0
HDP Milletvekili olan Altan Tan'ı uzun zamandan beri yakından takip ederim. Onun İslamcı bir hafızaya sahip olmasını, Silahlı Kürt Hareketinin söylemine yakın durmamasını, kendine ait bir duruşunun olmasını ve dengeli bir muhalefet yapmaya çalışmasını hep takdirle karşılarım. Farklı zamanlarda Kürt sorununun bam teline dokunun veya Kürt halkına ve tüm Türkiye'ye ağır yük olan PKK'nın yanlışlarına dair değişik açıklamaları oldu, Altan Tan'ın… Son olarak, Barzani'ye yakın olan Rûdaw'a konuştu.
Arap Baharı'ndan sonra Türkiye'nin Ortadoğu politikasının hatalı olduğunu ileri süren Tan'a göre, "Türkiye'nin bütün Ortadoğu politikası ve özellikle de Suriye politikası yanlıştı. Bu çöktü." Haklı olduğu taraflar yok değil. Belki de bir yanlışın düzeltilmesi olarak Türk Ordusu ve Türkiye, Suriye'de ve Crablus'ta…
Hendek Savaşları, Melez Terörün bir Parçasıydı…
Ancak şu ayrıntıya da dikkatinizi çekmek isterim; kendi söylemini Suriye'de hayata uyarlamaya çalışan, güvenli tampon bölge oluşturmaya çalışan ve bölgenin vicdanı olan Türkiye, PKK ve Fetullahçı Terör Örgütü eliyle Ortadoğu denkleminden tasfiye edilmeye çalışıldı.
14 Temmuz 2015 tarihinde başlatılan "Devrimci Halk Savaşı" bu melez terörün bir parçasıydı. Kürt halkının basireti, tarihin seyrini değiştirmeye başladı. Hendek savaşı sürecinde halkın devlet ile kurmuş olduğu ünsiyet ve HDP'li siyasetçilere göstermiş olduğu tavır, oyun kuranların oyununu bozdu. Halk, hem PKK'ya hem de HDP'li siyasetçilere tavrını net olarak gösterdi. Ancak sırtının PYD'ye YPG'ye dayayan Kürt siyasetçiler, gerçeklere gözlerini kapamaya ve yanlış yapmaya devam etti.
Kürt siyasetinin yanlış yolda olduğunu belirterek Tan; "Onlar maalesef Suriye siyasetini Ortadoğu siyasetini yanlış okudular. Ve bugün PKK'nın, PYD'nin Suriye politikası da çöktü. Yani bir Kürt koridoru kurup Hatay'a, İskenderun'a veya Lazkiye'ye kadar uzanma, Amerika'nın da buna sonuna kadar destek vereceği hesaplandı. Bunun böyle olmadığı ortaya çıktı" demiş.
Çözüm Ne Olmalı?
Evet, PKK, PYD veya HDP'li bazı siyasetçiler olmayacak bir hayale kapıldılar. Türkiye'nin rızası olmadan ve sadece ABD'nin göz yumması ile sınırda bir Kürt Devleti kurabileceklerini düşündüler. Hatta IŞİD ile yapılan mücadele bile bu niyetle pazarlandı. Bunun yanı sıra, kamuoyuna PKK'nın, PYD'nin ve YPG'nin orta doğunun en seküler hareketi olduğu yalanı pompalandı. Kocaman bir yalan… Tüm bu propaganda çalışmaları, kürt sorununun çözümüne sahici bir katkıda bulunmadı, maalesef…
Sorunların çözümü ise "Silahların susması, demokratik mücadelenin öne çıkması ve Türkiye devletinin demokratikleşmesi"ne bağlıdır. "Bunun ötesinde savaş ve hayal kurmalar, Kürtler açısından da Türkiye Cumhuriyeti açısından da sadece acıları arttırır ve zararı arttırır. Kürt de zarar eder Türk de zarar eder." Hendek savaşları sürecinde en büyük zararı bölge halkı görmedi mi?
Açıkçası, dinlenmeye değer bir öneri… Çözüm süreci, kardeşlik ve milli bütünlük projesiydi. Cumhuriyetin kuruluşundan beri güvenlik perspektifi ile çözüm arayan seçkinlere, milli iradenin özgürlükçü çözüm önerisiydi. Ancak PKK'nın ayrı devlet veya özerklik şehvetine kapılması ve silaha sarılması kardeşlik projesini dinamitledi. Artık bundan sonra çanlar, PKK için çalacak…