“Ama, bu günlük mücâdelede, yukarıda gördüğümüz gibi, zâten ferd olarak daha kâbiliyetli olan herbir Yahûdi, mümâsili şekilde cemâatdaşlarında da mevcûd bulunan kendi kâbiliyetlerini, mezîyetlerini, kuvvetini onlarınkilerle birleştirmekte ve bu sebeble de zarûrî olarak hedefe rakîblerinden evvel varmaktadır. Yahûdiler, paramparça ve birbirleriyle devâmlı mücâdele hâlindeki burjuvazinin içinde, onların aksine, birbirleriyle mütesânid bir cemâat teşkîl etmektedirler ki muvaffakıyetlerinin sırrı da işte budur! Bu tesânüd onlarda daha eski olduğu için daha da kuvvetlidir. Bu hak̆îkat çok kerre ink̃âr edilmek istenmişse de aslında ink̃ârı gayr-i kâbildir. Bu tesânüdün halkaları asırlar boyunca birbiriyle kaynaştı ve tatbîk̆i artık tabiî, gayr-i şuûrî bir hâl̃ aldı. (Mais dans cette quotidienne bataille, le Juif qui est déjà individuellement mieux doué, comme nous l’avons vu, unit ses vertus semblables, accroît ses forces en les formant en faisceaux, et fatalement il doit arriver avant ses rivaux au but poursuivi. Au milieu de la bourgeoisie désunie, dont les membres sont en lutte perpétuelle, les Juifs sont des êtres solidaires, voici le secret de leur triomphe. Cette solidarité est chez eux d’autant plus forte, qu’elle est plus ancienne; on l’a niée souvent, et cependant elle est indéniable; les anneaux en ont été soudés au cours des âges, depuis des siècles, et la pratique a fini par en devenir inconsciente.)
Yahûdi teşkilâtçılığı, iki bin senelik bir vetîreyle, nasıl tekevvün etti?
“Şimdi bu tesânüdün nasıl teşekkül edip devâmlılık kazandığını görelim. (Il est bon de voir comment elle s’est formée et comment elle s'est perpétuée.)”
Metnin devâmında, Bernard Lazare, kâdîm devirden -Kadîm Yunan ve Roma’dan- başlıyarak bütün Orta-Çağ zarfında, teşkîlâtçılığınYahûdilerde nasıl âdetâ bir “ictimâî insiyâk” hâline geldiğine ve buna âmil olan ictimâî vasata dâir îzâhat veriyor. Bu meyânda, Tasit, Çiçeron, Ernest Renan gibi târihçilere de atıfta bulunuyor. Bütün o uzun asırlarda Yahûdi teşkîlâtı, esâs îtibâriyle havra merkezlidir ve havralar da, birbirleriyle, hudûdlar ötesi tesânüd hâlindedirler. Müellifin bu kısımdaki şu tesbîtleri hâssaten dikkate şâyândır:
Dünyâ çapındaki Yahûdi kudretinin sırrı: Teşkîlâtlı tesânüd…
Fransa Yahûdi Cemâati nâmına geniş bir ekip (Roger Berg, Chalom Chemouny, Franklin Didi, v.s.) tarafından hazırlanan ve 1971’de, Pâris’de Éditions Migdal tarafından neşredilen Guide juif de France (Fransa Yahûdi Rehberi) kitabı incelendiğinde, Yahûdiliğin, her memlekette olduğu gibi bu memlekette de beşikden mezara kadar ve hayâtın her sâhasında, ayrıca bütün dünyâ Yahûdiliğiyle irtibât hâlinde teşkîlâtlanmış olduğu, kezâ hepsinin kalbinin Siyonist Devlet için çarptığı görülüyor… Kitabda, havralar, mahallî dernekler ve –merkezi Pâris’de bulunan- Fransa Yahûdi Dernekleri Federasyonu’nundan (Fédération des Sociétés Juives de France; ki buna 102 dernek dâhildir) mâadâ 180 teşkîlât (târihçeleri, faâliyet sâhaları, adresleri, idârecileri) hakkında muhtasar mâl̃ûmât bulunuyor. Burada, aynı kitabda (ss. 92-93), başında (o zamân) Baron Guy de Rothschild’in (Pâris, 21.5.1909 – Ferrières-en-Brie, 12.6.2007) bulunduğu Birleşik Yahûdi İctimâî Fonu’nun faâliyet sâhalarına ve mâlî yardımda bulunduğu teşekküllere dâir şema görülüyor…
Acabâ bizde bunlardan ibret alacak kadar ferâset var mı?
***

“Bütün havralar, gâyet geniş federatif bir teşkîlât hâlinde birbirlerine bağlıydılar. Makedonya ve Helen yayılmasını tâk̆îben, bu federasyon da, şebekesini kadîm dünyâya yaydı. (Toutes les synagogues étaient reliées les unes aux autres, en une vaste association fédérative qui étendit son réseau sur le monde antique, à partir de l'expansion macédonienne et hellénique.) […]
“Her Şehir Devletinde, Yahûdi, Cemâatinden müzâheret görüyor, muhâcir veyâ öncü olarak geldiğinde hemen kardeş gibi bağra basılıyor, imdâdına koşuluyor, destekleniyordu. (Dans chaque cité, le Juif était aidé par la communauté, il était accueilli fraternellement lorsqu'il arrivait comme immigrant et colon, on le secourait et on le secondait.) […]
“Oldukça kalabalık bir nüfûsa sâhib oldukları Roma’da, Şark Şehir Devletlerinde olduğu kadar müttehid ve birbirlerine ağlı idiler. (Ernest Renan, Deccâl isimli eserinde -s. 7, hâşiye 2-, Roma’da, Neron devrindeki Yahûdi nüfûsunu, 20 ilâ 30 bin olarak tahmîn eder.) Tasit de, Târih’inde -5. cild-, şöyle yazıyor: ‘Onlar, birbirlerine sarsılmaz bir sadâkat ve pek kuvvetli bir merhamet hissiyle bağlıdırlar.’ Müttehid olmaları sâyesinde, İskenderiye’de olduğu gibi, öylesine bir kudret kazanmışlardı ki fırkalar onların desteğini elde etmiye çalışıyor ve onlardan çekiniyordu. Çiçeron -Pro Flacco, XXVIII-: ‘Şu Yahûdilerin ne kalabalık ve birlik içinde bir topluluk teşkîl ettiklerini, ne kadar becerikli olduklarını ve meclislerde ne büyük nüfûz icrâ ettiklerini bilirsin’ der. (À Rome, où leur nombre fut considérable (M. Renan évalue le nombre des Juifs romains, sous Néron, à 20 ou 30.000 -L’Antéchrist, p. 7, note 2.-), les Juifs étaient aussi unis, aussi attachés que dans les cités d'Orient. ‘Ils sont liés les uns aux autres par un attachement invincible, une commisération très active’, dit Tacite (Histoire, v. 5). Grâce à cette union, ils avaient acquis, comme à Alexandrie, une puissance, à tel point que les partis s'appuyaient sur eux et les redoutaient. ‘Tu sais, dit Cicéron (Pro Flacco, XXVIII), quelle est la multitude de ces Juifs, quelle est leur union, leur entente, leur savoir-faire et leur empire sur la foule des assemblées.’)
[Orta-Çağ Avrupa’sı bir hercümerc hâli yaşarken,] “birbirlerine dâimâ destek olmaları sâyesinde, hâricî tahavüllâttan hiç mütessir olmadılar. (Ils durent à ce mutuel appui de ne point souffrir des changements extérieurs.) […]
“Yahûdi Milletini Yahûdi mahallelerinin dört duvarı arasına sıkıştırmakla netîcelenen birbirine muvâzî hâricî ve dâhilî dâvâlar, onun teşkîlât rûhunu (son esprit d’association) daha da kuvvetlendirdiler. (Bu devrede) kendi içlerine kapanan Yahûdiler, kendilerini birleştiren bağların kuvvetini iyice arttırdılar ve aralarındaki müşterek hayât, kardeşlik arzû ve ihtiyâclarını kamçıladı; böylece kapalı Yahûdi mahalleleri, Yahûdi teşkîlâtçılığını geliştirdi. (Les procès parallèles, l'un extérieur, l'autre intérieur, qui aboutirent à parquer Israël dans l'étroite enceinte de ses juiveries, renforcèrent son esprit d'association. Retirés du monde, les Juifs augmentèrent la force des liens qui les unissaient, la vie commune accrut leur désir et leur besoin de fraternité: les ghettos développèrent l'associationnisme juif.). […]
“Orta-Çağ asırları boyunca, her şey onları daha fazla birleşmiye itti. Tek başlarına olsalar, daha fazla ıztırâb çekerlerdi; birbirlerine yardım ederek kendilerini daha kolaylıkla müdâfaa ettiler ve onları durmadan tehdîd eden belâlardan kurtulabildiler. (Tout les poussa à s'unir pendant ces siècles du moyen âge, si atroces et si épouvantables pour eux. Isolés, ils eussent souffert davantage; en s'aidant mutuellement, ils purent se défendre plus facilement, ils purent éviter les calamités qui les menaçaient sans cesse.) […]
“Âlimler, hahamlar, Talmudî inhisârcılığın arttırdığı bu tesânüdü teşvîk̆ ettiler ve sâliklerini, birbirlerinin mütekâbil menfâatlerini gözetmiye dâvet ve mecbûr ettiler. (Les docteurs, les rabbins encouragèrent cette solidarité, que l'exclusivisme talmudique augmenta; ils engagèrent et ils contraignirent leurs fidèles à ménager leurs intérêts respectifs.) […]
“ ‘Kahal, yânî Yahûdi Cemâati, tesânüd vazîfesini îfâ etmiyenlere karşı silâhlıydı: Onları lânetliyor ve kendilerine karşı ‘Şerem-Hakahal’, yânî Cemâat aforozu karârını veriyordu. (La communauté juive, le Kahal, était armée contre ceux qui manquaient au devoir de la solidarité; elle les frappait d'anathème et prononçait contre eux le Cherem-Hakahal -Anathème de la communauté-).”
Yahûdi teşkîlâtçılığının asıl kaynağı, ideol̃ojikdir
Bernard Lazare’ın, Yahûdi teşkîlâtçılık ve teşkîlâtlılığını, esâs îtibâriyle, bu gibi, târihî seyir içinde ortaya çıkan farklı ictimâî şartlara intibâk refleksiyle îzâh etmesini şâyân-ı takdîr, fakat eksik buluyor ve ona ideol̃ojik âmili de ilâve etme ihtiyâcı duyuyoruz: Bizim müşâhedemize nazaran, Yahûdi teşkîlâtçılık ve teşkîlâtlılığının başlıca âmili, doğrudan Yahûdi Fikriyâtıdır; yânî Yahûdilerin bütün milletlere fâik̆ bir “Güzîde Millet”, dîğer tâbirle, “rehber”, “râhib”, “mukaddes”, bu haseble kendi aralarında kardeş bir millet olma şuûr ve inancı ile “Mesîh” ak̆îdesi (Mesiyanizm)… İçinde yaşanılan ictimâî vasattan doğan zorlayıcı şartlar ise, esâs âmili takviye eden tâlî âmillerdir.
Bernard Lazare’ın Yahûdi Aleyhdârlığı; Târihi ve Sebebleri kitabında, “dünyâ çapındaki Yahûdi kudretinin sırrının teşkîlâtlı tesânüd” olduğuna dâir tesbîtimizin başlıca mesnedlerinden birini teşkîl eden îzâhatın (ki “Yahûdi Aleyhdârlığının İk̆tisâdî Sebebleri” başlıklı XIV. Fasıl’da mündericdir) -yukarıdaki îzâhatı da toparlıyan- en can alıcı kısmı, bu mevzûa mütedâir son iki paragraftır ve biz Müslümanların üzerinde derin derin, ibretle, hicâbla en fazla düşüneceğimiz kısım da budur (ola ki nihâyet intibâha ve gayrete geliriz):
“Binâenaleyh asırlar, düşmanca kânûnların rol̃ü, dînî nehiylerin têsîri, şahsî müdâfaa ihtiyâcı Yahûdiler arasında tesânüd hissini kuvvetlendirdi. Günümüzde de, Yahûdilerin istisnâ rejimine tâbi tutuldukları memleketlerde, Kahal’ın kudretli teşkîlâtı mevcûdiyetini devâm ettirmektedir. Resmî kayıdlardan kurtularak serbestleşen Yahûdiler [veyâ tam hürriyetlerine kavuşan Yahûdiler, les juifs émancipés], eski havraların dar çerçevesi dışına çıktılar, eski cemâatlerin mevzûâtını terk ettiler, ama tesânüdü unutmadılar. (Les siècles, l'action des lois hostiles, l'influence des prescriptions religieuses, le besoin de la défense individuelle, accrurent donc, chez les Juifs, le sentiment de la solidarité. De nos jours encore, dans les pays où les Juifs sont sous un régime d'exception, l'organisation puisante du Kahal subsiste. Quant aux Juifs, émancipés, ils ont rompu les cadres étroits des anciennes synagogues, ils ont abandonné la législation des communautés d'antan, mais ils n'ont pas désappris la solidarité.)