0

Seçim dönemlerinde, televizyon ekranlarında partilerin seçim vaatlerini dinlemekten irrite oluyorum. Neden mi diye soracak olursanız, kısaca anlatayım. Öncelikle bol keseden dağıtan seçim vaatleri, bana, eski Türkiye'yi hatırlatıyor. Eski Türkiye'de seçim demek, biraz da bol keseden vaat demekti. Hatta seçimler, daha çok kim verecek yarışmasına dönerdi. Kısacası, toplum, vaatlerle baştan çıkarılmaya çalışılırdı.

"Ne verirlerse benden beş fazlası" diyen Süleyman Demirel, "Her mahallede 100 trilyoner", "Her çiftçiye traktör" diyen Tansu Çiller, "Mazot 1 YTL" diyen Cem Uzan ve "Apo'yu idam edeceğiz" diyen Devlet Bahçeli bir film şeridi gibi gözlerimin önünden geçiyor. Ve hüzünlü bir gülümseme düşüyor yüzüme. Ancak sormadan da yapamıyorum; tarihe geçen bu vaatlerin kaçta kaçı uygulanabildi? Uygulanmasını bir kenara bırakalım; iktidar koltuğuna oturulduktan sonra bu vaatlerin kaçta kaçı hatırlandı?

Vaatler, Siyaseti Yozlaştırıyor!

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, seçim vaatlerini oya tahvil eden ilke siyasi tutarlılık ve sahihliktir. Vaatlerin genel Türkiye resmi ile tutarlı olmasıdır. Siyasette vaatleri baştan çıkarıcı kılan özellik, vaatler ile uygulama arasındaki makasın dar olmasıdır. Ancak yakın siyasi tarihimizde örneklerine bolca şahit olduklarımız, oldukça uçuk ve Türkiye'nin ekonomik ve toplumsal gerçeklerinden uzak olanlar. Ancak Türkiye'nin gerçeklerinden uzak olan bu vaatler, çoğu zaman siyaseti yozlaştırıyor. Siyasetin ve partilerin inandırıcılığını yok ediyor.

Örneğin, CHP'nin ekonomik vaatlerine şöyle bir bakalım; "Mazot 1,5 lira olacak", "Her haneye 750 lira gelir", "Yılda iki kez ikramiye", "Sıfır Vergi" "Emekli maaşı 1500 Lira olacak" "Taşeron işçiliğe son" v.s…

Ütopik Vaatlerin Gölgesinde…

Kuşkusuz bir siyasal parti için programındaki ilkeler ve onlar etrafında geliştirilen politikalar oldukça önem arz eder; partinin yol haritasını belirler. Siyasi vaatleri anlamlı kılan ise bu vaatlerin reel siyasetin gerçekliği içinde nasıl bir söylemin içine eklemlendiği ve ne kadar somutlaştırılabileceğidir. Şimdi soralım; CHP'nin vaatlerinin somut olarak uygulanma ihtimali var mıdır? CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun söylediklerini anlamlı hale getirecek olan, vaatler ile kaynaklar arasındaki bağın ahenkli olmasıdır. Gerçi, Kemal Kılıçdaroğlu, AK Sarayı kapatır, hortumları keser ve kaynağı bulur ama biz yine de hatırlatalım; "Gideceği yeri bilmeyen kaptana hiçbir rüzgar fayda sağlamaz." Bol keseden dağıtarak yerine getirilmesi güç vaatlerde bulunmak, siyaseti ve aktörleri itibarsızlaştırır.

Peki, ya HDP'nin seçim vaatlerine ne demeli? "Her eve ayda 10 metreküp su", "Ayda 180kW/h ücretsiz elektrik", "Asgari ücret ilk etapta net 1.800 TL", "Nükleer enerji yatırımları durdurulacak", "Eline silah almak istemeyen her genç, vicdani ret yararlanacak", "Hiçbir çılgın projeye izin vermeyeceğiz" v.s. Hepsi de gerçeklikten uzak ve ütopik hayaller.

Bu tür haller bana İsmet Özel'in bir sözünü hatırlatır. Der ki; "Hayal, ipleri elden kaçırmaktır. Oysa öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, o ipin ucu sizin elinizden bir kaçtı mı, hemen bir başkasının eline geçiveriyor. Ondan sonra siz hayal ediyorsunuz, ama bir başkası yaşıyor."

Merak ediyorum; acaba HDP'nn barajı aşma hayali kalmadı mı? Yada HDP, bu ütopik vaatlerle kimin için hayal kuruyor?