0

Bir bilinç ve şuur birikimidir kültür.

Ezilmişliğin, sömürülmüşlüğün, itilip kakılmışlığın, arafta hissedilişin, zulmün tarihidir, unutamadığımız kavgaların hararetini hala hissedişimizin yorgunluğudur kültür. Bin yıllardır kuşların hür haliyle dalgalanamayışıdır coğrafyamızda, acıların izi, karanlıkların alışkanlığı mıdır kültür. Bitkilerin bile öldüresiye korktuğu bir asrın boşluğudur… Sabahların şafaklarında aşkın yokluğudur kültür. Varlığımıza nüfuz etmek isteyen bileşkenin denklemi midir acep…

Kamışın bin yıllık ağıtıdır anaların derdü elemindeki kadim kültürümüz. Yaman dağların enginliğinde yakılan ağıtların tınısıdır bize metin olan o kültür. Ve sızısıdır aslını kaybedenlerin kendine yabancılığı. Varlık kadar biriken acıların çelik siperidir kültür amblemimiz. Biziz işte biz, Dicle'nin bereketini yitiren… Asırlık azap şerbetinin şekersiz suyu…

Kültür… ?

Molla Ahmed-i Ceziri'yi bilir misin, aşkın bereketini kültür eyleyen ve Ahmed-i Xani'nin lügatini unutan sen ey büyük Doğu, sen ey kalplerin nuruyla betimlenen çileli yol, sen ey mektuplarda aşkın hissini ulak eden… Sen ey kültüre şeref madalyası takan Doğu ve sen ey Yunus'un zarafetinde billurlaşan kemal vasfı, sensin kültür, sensin kendinin ardına saklanan, kendinden cüret alan… Dirileceksin kendinden… Sana kültür olan nuru ala-i mukaddesten…

Dünya darında garip bir hırkayla kendini cenk meydanında muzaffer bilenlerin emanetidir kültür… Küfrün başşehrindeki küçücük bir mescit, yarin gözlerindeki o helal emanettir kültür… Şiirlerimizin ahengindeki ebediyetin edebidir aslında, gaybın askerlerinin bize yoldaş olmasının ardındaki hakikattir kültür…

Aşkımıza biçilen kainatın tasarımındaki ahenktir bizim kültürümüz…

Bizi kemiklerimizden vurdukları o günün akşamındaki ezanın mistik alametiyle demlenişimizdir kültür…

Botan yağmurlarında ölüm hasretiyle nemlenişimizin coşkusudur ruhumuzun hasret bildiği kültür.

Mem ü Zin anıtında hepimizin akıbeti olan o sancı...

Yusuf'un gömleğindeki hakikattir en nihayetinde kültür…

Ağrı'nın heybeti değil pek tabiî ki, Mardin Kasımiye Medresesinin duvarlarına neşredilen nakarattır elbet…

Gurbet darı olan şu misafirhane-i fanide, bir çocuğun bombalarla ufalanan oyuncağıdır kültür ve miras…

Ve unutmayacaksın! Gazze sahillerinde, henüz kemikleri bile gelişmeyen kız çocuklarına sıkılan kurşunların namussuzluğudur kültür, bu eleme sessiz kalınışın şeref yoksunluğudur kültür…

Her bir ananın altmış yıllık ömründe biriken ebet kadar acının tarifsiz müzesidir kültür…

Arka sokaklarımızdaki hayret, esmer tenimizdeki bileşke, acıda ahlakı zikredişimizden başka ne olabilir ki kültür.

İrfan meclislerinde, ihya dergahlarında asırlardır aşkı bina etme gayretiyle terlenen o nedimlerin metafizik heyecanıdır kültür…

Ey ah, ya ah, her hal elhamdülillah…

Budur o kültür, sensin aşkuallah…