi Zaferi ve Şehitlerimizi anma etkinlikleri yapılacak. Daha sonra bu etkinlikler bütün yıl boyunca devam edecek.

Dersleri çok önemli öğrencilerimizin. Derslerindeki başarıyı arttırmak ilk hedef olsun, buna itiraz yok ama şu nokta da ihmal edilmemeli. Vatanını seven, milletine bağlı, demokrasi ne demek, darbe ne anlama gelir, ahlaklı olmak kişiye ne katar, erdemli olmak insan olmakla eşdeğerdedir gibi kavramlar mutlaka çocuklara verilmeli.

Bütün dersleri 100 olan ama ahlaki değerlerden, milli ve manevi değerlerden yoksun olan bir neslin vatana ve millete hiçbir faydası yoktur. Darbeyi gerçekleştiren eller zeki olarak seçilen gençlerin elleriydi. Darbeye destek verenler, darbeyi savunanlar da aynı şekilde derslerinde başarılı olarak bilinen bir kesimden geliyordu. O başarıların şaibeleri de artık birçok yönden netlik kazandı, bu da ayrı mesele.

Ahlaki ve dini değerlerle kuşatmalıyız çocuklarımızı. İmanlı bir nesil istiyorsak bu okul sıralarında verilebilecek eğitimle de mümkün olacaktır. Okul-aile birlikteliği ile bu nesli ayağa kaldırmak, hain değil vatan sevdalısı bir nesil yetiştirmek istiyorsak buna gönülden sarılarak yapmamız gerekiyor. Sadece dersini anlatıp dersten çıkan öğretmenlerle bunu sağlayamayız.

Artık bütün öğretmenlere görev düşüyor. Matematiği çok iyi ve aynı zamanda ahlaklı bir öğrenci, Türkçede başarılı ve vatanını seven öğrenci, hem takdir alıp hem de büyüklerine saygıda kusur etmeyen öğrenci. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Öğretimin yanında eğitimi ihmal etmeyelim ki özlemini duyduğumuz nesillere bir adım daha yakalaşalım.

Müfredatsa müfredat, eğitim sistemi ise eğitim sistemi değişsin; iyi bir neslin inşasını merkeze almadan sağlam bir duruş belirlememiz zor görünüyor. İnsan yetiştirmek bizim asıl gayemiz olmalı.

Ben bu anlamda hem Milli Eğitim Bakanımıza hem de sağlam duruşu ile yüz akımız olan Eğitim Bir Sen Genel Başkanımız Ali Yalçın'a güveniyorum. Göreve geldiği günden bu yana durup dinlenmeden koşturan, öğretmenlerin hakları, eğitim sisteminin aksayan yönleri derken bir dava adamı hassasiyetiyle çalışan Ali Yalçın, 15 Temmuz'dan sonraki duruşuyla da sesimiz soluğumuz oldu. "Haksızlıkla görevden alınan kim olursa olsun hakkını tekrar kazanması için elimizden geleni yapacağız." açıklaması da bir eğitim adamı olduğunun en net göstergesiydi.

Güzel günlere dair umudumuz hep canlı kalsın ki içimizdeki heyecanı hiç yitirmeyelim. Hayırlı, başarılı bir eğitim-öğretim yılı diliyorum.