Gazetemize açıklamalarda bulunan İstanbul Gelişim Üniversitesi akademisyenlerinden ekonomist Prof. Dr. Hakan Yıldırım, aşağıda yer alan analizinde, sıkılaşma adımlarının KOBİ’ler üzerindeki dolaylı ve dolaysız etkilerini, yatırım iştahından nakit akışına kadar tüm boyutlarıyla masaya yatırıyor.
İşte Prof. Dr. Hakan Yıldırım’ın o dikkat çekici makalesi:
Ortodoks ekonomi politikalarının Türkiye’de KOBİ’ler üzerindeki olumsuz etkileri
Fiyat istikrarının sağlanması için sıkı para politikası, yüksek faiz oranları, mali disiplin ve kamu harcamalarının sınırlandırılması gibi araçların kullanıldığı ortodoks ekonomi politikaları makroekonomik görünüm için önemli bir aksiyon olarak görülmesine karşın, Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomilerde faaliyet gösteren KOBİ’ler üzerinde farklı negatif etkilere sahip olabildiği görülmektedir. Diğer taraftan Türkiye’de faaliyet gösteren işletmelerin %99 oranında KOBİ’lerden oluştuğu ifade edilebilmektedir. Bu durum ise sayı bakımından yüksek olan KOBİ’lerin istihdam üzerinde ciddi bir öneme sahip olduğunu kanıtlar niteliktedir.
KOBİ’ler açısından ifade edilen bu negatif etkilerin başında yüksek faiz oranlarının yarattığı etkilerin geldiği görülmektedir. Uygulanan ortodoks politikaların en önemli araçları arasında yer alan yüksek faiz oranları genellikle öz sermayeden çok banka kredileri üzerinden finansman sağlayan KOBİ’ler için ciddi bir dezavantaj yaratabilmektedir. Sıkı para politikası dönemlerinde kredi faizlerinde yaşanan artış; işletmelerin yatırım yapması, üretim kapasitesini geliştirmesi ve hatta günlük işletme sermayesinin finanse edilmesinde ciddi zorlukların yaşanmasına neden olabilmektedir. Diğer taraftan büyük ölçekli firmalar uluslararası kaynaklara erişmek açısından sorun yaşamazken, KOBİ’ler ulusal bankacılık sistemine bağımlı bir şekilde yaşanan faiz artışlarından önemli düzeyde etkilenebilmektedir.
Prof. Dr. Hakan Yıldırım
ÖNEMLİ DÜZEYDE GELİR KAYIPLARI YAŞANABİLİR
Yüksek faiz oranlarının yanı sıra ikinci bir diğer önemli husus olarak talep daralması yer almaktadır. Talep daralması KOBİ’ler üzerinde önemli baskılar yaratabilmekte olup, bu durum ortodoks politikalar üzerinden mali sıkılaşma ve yüksek faiz ortamı ile tüketici harcamalarının düşüş yaşamasına sebep olabilmektedir. Türkiye’de birçok KOBİ ulusal pazara yönelik üretim gerçekleştirdiği için tüketim talebinde yaşanabilecek bir azalış satışların düşüş yaşamasına ve nakit akışlarında büyük yavaşlamalara sebep olabilmektedir. Diğer taraftan özellikle hizmet, perakende ve küçük ölçekli üretim işletmelerinde önemli düzeyde gelir kayıplarının yaşanabileceği göze çarpmaktadır.
FAİZ ORANLARINDA ARTIŞ İFLAS RİSKİ ARTIRIR
Önemli bir diğer husus ise nakit akışı ve likiditede yaşanan baskı olarak göze çarpmaktadır. Ülkemizde KOBİ’lerin yıllardan beri süregelen vadeli satış alışkanlığı olduğu bilinmektedir. Vadeli satış alışkanlığı ve artan finansman maliyeti düşünüldüğünde işletme sermayesi yönetiminin zorlaşmaması için hiçbir nedenin olmadığı görülmektedir. Faiz oranlarının artış göstermesi ve kredi koşullarının sıkılaşması, işletmelerin kısa dönemli finansman bulmasını zorlaştırarak ödeme süreçlerinde gecikmelere ve ticari borçların artmasına yol açabilmektedir. Bu durum bazı işletmeler için iflas veya faaliyetlerin küçülmesi riskini de artırabilmektedir.

Ortodoks politikalar üzerinden kamu harcamalarının sınırlandırılması KOBİ’ler üzerinde dolaylı ve olumsuz etkiler yaratan diğer bir husus olarak kabul edilebilir. Özellikle Türkiye’de yerel anlamda faaliyet gösteren çok sayıda küçük işletme çeşitli destek programlarından yararlanabilmektedir. Belediye hizmetleri, kamu projeleri veya devlet destekli programlardan yararlanan bu işletmelerde kamu harcamalarının kısılması; söz konusu ekonomik faaliyetlerin azalmasına ve dolayısıyla KOBİ’lerin gelir kaynaklarının daralmasına neden olabilir.
FİNANSMAN MALİYETLERİNİN YÜKSELMESİ REKABET GÜCÜNÜ ZAYIFLATIR
Diğer taraftan yüksek faiz ve sıkı para politikası dönemlerinde yatırımların ertelenmesi önemli bir sorun haline gelebilmektedir. KOBİ’ler genellikle kapasite artırımı, teknoloji yatırımı veya dijital dönüşüm gibi alanlarda finansmana ihtiyaç duyan işletmeler olduğundan dolayı finansman maliyetlerinin yükselmesi durumunda söz konusu bu yatırımlar ertelenmekte veya tamamen iptal edilebilmektedir. Bu durum uzun vadede KOBİ’lerin rekabet gücünü zayıflatabilmekte ve verimlilik artışını sınırlayabilmektedir. Özellikle ihracata konu ürünler üreten bu tarz işletmelerin uluslararası piyasalarda rekabet şanslarının dijital dönüşüm ve teknoloji üzerine yatırım eksikliği kaynaklı gerilemelerden dolayı rekabet anlamında bazı dezavantajlar yaşadıkları görülmektedir.

KUR VE MALİYET OYNAKLIĞI BASKISI
Ortodoks politikalardan söz edildiğinde akla gelebilecek diğer bir husus ise kur ve maliyet oynaklığıdır. Kur ve maliyet oynaklığı KOBİ’ler üzerinde baskı yaratan diğer önemli değişkenlerden bir tanesi olarak göze çarpmaktadır. Ülkemizde KOBİ’lerin büyük bir çoğunluğu üretim süreçleri için ithal ara mallara ihtiyaç duymaktadırlar. Finansal sıkılaşma dönemlerinde kur dalgalanmaları ve finansman maliyetleri birlikte yükseliş yaşadığında üretim maliyetlerinde gözle görülür artışların yaşanmasıyla birlikte kar marjlarında ise ciddi daralmalar söz konusu olmaktadır. Büyük şirketler bu tür riskler karşısında farklı finansal araçları kullanarak çok sayıda seçeneğe sahipken KOBİ’ler için pek fazla seçeneğin olmadığı görülmektedir.
Genel anlamda ortodoks ekonomi politikaları makroekonomik anlamda istikrarın sağlanması yönüyle önemli araçlar sunmakla birlikte, Türkiye özelinde bir değerlendirme yapıldığında yüksek finansman maliyetleri, likidite sorunları, talep daralması, yatırım ertelemeleri ve maliyet baskısı gibi süreçler üzerinden KOBİ’ler üzerinde önemli olumsuz sonuçlar oluşturabilmektedir.
KOBİ’LERE DESTEK PROGRAMLARI OLUŞTURULMALI
Üretim, istihdam ve girişimciliğin temel taşı olarak kabul edilen KOBİ’ler birçok ülkede işletmelerin büyük çoğunluğunu oluşturarak ekonomik dinamizmi sağlamaktadır. Özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomilerde KOBİ’ler istihdamın büyük bölümünü karşılamakla birlikte yerel üretim, tedarik zincirleri ve bölgesel kalkınmanın sürdürülebilirliğinde kritik rol oynamaktadır.
Bu kapsamda hangi ekonomi politikası uygulanırsa uygulansın KOBİ’lere yönelik kredi destekleri, garanti mekanizmaları ve hedefli teşvik programlarının devreye sokulmasının yanı sıra, finansmana erişimin kolaylaştırılması, vergi ve bürokratik yüklerin azaltılması, dijitalleşme ve teknoloji yatırımlarının desteklenmesi, ihracat kapasitesinin artırılmasına yönelik destek programlarının oluşturulması ve tedarik zinciri ile yerel ekosistemlerin güçlendirilmesi gerekmektedir.



