Sevgili okur, ülkemizin de içinde olduğu Orta Doğu Coğrafyası, hiç olmadığı kadar barut kokuyor.


Bazen bu koku patlamış baruttan oluşurken, bazen de patlamamış baruttan piyasaya yayılıyor. Biliyorsunuz... Barutun patlayanı da patlamayanı da oldukça zararlıdır. Maalesef bu iki zararlı maddeden etrafımızda bolca var.


Hani tercih edilmez de... İlla tercih edilecekse, galiba patlamış barut tercih edilir. Çünkü öbürü bir kıvılcımla insanları hayattan koparır. Vaziyet bu kadar tehlikeli yani...


Peki ben konuya neden barut üzerinden girdim? Neden olacak... Ülkemizin karşı karşıya olduğu tehlikenin daha net anlaşılması için... Allah korusun da... Memleketle tehlike arasında tamı tamına bir kıvılcım bulunuyor.


Ülke için durum bu kadar ciddiyken, ana muhalefetin başı sürekli "ara seçim" diyor. Demesine desin de... Ortalıkta "ara seçimin" şartları yokken, bunu sürekli söylemek fazla kafa ağrıtıyor.


Hani ana muhalefet partisinden "ara seçimin" şartlarının oluşması için, 24 milletvekili istifa edecekti? Sen önce şartları oluşturursun, ondan sonra "ara seçim" türkünü çığırırsın...


Şartları oluşturmadan "ara seçim" türküsü çığırmak var ya... Koyun can derdinde kasap et derdinde hesabı oluyor. Girişte memleketin karşı karşıya olduğu tehlikeyi hatırlattım... Allah aşkına söyleyin... Böyle bir tehlike ortadayken, şimdi seçimin sırası mıdır?


Kusura bakılmasın da... Bu kafadan memlekete bir fayda gelmez... Yahu partilerde bir milli duruş olur. Hele hele bu duruşun ülkenin ana muhalefet partisinde daha fazla bulunması gerekir.


Ben Özgür Özel'in bu aceleci söyleminin altında bir şeyleri örtme gayreti olduğunu yazıyorum. Son günlerde ortaya çıkanlar da benim hiç yanılmadığımı gösteriyor.