0

Büyük bir harp yaşadığımız muhakkak. İlla ki 15 Temmuz gibi tankların sokaklara inmesine, uçakların, helikopterlerin şehirleri, insanları hedef almasına gerek yok. Darbe girişimi geçti gibi görünüyor ama harp bu topraklarda sıcak ya da soğuk fark etmez, hiç bitmeyecek.

Dünya ülkelerinin yaptığı açıklamalara baktığımızda, gözümüzün içine bakarak aleni bir şekilde darbeciler için endişelendiklerini söyleyen sözüm ona müttefiklerimizi ibretle izliyoruz. Tutuklanan gazeteciler için üzülenler de ayrı bir terane. Mağdur olan, hedef olan, şehitler veren, binlerce yaralısı olan Türkiye için samimi olarak üzüntüsünü belirten ülkelerin sayısı bir elin parmaklarını geçmez herhalde.

Bir boğaz harbi yaşadığımız kesin. Dünyanın dört bir yanından üzerimize çullanmayı bekleyen hain gözleri açıkça görebiliyoruz. Bu, bir komplo teorisi de değil. Adamlar açıkça söylüyorlar. "Erdoğan öldürülmüş olsaydı darbe başarılı olurdu." Sonra gevrek gevrek gülerek "Elbette öldürülmesini istemeyiz." diyorlar riyakar gözleriyle.

ABDli komutanın darbe girişiminde bulunan askerlerin içerde olmasından endişe duyması da artık şaşırtmıyoruz bizi. ABD her zaman kullanacağı bir kukla bulur ve bunu vakti gelince piyasaya sürer.

Halk şimdi sokaklarda yazdığı destana sahip çıkmak için meydanları boş bırakmıyor. Görünen o ki tanklar artık meydana çıkamaz. Buna dur diyecek yüreklerini ortaya koymuş vatan evlatları var. Bunun farkında olanlar şimdi yeni oyunlarını tezgaha sürecekler. Bu kez tankla olmayacak belki hainlikleri ama başka bir şekilde ülkenin huzuruna kast etmek isteyecekler.

Bu mücadeleye boğaz harbi dememin tek sebebi dünya ülkelerinin birlik olup bizi hedef alması değil elbet. En şanlı mücadelenin boğazda verilmiş olması ve darbe girişiminin sembollerinden biri olan boğazda yaşanan kahramanlık hikayeleri. Tankların önüne gözünü kırpmadan çıkan vatan evlatlarının boğazdaki cesaretleri de elde edilen başarının en önemli sembollerinden biri oldu. Nitekim köprünün adı da 15 Temmuz Şehitler Köprüsü olarak değiştirildi.

Meydanları yüreklendiren bir liderimiz olduğu için ne kadar şükretsek azdır. Dünya ülkelerinin endişelerine, hatta tehditlerine karşı dik duruşunu hiç bozmadan; "Hadi oradan, siz kim oluyorsunuz? Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak." diyerek yüreklere su serpiyor Cumhurbaşkanımız.

Dik durmak önemli. Boğaz harbi ise yaşadığımız topyekûn bir mücadeleye ihtiyacımız var. Hakkıyla ve hakkı gözeterek yapılan bir mücadele olsun ki yapılan, kimse haksız yere incinmesin. Bu şanlı direniş ortamında kimse kendisini sivriltmeye çalışmasın. Görüyoruz işte; "Şunu da alın, bunu alın, şunlar niye hala duruyor." diyerek aklına esen herkesi hedef gösterenlerin geçmişlerine bir bakın neler göreceksiniz neler.

Cumhurbaşkanımızın sağduyusuna ve hassasiyetine ihtiyacımız var. Paralel yapıdan bahsettiği günden bu yana tavrını değiştirmeyen, hayatına devam edenler şimdi bir anda uyandılar ve kendilerinin bile şaşıracağı bir cevvalliğe soyundular. "Bu da mı ofsayt" demiştim yine bu köşeden. Yaşanan olayları göremeyenlere akıl ve izan versin Rabbim demiştim. Aklını kullanmayanlara ve hala işareti çok uzaktan bekleyenlere ne denebilir ki.

Kendi ülkesinin hizmetinde olmayı reddedip, ülkesini bu güne kadar yaşanmamış bir girdaba sürüklemeye çalışanlar şimdi de batının hizmetinde olmayı tercih ediyorlar. Artık buna ofsayt falan denemez, düpedüz gol denir. Fakat buna rağmen FETÖ'nün ipine sımsıkı sarılmayı bir erdem sayanlara hiçbir tavsiyem ve duam olamaz.

İki haftayı geçti ki rahat bir nefes alamıyor memleket. Her gün ortaya çıkan yeni yeni hainlikler, aklımızın almadığı gizli hesaplar ve bütün bunların karşısında içimizde sonsuz bir sevda olan memleket. Duruşumuz ve yerimiz aynı; işaret beklediğimiz yer hiç değişmedi. Başkomutanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın her sözünün memleket kadar sahici, memleket kadar yürekten olduğuna dair inancımız her vakit dipdiri duruyor. Allah; vatanı, milleti için çalışan herkesin yar ve yardımcısı olsun.