0
''İnsansız insanlık, yeryüzündeki cehennemimiz oldu.'' Diye söylemiş yol üstatlarımızdan biri. Değerler paradigmasının çökerek külleştiği, popüler ahlaksızlığın reytinglerde tavan yaptığı, rezilliğin mazur görüldüğü hatta rezilliğin yaşam tarzı sayıldığı, asparagas haberlerle kitlelerin beynine ve kalbine şuursuzluk sendromunun nakledildiği ve bedenleri kullanılan insanların örnek olarak lanse edildiği, her tür menfaatperestliğin insancıkların ruhuna sızmak için çaba sarf ettiği ve maalesef madde perestliğin galip geldiği şu boşluğa, şu ahlaksızlığa, şu namussuz zillete, şu ilkesizlik illetine ve ülküsüzlüğe yuhlar ve lanetler olsun.
Özü; taşlara bile hukukta yer veren. Aslı; mıcır tanelerinin bile hakikat kitabında adaletten pay alması gerektiğini savunan. Bir fidanın bile evrende yaşama hakkını mukaddes sayan biz, bizlerin uygarlığı. ''Şu köpeğin dişi ne kadar da güzel'' diyen bir nezaket zirvesi ve zarafet timsali rehberin bize örnek oluşu ne de çabuk unutuldu. Ne çarçabuk yüz çevirdik kutsal bir hakikat olan medeniyetimizin saygın burçlarından.
Bizler kalbinde evrenin tüm çiçeklerini yetiştiren, gönül mahzeninde gül mihmandarı olanlar, güle ve aşka hizmet hazanı için ebet kulvarlarında kendini muvazzaf sayan, tarihin her santimetrekaresinde ve zamanın her lahzasında küffara bin asır yetecek kadar şeref nakşeden bizler, ne oldu bize, kim yakıp yıktı bizi!!!
Nasıl bir silkelenme lazım gelir ki bize, veyahut kalbimize şok santralinin voltaj sancısı mı gerek, kendimize sürgünlerin azabı yetmez mi, vuslat aşkıyla kavrulduğumuz mukaddes ikbalin heyecanı, diriliş mefkûremizi parlatmaya yetmez mi, yetmez mi bize aşkın aydınlığı, adı gül, yüzü gül, özü gül, kendisi gül, varlığı gül, vefatı gül olan, şefaati gül makamı olanın hakikat damarı yetmez mi bize, yine yeniden yeni bir diriliş için!!!
İnsansızlıkla yeryüzünü cehenneme çevirenlerin sürülerini dağıtacak, kelebek zarafetiyle gönüllere ahlakı nakşedecek, kıstırılan sesimizi hasma karşı yükseltecek, sözcüklerimizin iman nakaratlarıyla gökleri inleteceğiz… Küfrün hissiz kalbinde yıldırım gürlemesi olacağız, ahlak peygamberinin çağlar üstü zarafetinin vakarı ile… Şimşekler salvolaşacak küffarın fosil beyninde, elbet ebet yağmurlarının nezaketi ile ''edep'' dairesini parselleyeceğiz küfrün şarabında boğulanların kurtuluşuna…
Her çağa çağdaş olan İslam'ın yaydığı o yüce insaniyet ve engin beşeriyet meşalesiyle, hayatımıza, değerlerimize, kültür ve ananelerimize çizdiğimiz hudut ile yeryüzü ne insansız kalır ne de yeryüzü insanlığa cehennem olur…
Ancak ve katta, aşk ile mümkündür dirilişin burçlarından nergis kokusunu yaymak, yangın bulvarlarına…
Bir sevda pınarıdır iman ilhamıyla şu yudum yudum doygunluğumuz…
Toprağın kokusudur damla damla nefes, fersah fersah özlem, bizim hakikat vuslatımız…
Kanatlanacağız yenibaharlara, yeni lisanlarla aşkın zikrindeki heyecanımıza hayret kesilecekler…
Korkmayın; çünkü ümit bizim rengimiz, hakikat bizim desenimiz…
Silkelenin; zafer mukadderattır…
…