Bernard Lazare’ın Theodor Herzl’le dayanışması

Bernard Lazare, sâdece Siyon Âşıkları’yle değil, Dünyâ Siyonist Teşkîlâtı’yle de irtibât hâlindeydi. 1896’da Theodor Herzl’le (1860 – 1904) görüşmüş ve onunla fikrî mutâbakâtının bir ifâdesi olarak, Der Judenstaat (-telaffuzu : Der Yudınştaat-; Yahûdi Devleti) isimli kitabını Fransızcaya tercüme ederek La Nouvelle Revue internationale (Yeni Beynelmilel Mecmûa)’da neşretmişti. (http://dtouret.free.fr/textes/Lazare.html; 9.7.2006)

12-23

(https://fr.wikipedia.org/wiki/L%C3%A9on_Pinsker; 6.7.2026)

(https://fr.wikipedia.org/wiki/Mo%C3%AFse_Lilienblum; 6.7.2026)

(https://fr.wikipedia.org/wiki/Ahad_Ha'Am; 6.7.2026)

(https://fr.wikipedia.org/wiki/Theodor_Herzl; 21.5.2020)

(http://www.museojudiobejar.com/en/bejar-bejarano/#iLightbox[gallery-1]/0; 2.1.2019)

(https://www.trthaber.com/foto-galeri/genc-cumhuriyetin-ikinci-adami-ismet-inonu/23437/sayfa-1.html; 6.7.2026)

Leon Pinsker, Moşe Leib Lilienblum, Ahad Ha-Âm, Theodor Herzl, Haim Moşe Becerano, Mustafa Kemâl, Mustafa İsmet…

***

Bernard Lazare’ın dîğer fikirleri

Bernard Lazare, 6 Mart 1897’de verdiği konferansta (Le Nationalisme juif), kendisini Sosyalist olarak târif etmekte (p. 10), ayrıca, Sosyalizmin Milliyetciliği nakzetmediğini, Milliyetciliğin ise, Beynelmilelciliğin muktezâsı olduğunu müdâfaa etmektedir (pp. 12-13). Allâh’a inanmamakta, bu fikir ve ak̆îdenin Yahûdilerin bir îcâdı olduğunu iddiâ etmekte, bu meyânda, dîni, Yahûdiler arasında bir ortak payda saymamaktadır. (“…Ce peuple qui, malheureusement pour lui, a enfanté une divinité: Kendisi nâmına şâyân-ı teessüftür ki bu millet, bir ul̃ûhiyet doğurmuştur.” -p. 15- Faites-vous pardonner d'avoir donné un dieu aux hommes: İnsanlara bir İlâh vermiş olmaktan dolayı kendinizi affettirmiye bakın!” -p. 16- “Etre Juif, cela ne veut donc pas dire être de la même religion: Binâenaleyh, Yahûdi olmak, aynı dîne mensûb olmak demek değildir.” -p. 1-)

Onu kendi devrinde çok meşhûr eden bir çalışması, 1896’da 300 bin nüsha basılan Adlî Bir Hatâ; Dreyfus Mes’elesi Hakkındaki Hak̆îkat (Une Erreur judiciaire; la vérité sur l’affaire Dreyfus) isimli 94 sayfalık kitabıdır. Bu kitabında, Yüzbaşı Dreyfus’ün adlî bir hatânın kurbanı olduğunu müdâfaa etmekte, kuvvetli delîller serdederek dâvânın tekrâr görülmesi lüzûmunu ileri sürmekteydi. Onun bu çalışmasıdır ki gazeteci (ve natüralist romancı) Emile Zola’yi “J’accuse” başlıklı makâlesini (L’Aurore, 13.1.1898, s. 1) kaleme almıya ik̆nâ etmiş ve başlatılan muazzam bir kampanyanın baskısı altında, askerî mahkeme (Conseil de guerre: Harb Meclisi; tribunal militaire: askerî mahkeme müterâdifi), dâvâyı tekrâr görmiye mecbûr kalmış, en son, 1906’da, Temyîz Mahkemesi’nin (Cour de cassation) karârıyle, Dreyfus berâat etmiştir. (Baskı adedi ve Zola’yle al̃âkalı bilginin kaynağı: Cercle Bernard Lazare -B. L. Mahfili- ; http://www.cbl-grenoble.org/presentation.php; 9.7.2006)

Siyonizm, jenosid demekdir

Eserlerinde, bir taraftan Adâleti ve bütün İnsanlık Âleminde sul̃h ve kardeşliği müdâfaa eden Bernard Lazere’ın, dîğer taraftan Siyonizm dâvâsı gütmesi, anlaşılmaz bir tenâkuzdur. Zîrâ, Siyonizmin hedefi olan Filistin’in, en az on dört asırdır, Yahûdi değil, Filistinli Arab vatanı olduğu bedîhî bir hak̆îkattir. (Yahûdi merkezi Kudüs’ün Romalı Titüs tarafından tahrîbi, M. S. 70’tedir. Bilhâssa bu târihten sonra, Yahûdiler, muhtelif memleketlere değılmışlar, zamânla, Hıristiyanlar, Filistin’de nüfûsun ekseriyetini teşkîl etmişlerdir; öyle ki Müslüman Arablar, M. S. 630’lu senelerde Filistin’i fethettiklerinde, bu mıntıkalar, Hıristiyan Bizanslıların hâkimiyeti altındaydı…) Hâl böyleyken orada bir Yahûdi Devleti’nin têsîsi, ancak Filistinli jenosidiyle mümkündü. Doğrudan imhâ veyâ tehcîr yoluyle… Siyonizmin nüfûzu altındaki Büyük Devletler kullanılarak… Bir Cihân Harbi çıkartılarak… (Yüz binlerce insanın canı, milyonlarca insanın ıztırâbı pahasına) Osmanlı tasfiye edilerek… Çeşid çeşid şeytânî hîleye mürâcaat edilerek… Nitekim, bir buçuk asırdır, Siyonizm, (affedilmez dîğer büyük günâhlarına ilâveten) Filistinli jenosidi irtik̃âb etmektedir. Son Gazze fâciâsıyle, Filistinli jenosidi zirve yapmış ve günümüzün kitlevî haberleşme vâsıtaları sâyesinde göze batar hâle gelmiştir. Aklıselîm sâhibi her insan artık idrâk̃ etmektedir ki Siyonizm demek, jenosid demek, kan ve göz yaşı demekdir. Öyleyse, hangi yolla olursa olsun, Filistinli jenosidine râzı olan bir insanın insâniyetpereverliğine nasıl inanılabilir?

Kaldı ki Siyonizm, sâdece, Filistin’de bir Yahûdi Devleti (“Nil’den Fırat’a kadar bir Yahûdi Devleti”) kurulması emelinden ibâret de değildir! O, Yahûdi Mesiyanizminin (dîğer tâbirle, Yahûdi Cihân Hâkimiyeti emelinin) bir ifâdesidir. Onların nazarında, Filistin’de Yahûdi Devleti’nin têsîsi, mesiyanik devrin bir alâmeti ve şartıdır. (“Mesiyanik” < Messianique < Messianisme. “Ère messianique: mesiyanik devir”. “Mesîhî” yerine, husûsî bir mânâ izâfe ederek bu kelimeyi tercîh ediyoruz.) Ve bu noktainazarlarında haklıdırlar: Zîrâ, Yahûdi Devleti, ancak Avrupa ve Amerika Devletleri üzerindeki büyük nüfûzları sâyesinde têsîs edilebilmiştir… Bundan sonra, “Nil’den Fırat’a kadar” genişlemesi de yine bu nüfûz sâyesinde mümkün olabilecekdir… (Mesiyanizm / Siyonizm münâsebeti hakkında mevsûk tafsîlât için Yahûdilik-Masonluk Münâsebeti; Milat, 9.9.2024/52’ye mürâcaat)

Ayrıca, o, bâzı eserlerinde (meselâ Yahûdi Milliyetciliği’nde), şoven Yahûdi târihçilerinin şablonlarına uyarak, bütün Yahûdi târihini bir mazl̃ûmlar târihi şeklinde takdîm etmektedir. Yahûdiler, her memlekette zulüm görmüş, başkalarına zul̃metmemiş bir millet imiş! Bu, târihi fecî şekilde tahrîf etmekden başka nedir?

Yazık! O da Milleti nâmına taassuba sapıyor, Hak̆îkatten uzaklaşıyor!

22-1

(Karar, 4.8.2025, s. 1) (Milat, 12.5.2026, s. 1) (Akşam, 21.5.2026, s. 1)

Siyonizm, jenosid demekdir! Siyonizm, bir buçuk asırdır pervâsızca Filistinli jenosidine devâm ediyor! Avrupa ve Amerika’nın yardımlarıyle… Kimse, vatanları gasbedilen Filistinlilere karşı irtik̃âb edilen jenosidi durduramıyor… Acabâ neden? Bir nebze ferâseti ve vicdânı olan her şahıs idrâk̃ ediyor ki bunun esâs sebebi, dünyâşümûl̃ Yahûdi nüfûzudur… İki bin senelik teşkilâtlı tesânüde dayanan bir nüfûz… Bin bir hîleyle memleketler içeriden fethediliyor, Yahûdi Mesiyanizminin bir ifâdesi olan Siyonizme hizmet ettiriliyor… Ve İsl̃âm Âleminin âciz nazarları altında Siyonist Emperyalizmi hükmünü yürütüyor…

***

Bernard Lazare’ın binlerce seneye dayanan Yahûdi “teşkîlâtlı tesânüdü” hakkındaki tesbîtleri

Şahsıyetinin bu militan Siyonist, Sosyalist, Ateist (bu meyânda, Ermeni muhibbi ve -gâyet tabiî olarak- Osmanlı / Türk aleyhdârı) cephesine rağmen, Bernard Lazare, 1894’te neşrettiği L’Antisémitisme, son histoire et ses causes (Yahûdi Aleyhdârlığı; Târihi ve Sebebleri) isimli kitabında, oldukça objektif bir ilmî araştırmacı ve insâflı bir fikir adamıdır. Bu eserini, Édouard Drumont’un (Pâris, 3.5.1844 – a.y., 3.2.1917) 150 civârında baskıyle yüz binlerce nüsha satan La France juive (Yahûdi Fransa’sı) isimli eserine (1886) cevâb mâhiyetinde têlîf etmiştir. Lazare, Yahûdi mes’elesi üzerinde teemmül eden herkesin okumasının tavsıye edilebileceği bu kıymetli eserinde, târih boyunca her memlekette tezâhür eden Yahûdi Aleyhdârlığının sebeblerini anlamıya çalışıyor, bu mes’eleyi tenvîr eden çok kıymetli bilgiler sunuyor, îzâhatta bulunuyor ve bu objektif çerçevede, Yahûdi aleyhdârlarının haksız hücûmlarına müdellel cevâblar vererek kendi Milletini müdâfaa ediyor…

“Dünyâyı saran Yahûdi kudretinin sırrının teşkîlâtlı tesânüd olduğuna” dâir tesbîtimizin (araştırmacı sıfatıyle şahsî müşâhedelerimizden mâadâ) en mühim bir mesnedi, işte bu Yahûdi Aleyhdârlığı; Târihi ve Sebebleri isimli kitabdır!

Bernard Lazare, Yahûdi teşkîlât rûhunu ve onun, bu sâyede rak̆îblerine gâlib gelmesi vâkıasını, târihî sebebleriyle berâber, hak̆îkaten dört başı mâmûr bir şekilde îzâh ediyor…

Lazare’ın îzâhatının (tarafımızdan yapılmış) tercümesini, ehemmiyetine binâen, Fransızca aslıyle berâber takdîm ediyoruz:

“…Gerek Garbî Avrupa’da, gerekse Amerika Birleşik Devletleri’nde, iki milyon Yahûdi, burjuva sınıfına mensûb bulunmaktadır. (“…Il reste donc environ deux millions de Juifs qui, soit dans l'Europe occidentale, soit aux Etats-Unis d'Amérique, appartiennent à la classe bourgeoise.)

“Hâl̃buki, yüz sene evvel hiçbir şey ifâde etmiyen bu iki milyon Yahûdinin bugün [1894] büyük kıymeti hâiz olduğu ink̃âr edilemez. Filhak̆îka, inkişâfları, zenginlikleri, vazıyetleri îtibâriyle, kemmî ehemmiyetleriyle pek de mütenâsib görünmiyen bir mevk̆i işgâl̃ ediyorlar. Nüfûsun tamâmına nazaran bir avuc oldukları hâlde öyle bir ictimâî seviyede bulunuyorlar ki her tarafta göze çarpıyorlar ve pek kalabalık oldukları zannediliyor. Aslında, umûmiyetle köylerde oturmadıkları ve muayyen bir büyüklük derecesine ulaşmış şehirlerde yaşadıkları için, umûmî olarak yapıldığı gibi, onları yek̃ûn nüfûsla mukâyese etmemek l̃âzımdır; şâyed doğru istatistikî mûtâlara sâhib olmak isteniyorsa, onları kendi sınıflarına, yânî ticârî, sınâî ve mâlî burjuvaziye göre mütâl̃aa etmek îcâb eder. Mâmâfih, mukâyese, Yahûdiler ile burjuvalara inhisâr ettirilse dahi, yine de Yahûdilerin lehine olmaktadır. (Or, il est incontestable que si ces deux millions de Juifs n'étaient rien il y a cent ans, ils sont beaucoup aujourd'hui. Par leur développement, par leurs richesses, par leur situation, ils occupent une place qui parait peu proportionnée à leur importance numérique. Comparativement au gros de la population, ils sont une poignée, et cependant ils tiennent un rang tel qu'on les aperçoit partout et qu'ils semblent être légion. Il est vrai qu'il ne faut pas, ce qu'on fait en général, les comparer à la population totale, puisqu'ils n'habitent généralement pas les campagnes, et vivent dans des villes d'une relative importance si on veut des éléments exacts de la statistique, il faut les rapprocherde ceux de leur classe, c'est-àdire de la bourgeoisie commerçante, industrielle et financière, mais, même en réduisant la comparaison à ces deux termes juif et bourgeois, cette comparaison est à l'avantage du Juif.)