0

-Veyahut kalubeladan beri İnsan ya da Müslüman-

Maddeperest bir temayülle yoğrulup kendini tek tanrıya tapınıyor sanmanın saflığında ya da kendini kandırmanın oyununda. Her dönem hasıl olmuştur münafık rotasındaki Müslüman görünümlü insancıklar…

Mutluluk, huzur, saadet arar lakin ruhundan ziyade derisine ve işkembesine yatırım yapan zavallı bir cahil yatırımcıdan öteye gidemeyen bir çeşit canlı. Canlıymış gibi görünmekle birlikte aslında asıl sadece hareket etme fonksiyonunu taşıyan bir tür…

Nevrotik travması hedonist muhtelifiyet. Karakter sapmasının temel argümanı nefis cehenneminde şeytanla yaşadığı flört...

Siretini tanımladığı sıfatlar, suretine, şeytanın İslami cihada teşebbüsü kadar ırak...

Ruh sansürüne maruz kalmış pısırık bir mahlûk, insani karakterini ifşa edemeyecek kadar cesaretsiz ve ahlaksız bir misyoner…

İslam ve İnsan aynı hakikat nakaratının mana fonksiyonu iken, insanlar ve Müslümanlar tarafından hareket kabiliyeti sıfırlanmış edilgen bir sınır…

İslam ve İnsan öğretisi, hudutsuzluk haramileri tarafından tahribata uğrayan mistik gereklilik olarak tanımlanan, tarih saflarında tozlu malumat olarak bilene kalan ritüeller. O tozu teneffüs etmekten çekinmeyecek kadar temizliğin teşebbüsüne kendini uzak tutan bir ucube işte o insan…

İnsan, nefes alabilen ukala ve hadsiz bir ur gibi bazen aslında…

Sanal bir tefekkürün metafizik ahlakını yaşamaktan ibaret…

Çirkeflik boyutu, İslam ve İnsan yaratılışına aykırı olabilecek kadar azgın, azgın sayılır beşer…

İslami ve insani bir kusur değildir ve asla şeytani bir artı da değildir bu 'çöküş' alametindeki canlının bileşkesi. Ve asla fıtri bir yorumla açıklanamayacak kadar özgün! Ya ne? Tamamen spontane, tamamen doğaçlama, anlık bir tezahürün nazar kazanması. Yani iradesiz bir cüretin eylem kazanma hali…

Defolu kombine işte insan. İnsanın kendine biçtiği rol…

Bile bile yaşamamak ölçüyü, göre göre, duya duya sönmeye yüz tutmanın kül kadar kıymeti harbiyesinde ademoğlu…

Hiçbir zaman anlaşılmayacak demiyorum anlaşılamamasından değil, insan anlaşıldığında, dağların pamuk ipliğine döneceği o çetin anın cenginin boyutundandır, hiçbir zaman anlaşılamaması insanın…

Ya da anlaşılması icap buyrulduğunda, Cennet'in kıvamını tamamlayacağındandır bu tatminsiz bekleyişimiz…

İnsan, evvela insan, ahiri insan, daimi insan. Müslüman sıfatlı insan. Ne anlaşılması insaniyetin ya da İslamiyet'in de yine insan tarafından anlaşılamaması, enteresan bir şekilde beşeriyetin ölçüsüz kalması. Kusursuz bir ölçüsüzlük hali insanın heybesini İslami imge ve umdelere uzak tutması. Denklemin dengesizliğinin sağlaması…

Söz uçunca da insan aynı insan, yazı kalınca da insan yine aynı insan…

Muhakkak ki insanın kusursuz bir isyanda olmasındandır ziyan-ı hali…

Birbirine alternatif oluşturamayacak kadar aynı kutbun imtiyaz sahipleri insan ya da Müslüman…

Zihinsel bir özrün azabını mı yaşar modernite insanın ve Müslümanının kendi öz sıfatlarına karşılık gelememesi. Değil. Zihinsel bir zehrin zerkinden başka bir durum olabilemez…

İnsan insan… Simgelere ve ikonlara sığdırılmış kukla…

Rabbimizi bilmesek… Sadece ''tesadüf'' derim insana. İnsan tesadüf, kendi kendine tesadüf…

''Eşrefi Mahlûkat'' ''Esfelüssafilin''de yer alabilecek kadar tevafuk eseri…

İnsan, eserullah… Xalık'ını bilmeye teşebbüs etmeyen eser…

İnsan…