0

Şi'i, Sünni çatışması yaratılarak İslam Âlemi'nin toparlanmasına balta vurulmak isteniyor. Emperyalizm denemiş olduğu bütün fitne oyunlarında başarısız oldu. Ellerinde tek bir yol kaldı. Mezhep çatışmaları ile kaybetmiş oldukları otoriteyi yeniden ele geçirmek.

Ama İslam Âlemi buna fırsat vermeyecektir. Ne Şi'i kardeşlerimiz, ne de Sünni kardeşlerimiz bu şeytani oyuna gelmeyeceklerdir. Bizim dinimizin İslam olduğunu "şehadet" getiren her müslüman bilir. Bizi insan görünümlü şeytanların güçlü silahı mezhep çatışması ile kandıramayacaklarını bilecek kadar ferasetlerinin var olduğuna gönülden inanıyorum.

Allah'ın nuru ile bakan müminin ferasetinden korkacaklar...

Geçmişte yaşananlar, çıkartılmış mezhep çatışmaları, düşünce ayrılıkları bizim tek bir ümmet olmamızı engelleyemeyecek. Eğer engelliyor ise, iman etmenin şuuruna varamadığımızdandır, tam mümin olamadığımızdandır.

Iman etmek topyekün bir adanmayı, Allah'ın bütün hükümlerini kayıtsız şartsız kabul etmeyi zorunlu kılar. "Ancak müminler kardeştir" düsturu bize yol gösterecektir. Yani, ırkı, dili, rengi, mezhebi ne olursa olsun ayrımcılık yapmadan "bir" olabilmeyi, şeytana ve onun dostlarına karşı birlik olabilmeyi zorunlu kılmalıdır.

Geçmişi hatırlatarak, kardeşlik şuurunu yok ederek, Sahabeyi Kiram efendilerimizi birbirine düşürmek isteyen, müslüman gibi görünen gizli Yahudiler'in ayrılıkçı oyunlarını hatırlayadım…

Müminlerin Medine'de İslam devletini kurmaları ,zamanın güç dengelerini tamamen sarsmıştı. Ezeli düşman Evs ve Hazreç kabileleri aralarında yapmış oldukları kanlı savaşları unutmuşlar, İslam sayesinde kardeş olmuşlar, olağanüstü bir birlik ve beraberlik şuuru oluşmuştu.

Medine'nin ekonomisinde etkin olan Yahudi kabileler bu dostluktan çok rahatsız olmuşlardı. Çünkü menfaatleri bozuluyor, hakimiyetleri kayboluyordu. Ekonominin yeniden ellerinde olması için kardeş olmuş Evs ve Hazreç kabilelerinin araları açılması gerekiyordu.

Uzunca düşündüler, Yahudi bilginler planlar kurdular "Bunların ileri gelenleri bir araya geldikleri sürece bizim burada tutunmamıza imkan kalmaz" dediler.

Eski düşmanlıklarını, kavgalarını, kanlı savaşlarını, en son Hz. Peygamber'in Medine'ye hicretinden önce yaşadıkları ve büyük kayıplar verdikleri "Buas Savaşı"nı hatırlattılar, birbirlerinin dost olamayacağını, düşman olmaları getektiği zehirli cümlelerini balla karıştırıp içirdiler.

Eski düşmanlıkları yeniden hatırlattılar, cahiliyeden kalan ırkçılık ve kavmiyetçilik duygularını körüklediler. Duyguları kabaran bu seçkin topluluk bir anda silahlarını kuşanıp, kılıçlarını çektiler. Savaşmak için Harre denilen yerde karşılaşmak için sözleştiler.

Ferasetli müminlerin durumu hemen Peygamber efendimize haber vermeleri ile, Hz. Peygamber olay yerine gelmiş "Ben sizin aranızda iken cahiliye davasını mı güdüyorsunuz?" diyerek onları kendilerine getirmiş ve Allah'ın ayetini hatırlatmıştı: "Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı sarılın, ayrılıp bölünmeyin ve Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın..." (Ali İmran:103).

Allah ve Rasulü, İslam kardeşliğinin eski düşmanlıklardan daha önemli olduğunu hatırlatarak onların kalplerini yeniden birleştirmişti.

Bu tür şeytani tuzaklar belirli aralıklarla devreye sokulmaya çalışılacak, hala da aynı oyunun kurbanı olabilmemiz için bizi kullanacaklardır. Tarihten ders alıp, dinimizin, İslam kardeşliğimizin kıymetinin farkına varmak durumundayız.

Çağdaş münafıkları iyi farkedelim. Bizim kardeşliğimizi bozmak isteyenler, eski düşmanlıkları hatırlatanlar, münafıklardır, gizli Yahudidir, gerçek düşmanlarımızdır.

Aklımızı kullanalım ve düşmanın oyunlarına gelmeyelim!

Biz de aynı şekilde kardeş olduğumuzu hatırlamak zorundayız. Deccal'in fitnelerinin peşine düşmeyip, Kur'an ve Sünnet'in yolundan gitmemiz gerektiği feraset ve sağduyusunu gösterebilmeliyiz.

Bir kere bizim Şi'ilerle düşman olmamız kimin işine yarar? Bu sorunun cevabı bile bizi sağlıklı karar almamızı, bu fitnenin ardında hangi düşmanların olduğunu görmemizi sağlayacaktır.

Tarihteki azılı düşmanlarımız nasılki Yahudiler ve onların türevleri ise, şimdi bizim birlik ve beraberlik içinde güçlü olmamızı, huzurlu yaşamamızı istemeyenler, ırkçılıkla, mezhepçilikle, kavmiyetçilikle, dil ayrımıyla, kültür farklılığıyla bizi ayırmaya çalışanlar düşmanlarımızdır.

Irak, İran, Suriye, Hicaz, kısaca bu Coğrafya bizdendir, biz de onlardanız. Biz kardeşiz. Kardeş olduğumuzu hatırladıkça düşmanların oyunları bozulacaktır. Buraların hakimi de bu toprakların insanları olacaktır.

İşte bu yüzden düşmanı iyi tanımak zorundayız. Gün birlik günüdür.