0
Her yer karışmış. İzler karışmış, aklı selim bulmak müthiş marifet. Bütün köşe başları tutulmuş. Böylesine bir vakti ifa ederken hala bahanelerin ardına gizlenerek bir yerlerde olmakta ısrar etmenin adını koymakta zorlanıyorum.
İnsan yanlış yolda olabilir. Amenna. Akıldır, olur. Gün gelir doğruyu da bulabilir. Bu da beklenen netice. Fakat gözlerin gördüğü, akılların idrak ettiği gerçekleri göre göre hala yanlışta ısrar etmek de neyin nesi.
Kime göre yanlış, kime göre doğru? Bunları da iyi anlamak gerek. Mevzu memleket olunca öyle duyguları ön plana çıkararak, at gözlüklerini takarak bir yere varılamaz. Benim şeyhim ne derse doğrudur diyerek kendi etrafında yapılan tavafların vakti çoktan geçti. Memleket meselesi diyoruz. İhaneti kaldırmaz bu meselesi. Dört bir yanımızın hainlerle kuşatıldığı bir zamanda hala hainlik peşinde olmanın, hainlerle hareket etmenin, düşmana güç verecek hamlelere girişmenin adı ihanetten başka bir şey değildir.
Aklı başında dediğimiz, fikirlerine bir zamanlar itimat ettiğimiz kişilerin halen ihanetin ortasında yer alıyor olmasına akıl erdiremediğimiz bir ortamda bir büyüğümüz aynen şu ifadeyi kullandı; "O, onlara göbek bağıyla bağlı. İnandığından değil ya. İki eşi var. Masrafları var. İşi yok başka. Bu yüzden onların gazetesinde yazıp televizyonlarında çıkıyor."
Göbek bağıyla bağlı olmak. Bu insanın elini, kolunu da bağlıyor. Bir açığı olması, sendelediğinde bir şeylerin ortaya saçılacak olmasının verdiği tedirginlik birçok kişiyi yanlış yerlerde kalmaya zorluyor.
Görüyoruz işte. Siperde bekleyenler var. Cumhurbaşkanı ABD'ye gitti. Hemen senaryolar çalıştı. ABD'de büyük bir protesto tertipledi kirli eller. Yaptılar da. Toplam iki kişi vardı. Sayıyla da 2 kişi. Nasıl bir göbek bağı ile bağlılıksa sadece twetlerde kalıyor kahramanlıkları.
Ülkeyi terk etmekte, ihanet planları yapmakta, hayır yerine şerri konuşmakta, insanları aşağılamakta bir beis görmüyorlar. Çünkü kendilerine vaat edilen bir cennet var. Bilmiyorlar ki bu cennet de kendi yaşantıları gibi sahte. Hem de zırvasından zirvesine kadar.
Şunun bunun adamı olmaya gerek yok. İnancı Allah olsun, inanmış bir kalple yaşamasını bilsin, ihanet etmenin en büyük günah olduğunu unutmasın yeter. Öyle; dünyayı fethettik, keşfettik nutuklarıyla olmuyor vatanı sevmek. Yaşadığın toprağa sımsıkı sarılarak, gözünden bile sakınarak oluyor bu sevgi.
Bu memleket neredeyse tarihin her döneminde hem içerden hem dışarıdan kuşatıldı. Hiç rahat yüzü görmedi. İçteki ihaneti de hiç ummadığı yerlerden gördü. Şimdi olduğu gibi. Bu topraklardan en çok kim faydalandıysa en çok onlar bitirmek istedi memleketi. Allah fırsat vermedi, oyun kuranların hep oyunları bozuldu. Çünkü şunu unuttu hesap yapanlar; "Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır."
Çıkarlarını, hesaplarını bir kenara atıp ülke menfaatleri için çalışanlar olsun yeter ki. Korkmasınlar. Ülke menfaati demek iktidarı desteklemek demek değil. Ülkelerini sevsinler yeter. Akıllarını, ruhlarını, insanlıklarını satmasınlar.
Göbek bağını koparıp atanlara ihtiyacımız var. Bedduaya değil, duaya kalksın eller. Dört bir yanımızın kuşatıldığı bu zamanlarda yürekten kenetlenecek eller gelsin bir araya. Biz el ele verelim yeter ki. Önümüzde kimse duramaz.