0
En güzel durak; hayatın hızını kesmeden aramızdan akıp gittiği vakitlerde bir nefeslik tebessümlere ihtiyaç duyduğumuz anda yolumuza çıkan yol gösterici. Durup bakmak, tekrar bakmak, göğe dönmek yüzünü ve haykırmak nefesin kesilene kadar.
Bu durak güzel, böyle güzel. Dinlemek, yüzüne bakmak, gözlerinden bir ışığı yakalayıp tutunmak ışığın rengine.
İnsanız, vuruşa vuruşa geçiyoruz bütün kaleleri. İnsanız, yenile yenile çıkıyoruz bütün yokuşları. İnsanız, göğsümüzden yükseliyoruz göğe. Zaferler dize dize geçiyoruz meydandan.
Sevinmek hakkımızı elimizden kim alacaksa, çoğala çoğala kalkacağız ayağa. Bir olacağız, iki, üç, beş, on. Belki çok, belki yalnız. Hakkımız olanı gözlerimizden çıkan kıvılcımlarla alacağız.
Nefesimiz ne zaman daralırsa, ayağımız ne zaman takılırsa bir muştu olsun diye gelecek günler; bir direniş şarkısı dilimizde; göğe bakalım.
Bütün köşe başları tutulmuş, adım attığımız her yer sanki çıkmaz sokak. Kimin kime güveneceğini kimse bilmiyor. İçten, dıştan, sağdan, soldan kuşatılmış haldeyiz. İçimizde küçücük de olsa bir yerlerde bekleyen kıvılcıma olan inancımızla ayakta duruyoruz. Biliyoruz, inananlar galip gelenlerdir.
"İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım"
Bir millet olarak sevinebiliriz. Yüreğini yüreğine ekleyenlerle öyle bir sevinebiliriz ki bizim ayağımızın takılmasını avuçlarını ovuşturarak bekleyenler yutkunmaya bile fırsat bulamazlar. Bizden sonrası tufan diyerek sadece kendi çıkarları arkasına düşenlerin ikiyüzlülüklerini yüzlerine çarparak yürümenin vaktidir.
Göğe bakma durağı hepimizin. Duracağız ve her zamankinden daha dirençli çıkacak sesimiz. "Göklerden gelen bir karar vardır" derken ne kadar inanıyorsak göklerden gelen karara, işte öyle bir azim kuşatacak içimizi. Kendi toprağını yalanlayana, aslını inkar edene, dost görünümlü düşmana, Allah ile aldatana, sahte gözyaşlarıyla memleketinin kuyusunu kazana, sırtını hainlere dayayanlara Yaratıcı'nın da bir hesabı olduğunu en yüksek sesle söyleyeceğiz.
Biz yine ve her zaman göğe bakacağız. El ele tuttukça kalabalık olacağız. Sözümüzün nereye gideceğini bilerek, hedefin tam ortasına göndereceğiz iman dolu cümlelerimizi. Hak galip gelsin diye, bu uçsuz bucaksız coğrafya huzuru bulsun diye damarlarımızdaki çağıltı dünyayı tutsun diye bir gök gürültüsü olacağız.
Nasıl olup da bu kadar kuşatıldığımızı anlamak için çok uzaklara bakmaya gerek yok. Yolumuzun her zaman birkaç koldan birden kesildiğine şahit olunca çıkışı başka yerde aramaya da gerek yok. Ne güzel demiş Dede Korkut; "Kahpe içerden olunca kapı kilit tutmaz oğul. Halkın içinde bozgunculuk yapan haindir oğul."
İçimizden bitirmek istiyorlar bizi. İçimize attıkları fitne tohumlarıyla bize diz çöktürmek için seferber olmuş çok uluslu saldırılarla başbaşayız. Bu açıkça ortadayken bile kendi ülkesinin çıkarlarını hiçe sayıp kelime oyunlarıyla hainlik yarışına girenler var.
Yaşadıklarımızı aklımız almaz oldu. Bütün sıra dışılıkların ötesinde birbirine karışan bütün izlerin farkına vararak, daha emin adımlara ihtiyacımız var.
Hadi, göğe bakalım ve ellerimizi sonsuz kere göğe kaldıralım. "İçimizdeki akılsızların işledikleri günahlar yüzünden bizi de mi helak edeceksin." Rabbim deyip aklını, vicdanını kullananların sayılarının bir an önce artması için göğe bakalım.