0
Bütün insanlık O'nun gelişi ile insanca yaşamanın ne demek olduğunu öğrendi.
Bu evrensel uyarıcının nasıl bir şahsiyete sahip olduğunu en yakınına sorarak öğrenebiliriz. Hz. Aişe validemiz diyor ki "O'nun ahlakı Kur'an'dı."
Öyle ise O'nu tanımak istiyorsak Kur'an'a sarılmamız gerekir. Kur'an'ın hiçbir ayetini gözardı etmeden topyekün kucaklayıp hayatımızın bir parçası haline getirmeli, anladığımız dilden hergün okumayı sürdürmeli, yaşam felsefemiz haline getirmeliyiz.
Kur'an'ı anlamak ve Allah'ın sevdiği bir insan olmamız için de Allah'ın ifadesi ile Hz. Peygamberi tanımamız lazım, "Allah'ın Resulü'nde sizin için güzel bir örnek vardır" (Kur'an 33:21)
Kur'an ve Peygamber ayrılmaz bir bütünün iki parçaları gibidir. "Eğer Allah'ı seviyorsanız hemen bana (Peygamber'e) uyunuz ki Allah da sizi sevsin" (Kur'an 3:31).
İnsan Allah'a güzel bir kul olmak istiyorsa Hz. Peygamber'i ve hayatını iyi öğrenmeli, Hz. Peygamber'in kim olduğunu, şahsiyetini öğrenmek istiyorsak Kur'an'ı iyi öğrenmeli. Birbirinin tercümanıdır çünkü.
Kur'an'ı iyi öğrenirsek, Hz. Peygamberi iyi tanırsak, doğruyu ve yanlışı da ayırdetme ferasetine sahip oluruz. Kimin fasık, kimin dürüst; kimin münafık, kimin gerçek mü'min; kimin hain, kimin sadık olduğunu kolayca Kur'an ve Sünnet melekesi ile ayırt edebiliriz. Böylece körü körüne hainlerin, fasıkların, münafıkların, din simsarlarının peşinden giderek hem dünyamızı hem de ahiretimizi berbat etmeyiz.
Hz. Peygamber'i (sav) anlayabilmemiz için onun hangi değerleri yücelttiğini, nelere düşman olduğunu öncelikle bilmemiz gerekir. Sadece seviyorum demek, ayağının tozu oluyum demek, tırnağını öpüyüm demek, köpeği oluyum, kıtmiri oluyum demek yetmez.
Dostlarına düşman, düşmanlarına dost oluyorsan, bil ki söylediğin bütün o sözler senin iki yüzlü münafık olduğunu apaçık ortaya koyar. Bunu ancak feraset sahibi Mü'minler anlayabilir. Aklı ve gönlü uyuşturulmuşlar, hipnotize edilmiş, hayali vaadlerle efsunlanmışlar anlayamazlar.
İslam değerlere önem verir; prensipler üzerine bina edilmiştir dinimiz. Prensipleri olmayan, değerleri iğdiş edilmişler ancak içerden pazarlıklı, özel yetiştirilmiş hainlerdir.
Hz. Peygamber'in en kapsamlı özelliği güvenilir (el-emin) olmasıdır. Yani kendisine bir şey emanet edildiği zaman ona ihanet etmeyendir. Kendi değerlerini, kendi milletinin geleceğini, kendi devletinin sırlarını başkasına, düşmana, menfaat için pazarlamayan, satmayan demektir.
Bir başka özelliği ise adaletli olması, yani kendi nefsine karşı bile olsa doğrunun ve haklının yanında olabilmesidir. "Kızım Fatıma bile olsa muhakkak elini keserdim" (Evu Davud, Hudud:15) düsturunu bayraklaştırmasıdır. Her zaman adil olabilmesi, kendi akrabasına rağmen bile adaleti üstün tutmasıdır, "Ey iman edenler! Adaleti ayakta tutan ve kendiniz, ana-babanız ve yakın akrabanız aleyhine de olsa, yalnız Allah için şahitlik eden kimseler olunuz." (Kur'an 4:135).
Bir çok özelliğinden bir tanesi de İstikrar sahibi, yani davasına bağlı olmasıdır. Kendisine sunulan dünya menfaatleri için hak bildiği davadan vazgeçip dünyalık imkanlara meyletmemesidir. Düşmanlar işbirliği için el uzatıp, teklif götürdükleri zaman "Güneşi sağ elime, ayı da sol elime verseler yine de bu davadan vazgeçmem, Ya Allah bu dini hakim kılar ya da ben bu yolda yok olur giderim" diyebilecek sağlam bir duruşa sahip olmasıdır.
Bu güzel özelliklerine rağmen şeytanlar ve insanlardan olan insanşeytanlar onun mesajını yok etmek, yok edemeseler bile mecrasından kaydırmayı hedeflemişlerdir. Bu hedef için harıl harıl çalışıp içi kafir dışı müslümanlar yetiştirerek ümmeti içerden vurup parçalamak için çaba göstermektedirler.
Bu içi kafir dışı Müslüman kimseler de ancak ferasetle bilinebilir. Feraset de Kur'an'ı ve Hz. Peybamber'i çok iyi tanımakla, içselleştirmekle elde edilebilir.