Gürsel IŞIK

Gårsel Iûik (Resimli)

BAŞKAN AKPINAR KARAZİYARET’TE PRESTİJ SOKAK PROJESİNİ İNCELEDİ
BAŞKAN AKPINAR KARAZİYARET’TE PRESTİJ SOKAK PROJESİNİ İNCELEDİ
İçeriği Görüntüle

Malazgirt, Anadolu’da yeni bir tarih ve yurt fikrinin kapısını açtı. Türklerle Kürtlerin kadim kader birliğini aynı hafızada buluşturdu. Bugün o hafıza, Türkiye’nin müşterek aidiyetine yeniden sesleniyor.

Bir ülkenin hangi tarihi yeniden görünür kıldığı önemlidir. Geleceğe dair tercihlerini de ele verir. Malazgirt’in son yıllarda Türkiye’nin hafızasında daha fazla yer bulmasına buradan bakmak gerekiyor. 26 Ağustos, takvimdeki bir zafer gününün ötesinde güçlü bir tarihî hafızaya dönüşüyor. Selçuklu geçmişi yeniden hatırlanıyor. Malazgirt, siyasi hafızanın güçlü duraklarından birine dönüşüyor. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Malazgirt’e verdiği önem de bu değişim içinde anlam kazanıyor. Malazgirt’i anmak, geçmişi hatırlamanın ötesinde bir anlam taşıyor. O meydanın bugünün Türkiye’sine bıraktığı sözü yeniden duymak gerekiyor.

MALAZGİRT’İ DAR KİMLİKLERLE OKUMAK TARİHİ ÇARPITIR

1071’e bugünün dar kimlik kalıplarıyla bakarsak tarihe kendi kavgalarımızı giydiririz. Malazgirt, modern ulus-devlet çağından sekiz asır önceydi. Selçuklu dünyası farklı toplulukları barındırıyordu. İnançlar ve siyasi bağlılıklar iç içeydi. Anadolu’ya yönelen hareketlilik de bir günde başlamadı. Malazgirt, uzun bir tarihî yürüyüşün büyük eşiğiydi. Meydandaki insan haritası oldukça çeşitliydi. Malazgirt çevresindeki Müslüman unsurların Selçuklularla münasebetine dair anlatılar bu çeşitliliğin izlerini taşır. Rakamlar tartışılıyor, rivayetler değişiyor. Tarih, sonradan çizilmiş etnik cetvellerden çok daha girift bir manzara sunuyor.

BUGÜNÜN TÜRKİYE’Sİ DE SIĞMIYOR

Türkler, Kürtler, Araplar, Çerkesler, Lazlar, Gürcüler, Boşnaklar ve daha nice topluluk aynı memleketin hafızasında yer tutuyor. İnançlar ve mahallî kültürler de bu terkibin parçası. Türkiye’yi tek bir etnik münasebet üzerinden okumak memleketin hakikatini eksiltir. Anadolu asırlar boyunca farklı topluluklara yurt oldu. İnsanlar birbirine benzemeden aynı hayatın içinde yer buldu. Modern siyasal düzen uzun süre ulus-devlet ekseninde şekillendi. Ortak dil, ortak kimlik ve ortak vatandaşlık bu düzenin başlıca unsurları oldu. Devletler toplumsal bütünlüğü büyük ölçüde benzerlik üzerinden kurmaya yöneldi. Oysa Anadolu’nun tarihî terkibi daha geniştir. Farklı diller, kültürler ve mahallî aidiyetler aynı siyasi coğrafyada yaşamayı sürdürdü.

TARİHÎ HAFIZADAN ORTAK AİDİYETE

Türkiye şimdi bu tarihî çeşitliliği müşterek aidiyet içinde buluşturacak yeni bir eşiğe geliyor. Terörsüz Türkiye bu arayışın güncel karşılığını oluşturuyor. PKK’nın silah bırakması hayati bir eşiktir. Ancak silahın susmasıyla toplumsal mesafeler kendiliğinden kapanmaz. Güven yeniden kurulur. Aidiyet zamanla güçlenir. Kardeşlik hukuku insanların birbirini olduğu hâliyle kabul ettiği yerde kök salar. Mesele Türklerle Kürtler arasındaki münasebete hapsedilemez. Türkiye’nin bütün renkleri kendisini ortak dairenin içinde görebilmeli. Kürt kendi dili ve hafızasıyla, Arap kendi kültürüyle, Çerkes kendi geçmişiyle bu memleketin parçasıdır. Laz, Gürcü ve Boşnak da kendi hafızasını taşır. Birlik, insanların birbirine benzemesini gerektirmez. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi serüveni burada tarihî bir mana kazanıyor. Onun döneminde Türkiye’nin geçmişle kurduğu ilişkinin hudutları genişledi. Selçuklu ve Osmanlı hafızası kamusal alanda daha görünür hâle geldi. Malazgirt yeniden güçlü biçimde hatırlandı. Söğüt yeniden konuşuldu. İstanbul’un fethi tarih şuurunda daha geniş yer buldu.

MÜŞTEREK KADERİN KAPISI: MALAZGİRT

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Malazgirt’i görünür kılan tarih anlayışı, Terörsüz Türkiye ile yeni bir mana kazanıyor. Malazgirt müşterek bir kaderin kapısını açmıştı. Bugün o hafıza farklı kimliklerin büyük bir aidiyet etrafında buluşabileceğini hatırlatıyor. Terörsüz Türkiye yeni bir kardeşlik hukukunun adı hâline geliyor. Ulus-devlet kalıbını aşmak, sınırların ötesinde daha geniş bir mensubiyet ve ortak kader fikrine yönelmektir. Devlet ise bu geniş aidiyetin siyasi çatısıdır. Arayış, daha geniş bir mensubiyet fikridir. Tek bir kültürel kalıbın ortak hayatın değişmez ölçüsü sayılmadığı bir anlayıştır. Ümmet fikri burada yeniden hatırlanmayı hak ediyor. Ümmet, farklılıkları koruyarak onları daha geniş bir mensubiyet ve müşterek kader etrafında buluşturan tarihî bir terkiptir.

MALAZGİRT’İN HATIRLATTIĞI ORTAK KADER

Her topluluğun kendi rengini koruyarak dâhil olduğu geniş bir mensubiyet dairesidir. Medine Vesikası bunun tarihî örneklerinden biridir. Farklı toplulukların kendi varlıklarını koruyarak müşterek bir siyasi düzen içinde yaşayabilmesine dair bir tecrübedir. Malazgirt’in yeniden görünür oluşu bu yüzden sıradan bir tarih siyaseti sayılamaz. O meydan Anadolu’da yeni bir tarih mecrası açtı. Farklı kavimler, diller ve mahallî aidiyetler asırlar boyunca aynı memleketin hikâyesine karıştı. Terörsüz Türkiye şimdi bu tarihî hafızayla buluşuyor. Malazgirt görünür oldu. Şimdi onun hatırlattığı müşterekliğin vakti. Bin yıl sonra ihtiyaç duyduğumuz Türkiye, farklılıkların ayrılık sebebi olmadığı bir memlekettir. Herkesin kendi adıyla kaldığı, ortak kaderde buluştuğu büyük ve güçlü Türkiye’dir.

Muhabir: Haber Merkezi