0
Parlamenter Sistemde %10 Seçim Barajı vardır. Her hangi bir siyasi parti bir şehrin %90 oyunu bile alsa eğer ülke barajını geçmemişse milletvekili çıkartamaz.
Başkanlık Sisteminde (Dar Bölge) Seçim Barajı sıfırdır. Kendine güvenen herkes baraj engeline takılmadan milletvekili seçilebilir.
Parlamenter Sistemde Genel Merkez sultası vardır. Milletvekili listeleri, siyasi partilerin genel merkezlerince, ağırlıklı olarak da Genel Başkan tarafından belirlenir. Çoğunlukla seçmen, seçeceği milletvekilini tanımaz, belirleyemez.
Başkanlık Sisteminde Genel Merkez sultası yoktur. Seçmen, kendi milletvekilini kendisi belirler, kendisi seçer.
Parlamenter Sistemde milletvekili yetkisizdir. Milletvekilinin fonksiyonu yoktur. Yasama faaliyetini Yürütme'nin direktifleri doğrultusunda yürütür. Herhangi bir yasayı istese de istemese de onaylamak mecburiyetindedir. Genel olarak bu sistemde milletvekilleri işlevsiz, güçsüz ve yetkisizdir.
Başkanlık Sisteminde milletvekili etkilidir. Gücünü tamamen seçmenden alan milletvekili TBMM'de de güçlüdür. Yürütme'nin emrinde değil, halkın emrindedir. Yasama faaliyetini Yürütme'nin direktiflerine göre değil, kendisini seçen seçmenlerin talepleri doğrultusunda yürütür. İstediği yasayı onaylar, istemediği yasayı onaylamaz. Yürütme'nin baskı yapma şansı yoktur.
Parlamenter Sistemde TBMM'nin sandalye dağılımı demokratik değildir. Seçim barajı, Genel Merkez sultası ve lider etkisi, farklılıkların TBMM'ye girmesine engeldir. Seçmenin iradesi tam olarak Parlamento'ya yansımaz. Bazı toplum kesimleri TBMM dışında kalır, temsil edilmez.
Başkanlık Sisteminde TBMM'nin sandalye dağılımı demokratiktir. Bu sistemde Türkiye 550 seçim bölgesine ayrılır. Her seçim bölgesinde en çok oy alan kişi milletvekili seçilir. Siyasi partilerden ziyade adayın kendisi ön plandadır. Seçmen adaya oy verir. Her bölge, kendi koşulların ve eğilimlerine uygun olduğunu düşündüğü adaya oy vereceğinden oluşacak meclisin temsil kabiliyeti çok yüksektir. Farklı toplum kesimleri TBMM'de kendisine yer bulur.
Parlamenter Sistemde "Kuvvetler Ayrılığı" prensibinden çok fazla söz edilemez. Bakanlar Kurulu, TBMM içerisinden seçilir. Meclis'in çıkaracağı yasaların birçoğu iktidar tarafından belirleneceğinden iktidar partisi milletvekilleri çıkması gereken yasalarla ilgili sadece "noter" vazifesi görür. Yasama, Yürütme'yi denetleyemez.
Başkanlık Sisteminde "Kuvvetler Ayrılığı" prensibi tam olarak uygulanır. Seçimlerde seçmenin önüne iki sandık gelir. Birinci sandıkta, Başkan ve Başkan Yardımcısı seçilir. İkinci sandıkta, seçmen, kendi seçim bölgesi için milletvekilini seçer. Başkan seçilen kişi, Bakanlar Kurulu'nu TBMM dışından seçer. Böylelikle TBMM ile Bakanlar Kurulu, yani Yasama ile Yürütme ayrı ve bağımsız iki erk olarak çalışır. Yasama faaliyeti yürüten milletvekilleri, gücünü tamamen halktan alacağından Başkan'ın Meclis'e sunacağı yasaları isterse veto eder, isterse onaylar. Yürütme, bu konuda Yasama'ya baskı yapamaz.
Parlamenter Sistemde koalisyon ihtimali her zaman vardır. Hükümet kurma yeter sayısı olan 276 milletvekili sayısı bu sistemde çoğunlukla bulunamayacağından koalisyon hükümetlerinin kurulma olasılığı yüksektir. Nitekim Türkiye siyasi tarihinde koalisyon dönemleri oldukça fazladır. Koalisyon iktidarlarının zayıf yönleri, istikrarsızlık, kirli pazarlıklara açık olma hali ve süreksizliktir. Yapılan çalışmaların tamamında Türkiye tek parti dönemlerinde yukarı doğru tırmanırken, koalisyon dönemlerinde gerilemiştir.
Başkanlık Sisteminde koalisyon diye bir seçenek yoktur. Seçimlerde %50'in üzerinde oy alan kişi Başkan seçilir ve kabinesini kurar. Diğer siyasi parti veya partiler muhalefet olur.
Parlamenter Sistem otoriterleşmeye ya da diktatörlüğe en uygun sistemdir. Bu sistem, otoriterlik eğilimi olan bir kişiyi istemesi halinde rahatlıkla "diktatör" yapar. Cumhurbaşkanlığı makamına darbe dönemlerinde yüklenen ultra yetkiler, tek adam rejimi için en ideal zemini hazırlar. Ahmet Necdet Sezer benzeri Cumhurbaşkanlarının sistemi nasıl kilitlediği hafızalarda canlıdır. Bugünkü sisteme göre Cumhurbaşkanının imzası olmadan Daire Başkanı bile atanamamaktadır.
Başkanlık Sisteminde otoriterleşme, tek adamlık ya da diktatörlük ihtimali sıfırdır. Bu sistem tam bir denge sistemidir. Yasama, Yürütme ve Yargı, birbirinden tamamen ayrılıp bağımsız birer erk haline gelir. Başkanlık Sisteminde, Yürütme'nin başı olan Devlet Başkanı, tek başına çöp kamyonu filosu bile alamayacak hale gelir. Neredeyse yapmayı düşündüğü her işi TBMM'ye getirmek, milletvekillerini ikna etmek, onların onayını almak zorundadır. Başkanlık Sisteminde Başkan tek başına hiçbir şey yapamamaktadır, deyim yerindeyse Başkan tek başına bir zavallıdır.
Parlamenter Sistem, üniter yapıyı korumak için sadece bir seçenektir. Dünyada parlamenter sistemle yönetilip federasyon olan birçok ülke vardır. Üniter yapı, Parlamenter Sistemin mütemmim cüzü değildir.
Başkanlık Sisteminde federasyon ya da eyalet "zorunluluğu" asla yoktur. Dünyada başkanlık ya da yarı başkanlık sistemiyle yönetilen ve üniter devlet olan birçok ülke bulunmaktadır. Nitekim AK Parti'nin önerdiği Bakanlık Sistemi de "üniter devlet" modelini içermektedir. "Başkanlık Sistemiyle Türkiye eyaletlere bölünecek, federasyon gelecek" iddiası tamamen aldatmacadan ibarettir.
Parlamenter Sistem hantaldır. Hem hükümet, hem Meclis, hem de bürokrasideki işleyiş oldukça hantaldır. Karar alma mekanizmaları yavaş işler. Meclis, yasa çıkarmada diğer ülkelerde rekabet edemez düzeyde ağır çalışır. Bürokratik oligarşi, bu sistemdeki en büyük defodur.
Başkanlık Sisteminde devlet hızlı çalışır. Başkan, Parlamento ve bürokrasi oldukça hızlı işler. Karar alma mekanizmalarında gevşeklik ya da aksama yoktur. Sistem buna müsaade etmez. Bürokrasi, seçilmişlerin üzerinde tahakküm kuramaz. Bu sistemle Türkiye, büyüme hızını arttırarak, diğer ülkelerle rekabet edebilecek düzeye ulaşır.
Parlamenter Sistem istikrarsızlıktır.
Başkanlık Sistemi istikrardır.