0
İbni Ömer'den:
– Fitneler(e karışmak) dan sakının. Fitnelere dille karışmak da, kılıçla (silahla) karışmak gibidir.
(İbni Mace/Fiten 12; Camiussagîr, 2907)
İnsan diliyle, veya eliyle (silahla) fitnelere karışmaktan, kavgalara bulaşmaktan uzak durmalıdır. Hatta bazan fitneye dille girmek, fiilen girmekten daha kötü neticeler, yıkıcı sonuçlar verebilir. O halde, her yerde ve her zamanda, fitneden uzak durmak gereklidir. Fitnenin içinde sevdiklerimizin yer alması bile, bizim fitneye bulaşmamıza sebep olmamalıdır.
* * *
Toplumda anarşi ve kaos çıkması; güvensizlik ve huzursuzluk ortamı oluşması; ölümlerin, öldürmelerin çoğalması; bireysel ilişkilerin bozulup saygının, sevginin, yardımlaşmanın ortadan kalması; insanların bölünüp parçalanmaları ve birbirlerinin kuyularını kazar, gözlerini oyar hale gelmeleri; tüm bunlar gibi toplumu sarsan her gelişme, her olay, her olgu fitne tanımı içine girer.
Bir toplum için en büyük tehlike, o toplumda fitnelerin çıkmasıdır. Bu fitneler, iş hayatında olabilir, aile hayatında olabilir, ekonomik alanda olabilir, ahlak ve eğitimde, inanç ve moral değerlerde ortaya çıkabilir. Fitnelerin her türlüsü, kaçınılması gereken, uzak durulması icab eden büyük bir beladır. Fitnenin meydana getirdiği yıkıcı, yokedici etkilerden dolayı Peygamberimiz, mü'minlere fitnelere karşı şiddetle uyarıda bulunmuştur. Fitne ateşini yakmayı, başlatmayı, sürmesi yönünde destek vermeyi, yardım ve yataklık yapmayı, beddua ve lanetle karşılamıştır.
Peygamberimiz, bilhassa ahir zamanda, yani kıyamete yakın dönemde, çok büyük fitnelerin yaşanacağını haber vermiştir. Toplum, o dönemde her an yeni skandallarla sarsılacak; akıl durduran, dudak uçuklatan olaylar yaşanacaktır. Kan akıtmalar, adam öldürmeler zirve yapacaktır. Ne öldüren ne için öldürdüğünü, ne de ölen ne için öldüğünü bilecektir. Ahir zaman fitnelerinin en belirgin özelliği, öldürme olaylarının çoğalmasıdır. Bu cinayetlerin pek çoğu da fail-i meçhul kalacaktır.
Fitneler, her devirde ve her dönemde, hangi alanda ortaya çıkarsa çıksın, mü'minler ondan uzak durmaya çalışırlar. Ne elleriyle ne de dilleriyle, fitnenin içinde, kıyısında, bucağında yer almamaya gayret ederler
Fitneden fiilen uzak durmak, fitneden korunmak için yeterli değildir. Fitneyi bahis konusu bile yapmamak, hiç gündemine almamak, zihnen dahi meşgul olmamak, elini koruduğu gibi dilini de fitneden çekmek gerekmektedir.
Nitekim, İslam alimleri, ashap ve tabiin devrinde müslümanlar arasında cereyan eden kanlı fitneleri konuşmaktan, anlatmaktan bile uzak durmuşlardır.
"Allah ellerimizi, o fitnelere bulaşmaktan korudu, temiz tuttu. Öyleyse biz de dillerimizi o hadiseleri konu ederek kirletmekten sakınmalıyız." demişlerdir.
Bu düstur, her devirde, müslümanların ortak tavrı olmalı; mü'minler ellerini de, dillerini de her türlü kirli, kinli, kanlı olaylardan çekmelidirler.