Sevgili okur, herhalde Vatanın EN KIYMETLİMİZ olduğu konusunda seninle hemfikirizdir. Ha bunun böyle olduğu hususunda da zerre kadar tereddütüm yok...


O zaman hadi gel bugünkü yazı yolculuğumuza başlayalım... Biliyor musun? Daha önceleri kitaplarda okunan "Vatan Savunması" meselesi bizzat burnumuzun dibinde yaşanıyor.


İranlı Kardeşlerimizin, ABD-İsrail haydut çetesine karşı topraklarını savunmalarından bahsediyorum. Burada var ya... Şu anda Çanakkale Savaşı benzeri bir savunma yapılıyor.


Evet evet, İranlılar vatanlarını savunmak için, adeta gövdelerini siper etmiş durumdalar... Birde varlarını yoklarını ortaya koymuş durumdalar... Esasen olması gereken de budur.


Ben hep vatansızlığı, kirada oturmaya benzetirim. Malum başkasının evinde, kendi evinizdeki kadar rahat edemezsiniz... Hele hele misafirliğe gittiğiniz evde hiç rahat edemezsiniz...


Onun için, Vatan uğrunda ölünür de, öldürülür de... Aslında bunu kendinizden ziyade geleceğiniz için yaparsınız... Yani kişi evlatları ve vatanı uğruna kendi canından geçer...


Dolayısıyla, İranlıların topraklarını savunmak için gösterdikleri bu cesareti, avuçlarım patlayıncaya kadar alkışlıyorum. Ayrıca kendilerini dualarla da destekliyorum.


Japonlar gibi...


Sevgili okur, konu açılmışken senden bir istirhamda bulunmak istiyorum... Yemek sofrasında mutlaka İran Savaşı'nın işlendiği haber kanallarını aç...


Bu esnada da, sık sık çocuklarına Vatanın kıymetini ve değerini anlat... Onlara Japonlar gibi, -"Ecdat misali çalışkan ve cesur olmazsan, bir gün haydutlar gelip kafana böyle bomba yağdırırlar" diye söyle...