Gezi olaylarından bu yana içte ve dışta yaşananları düşünün…

Geçirdiğimiz zorlu süreçler ekonomimize ne kadar zarar vermiştir acaba?

Toplam maliyeti ne kadar olmuştur?

Güvenilir kaynaklara, uzmanların değerlendirmelerine baktım, sadece Gezi olaylarından dolayı en az 200 milyar dolarlık bir zarar çıkıyor karşımıza…

Faiz artışı, güven kaybı, turizme zararları, üretime zararları, borsanın düşüşü, doların yükselişi, borçlarımızın artışı, yerli ve yabancı sermayenin kaçışı, yatırımcıların frene basması, güvenlik için üstlenilen maliyetler, fiziki hasar ve tabii fırsat maliyeti…

Bunları bir arada düşündüğümüzde çok daha büyük rakamlara varıyoruz.

Belki 500 milyar dolar!

Birçok sarsıcı olay ve süreç var; 17-25 Aralık, 15 Temmuz menfur darbe girişimi, Rahip Brunson krizi sırasında Epsteinci Trump’ın verdiği zarar, pandemi-plandemi tezgahı, Yüzyılın Depremi, Ukrayna-Rusya Savaşı, İsrail Terör Örgütü’nün Gazze’deki soykırımı ve birçok ülkeye saldırıları…

Bunların ekonomimize olumsuz etkilerini şöyle bir hesaplamaya çalıştım, olmadı.

Rakamlara akıl ermiyor; fırsat maliyeti ile birlikte belki 5 trilyon dolarlık zarar!

Ya da hesaplanamayacak kadar büyük zarar.

Enflasyon-faiz sarmalına girişimizin en önemli sebepleri bunlar…

Bir yıllık bütçe açığımızın katbekat fazlası bu maliyetlere gitmiş…

Katlanmak mecburiyetinde kaldıklarımız, bir süper gücü bile sarsardı herhalde.

İktidarın hatalarından kaynaklanan ek maliyetler ne kadar?

Bunları bilemiyorum ama her şey dört dörtlük yapılsaydı bile trilyonlarca dolarlık maliyet engellenemezdi.

O kadar yıkım gelmişken, şimdi de Soykırımcı İsrail-ABD İttifakı’nın İran’a saldırılarının maliyeti çöktü üzerimize…

Bazı ülkeler kaostan beslenir, bizim gibi ülkeler ise huzurdan.

Türkiye her krizi sona erdirmeye, her yangını söndürmeye, her savaşın bitmesine vesile olmaya çalışıyor…

Ne var ki kaostan beslenen zalim yönetimler sonuca ulaşmasını çok zorlaştırıyor hatta çoğu zaman imkânsız hale getiriyor.

Savaş çıktığında ABD, Rusya, Çin ve diğer zalim güçler, kendilerince kazanımlar elde ediyor.

Etki alanları ve kendilerine sığınmak mecburiyetini hissedenlerin sayısı artıyor.

Tabii zenginlikleri, üretimden gelen güçleri ve her türlü zulme imza atacak tıynette olmaları, krizlerden “kârlı” çıkartıyor onları.

Batacakları güne kadar oyalanıyorlar!

Biz, toparlanmak, güçlenmek, iddiamızı artırmak için zamana ve huzura ihtiyaç duyuyoruz ama olmuyor.

Buraya kadar yazdıklarım, bir mesajı vermek içindi:

Önümüzdeki sürecin çok daha zorlu geçeceği, sıkıntıların iyice büyüyeceği, hem ülke, hem de aileler olarak her makul tedbiri almamızın şart olduğu ortada.

Bizler…

İşin aile tarafında olan vatandaşlar için…

Tedbire, tasarrufa, israftan kaçınmaya azami derecede özen göstermek…

Gereksiz riskleri almamak…

Gerekiyorsa küçülmek, mümkünse ihtiyaçları öz kaynaklardan karşılamak gibi tedbirler çok önemli.

Türkiye’de de kaostan beslenen ahlâksızlar var elbet.

Biz onlardan değiliz.

Onlardan olmayan milyonlarca vatandaş için tek yol, tedbiri kuşanmak.

Tedbiri putlaştırmadan ve ihmal etmeden hareket etmek.

Çok daha zorlu süreçlerden geçecek gibi ömürleri yetenler!