Megakentin su ihtiyacı her geçen yıl artarken, iklim değişikliğinin de etkisiyle sonbahar ve kış aylarındaki yağış rejimindeki düzensizlikler baraj doluluk oranlarını doğrudan etkiliyor. Peki, barajların güncel doluluk oranları ne durumda? Oranlar neden bu kadar düşük? İşte baraj doluluk oranları ile ilgili tüm detaylar…
Barajların Güncel Doluluk Oranları Ne Durumda?
- Elmalı Barajı: %76,6 – En yüksek doluluk oranına sahip baraj olarak öne çıkıyor ve sistemin bel kemiği olmaya devam ediyor.
- Darlık Barajı: Yaklaşık %42 civarı – Orta-yüksek seviyede stabil bir görünüm sergiliyor.
- Ömerli Barajı: %35-36 bandında – İstanbul’un en büyük su kaynaklarından biri olmasına rağmen hâlâ ortalamanın biraz üzerinde.
- Istrancalar: %31 civarı – Trakya hattından gelen suyun önemli bir kısmını karşılayan sistemde nispeten iyi durumda.
- Terkos Barajı: %16-17 seviyeleri – Düşük dolulukla alarm veren barajlardan biri.
- Alibey Barajı: %20 civarı – Avrupa yakasının önemli kaynaklarından, ancak hâlâ toparlanma ihtiyacı var.
- Büyükçekmece Barajı: %18 civarı – Düşük seviyelerde seyrediyor.
- Sazlıdere Barajı: %15-16 bandı – Kritik eşikte.
- Kazandere Barajı: %5,72 – En düşük doluluk oranına sahip baraj konumunda.
- Pabuçdere: %8 civarı – Benzer şekilde düşük seviyede.
Oranlar Neden Bu Kadar Düşük?
2025 sonbaharından itibaren İstanbul ve çevresinde etkili olan kuraklık dönemi, barajlara yeterli su akışını engelledi. Kasım ve Aralık aylarında beklenen yağışların gelmemesiyle Ocak başına kadar rezervler hızla eridi. Ancak Ocak ayının ortalarından itibaren gelen kar yağışları ve aralıklı sağanaklar, baraj havzalarında birikime yol açtı.
Su Kaynakları Kritik Seviyede Seyrediyor
23 Ocak 2026 İstanbul baraj doluluk oranları, son yağışlarla birlikte %26,1’e yükselmiş olsa da hâlâ alarm seviyesinin altında seyrediyor. Elmalı gibi yüksek doluluklu barajlar umut verse de, genel tablo su kaynaklarının ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor.
Tasarruf Kaçınılmaz Hale Geldi
Önümüzdeki haftalarda beklenen yeni yağış sistemleri olursa oranlarda daha belirgin artışlar görülebilir. Ancak iklim değişikliğinin getirdiği belirsizlik nedeniyle, bireysel ve toplumsal su tasarrufu alışkanlıklarını kalıcı hale getirmek artık bir seçenek değil, zorunluluk haline geldi.




