0
İçimizde bitmek bilmez bir tufan. Elimiz kolumuz bağlı sanki. Yapıp ettiklerimizin de pek bir kıymet-i harbiyesi yok. Dünya acı ile kıvranırken Birleşmiş Milletler yetkili bir ağız olarak açıklama yapıyor; "Endişe ile izliyoruz."
Sadece Myanmar'ı değil dünyadaki zulme maruz kalan tüm Müslümanları endişe ile izliyor BM.
Dünyanın çarkı acı, zulüm, zorbalık ile dönüyor. Zulüm görenler hep aynı, zulüm sahipleri de aynı.
Bayramın anlamı her şeye rağmen bizim için hala derinlikli ve kutsal. Paylaşmak, hal hatır sormak, gönül okşamak bayramlarda dopdolu yaşanıyor. Hafife almaya çalışanları, görmezden gelmeye çalışanları ciddiye almamak gerek. Dünyada acılar sürerken bizler de herhalde bayramı halay çekerek karşılamıyoruz.
Böyle de bir hastalıklı ruh hali peyda olmaya başladı. Ne yapılırsa yapılsın kulp takmak için fırsat kolluyorlar.
Bayram dense "Dünyada zulüm varken ne bayramı?", hafif bir tebessüm edilse "Dünya acı ile kıvrılırkengülmek de ne ola ki?" demek için hazır bekleyenler var. Ben bu tiplere "yeni çağ radarı" diyorum.
Zannedersiniz ki böyle tipler ümmet için üzülmekten öyle hale geliyorlar ki dünya ile bağlarını koparıp bir kenarda inzivaya çekilmişler.
Ne yaparsanız yapın böylelerine beğendiremezsiniz hiçbir şeyi. Meydanlar dolsa da tek yürek olarak zulüm dursun diye haykırılsa " Meydanlarda bağırmakla ne oluyor sanki?" derler.
Elinizden geldiğince yardım etseniz muhtaçlara, "Senin verdiğin iki kuruş ne işe yaracak?" derler.
Eller semaya yükselse ve yürekten dualar gönderilse tüm mazlumlar için "Dua göndermekle acılar dinseydi dünya şimdiye kadar huzura kavuşurdu." derler. Yani ne yaparsan yap bir şey diyecekler çıkacak her zaman.
Böyle konuşanların BM'den ve "Endişeyle izliyoruz." açıklamasından bir farkı yok.
Kibir bataklığında sürükleniyor insanlık. Selam vermekten aciz olanlar tuttukları köşe başlarının keyfini çatarak, her zaman güçlü olanın yanında ve gölgesinde bulunarak adamlık sergileme derdindeler.
İşin garibi de herkes herkesi biliyor. Kimin nerede niçin bulunduğunun farkında herkes.
Böyleleri için; mazlum halklar, ezilenler, dünyanın uzak köşelerinde yaşananlar her zaman bir servet niteliğinde.
Yanı başındakinin selamını almayanlar, yakınındaki acıyı görmeyip uzak düşler kuranlar var ne yazık ki. Çünkü rant uzaklarda. Endişeyle izleyelim böylelerini.
Bayram trafiği diye bir mevzu
Dünyanın başka bir ülkesinde görülme ihtimali olmayan bir durum var yine bize has. "Bayram kazaları, bayram trafiği."
Uzun bir bayram tatili olmayagörsün, içimizdeki bütün iyi duyguların yanında bir de trafik kazası haberlerini duymanın tedirginliği eksik olmuyor içimizde. Her yıl olduğu gibi yine tedbirler alındı. "Frene değil kurala güven." dendi. Ne yapılırsa yapılsın kazaların önüne geçilemedi.
Kazaların sebepleri eskisi kadar çok değil. İnsan faktörü merkezde bulunuyor. Bayram tatili kana bulandı haberleri yine ilk haberlerdendi. Tatilin sonuna gelirken seksen ölü ve yüzlerce yaralı var.
Bugün tatilin son günü. Şimdi dönüş trafiği başlayacak. Tek umudumuz kazaların olmaması. Biraz dikkatli olmak, saygıyı elden bırakmamak çözecek de sorunları olmuyor işte. "Frene değil kurala güven" sözünü aklından çıkarmadan sağ salim evine ulaşsın ki herkes, bayramlar bayram olsun.