0
Garip ve acınası bir dünyada yaşıyoruz. Her ölüm, yeni ölümlere gebe… Suriye'de yaşananlar, İslam dünyasının yeni Kerbela'sı… Akdeniz, insanlığın öldüğü kanlı bir deniz… Ortadoğu, kan gölü… Afrika, açlığın ve yoksulluğun pençesindeki kara bir kıta… Tüm bunlar ne anlama geliyor dersiniz? Evet, şüphesiz Tanrıyı kıyamete zorluyoruz.
Ya memleketimizde yaşananlara ne demeli? Demokrasi havarisi kesinler, silahlarıyla seçilmişleri ıslah etmeye çalışıyor. Gazete köşelerinde insan haklarından, demokrasiden dem vuranlar, terör örgütlerine akıl vermekten geri durmuyor. Demokrasi ile insanımızın arasına aşılmaz duvarlar örüyorlar.
Saltanatını kaybeden Hasan Cemal, FETÖ ile PKK arasında gelip giden Can Dündar'ın durumu yaşanan çarıklıkları özetler nitelikte… Sakatlanmış ve muvazenesini bir aklın çırpınışları bunlar olsa gerek. Bir insanın her yazısını Erdoğan'a adaması(!), akıl tutulması değilse nedir? (Acaba Sigmund Freud yaşasaydı bu konuyu nasıl yorumlardı?)
Son dönemde iktidarını kaybedenlerin saldırdıkları tek kişi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'dır. Öncelikle bu ülkede değişim ve dönüşümün mimarı olan Erdoğan, halkın oyu ile iktidara gelmiştir. Vesayet odaklarının tüm direnişine rağmen halk egemenliğini tesisi etmiş ve demokratik kültüre katkılarda bulunmuştur. Değişimin manivelasıdır.
Düşünebiliyor musunuz; terör örgütü PKK'nın yöneticilerinden Murat Karayılan bile demokrasi havarisi kesildi. Güler misiniz, ağlar mısınız? Karayılan yapmış olduğu son açıklamada "Erdoğan, yeni dönemin Saddam'ıdır" dedi. Karayılan, hem AK Parti hükümetini ve Kürtleri tehdit etti, hem de kendince yol gösterdi; "Türk devleti Kürt düşmanlığı yapıyor… Her yerde Kürtlere karşıdır. Rojava'da da, Güney'de de, Doğu'da da, Kuzey'de de. Bunun için kimse doğru yoldan şaşmamalıdır. Özellikle de AKP içinde yer alanlar. Onları da uyarmak istiyorum. Bundan sonra AKP'nin içinde yer almak, Kürdistan üzerindeki katliam ve soykırıma katılmaktır." AK Parti'yi katliam ve soykırımla itham etmek; sadece basit bir illüzyondur, yanılsamadır.
Bu sadist açıklamaya göre, Kürdistan'da AK Parti'ye oy vermek, destek olmak suçmuş. Çünkü AKP şehirleri yıkmış, köyleri yakmış; Kürdistan'da katliam yürütmüş, halka savaş ilan etmiş. İnsan sormadan edemiyor; acaba HDP'li belediyelere, iş makineleri ile hendekleri Erdoğan mı kazdırdı?
Bu akla göre, gencecik çocukları Erdoğan ve AK Parti ölüme gönderdi. PKK'nın başlattığı ve HDP'nin de taşeronluğunu yaptığı hendek savaşlarında 7000'in üzerinde genç toprağa düştü. Bunun sorumlusu da AK Parti mi, Erdoğan mı?
Ya da 13 Mart 2016 tarihinde PKK'nın Ankara Güvenpark'ta gerçekleştirmiş olduğu canlı bomba eylemine ne demeli? 36 insanımızın hayatını kaybettiği kanlı eylemin sorumluluğunu PKK-TAK üstlenmedi mi?
Aslında PKK'nın yapmış olduğu katliamlar, sadece bununla da sınırlı değil. Çiçekli Köyü katliamı, Savur-Öğretmeler katliamı, Tunceli Tavuk Köyü katliamı sadece birkaçı… Yıllarca öğretmenleri, doktor ve hemşireleri, mühendisleri öldüren; hastane ve okullara saldıran PKK değil mi? Saddam Hüseyin ile işbirliği yapıp Kürtlere zulmeden de PKK bizatihi kendisidir. Lafı döndürüp dolaştırmaya gerek yok; katliamların sorumlusu bellidir.