0
Mehmet Dikmen
Abdullah bin Abbas'tan:
"Allah Resûlü:
– Allah'a hangi amel daha sevimlidir? diye soran bir adama, şu cevabı verdi:
– Kur'an'ı baştan sonuna kadar okumak, bitirdikçe yeniden başlamak..."
(Tirmizi/Kıraat 4)
* * *
Bu hadiste Kur'an'ı baştan sona okuyup hatmetmenin Allah katında ne kadar sevaplı bir ibadet, sevimli bir amel olduğu anlaşılmaktadır.
Bu sebeple Kur'an hatmine gereken değer verilmelidir.
Bu hadiste, aynı zamanda, Kur'an'ı hatmetmek diye bir ibadet yoktur şeklinde iddialar ileri süren bazı ilahiyatçılara, reddiye de vardır.
Kur'an'ı baştan sona okuyup bitirmenin, Allah katında makbul bir amel olduğu vurgulanmaktadır.
Kur'an hatmine karşı çıkanların maksadı, Kur'an'ı sadece sevap kazanmak niyetiyle okumanın, Kur'an'a karşı mü'minin yapması gereken görevin tamamı, hatta gayesi olmadığını ifade etmek ise; bu fikirde bir haklılık payı olduğu söylenebilir.
Gerçekten de Kur'an, Allah tarafından insanlara, sadece okuma sevabı kazanılsın diye indirilmemiştir. Sevabı yalnızca ölülere bağışlanıp ölenlere faydası dokunan bir kitap haline getirilsin de istenmemiştir.
Kur'an, aslında dirilere gelmiştir. Dirilerin, anlamak niyetiyle okumaları ve hakikatlarını hayatlarına uygulamaları için indirilmiştir. Ana gaye budur.
Mü'minin Kur'an'a karşı göstermesi gereken asıl görev, hürmet yükümlülüğü de budur. Tilavet sevabı ve bu sevabın ölülere bağışlanması, tali faydalardır. Asıl maksad değildir.
Kur'an hatminin gaye haline getirilip Kur'an'a karşı mü'minin asıl yapması gereken ödevlerin unutulması veya unutturulması karşısında, bazı ilahiyatçıların İslamda Hatim diye bir ibadet yoktur, iddialarını aşırı bir tepki olarak değerlendirmek mümkündür.
Kur'an'a karşı gösterilecek saygı ve yerine getirilecek görev; ne sadece lafzını okumayı esas alıp manasını ihmal etmektir, ne de manasını uygulamayı asıl kabul ederek, tilavetini terketmektir.
Hem lafzını ağız diliyle okumak, hem de manasını beden ve davranış diliyle uygulayıp amele dönüştürmektir.