Ekranın Ardındaki Kriz:  Gençler Görünmeyen Risklerle Kuşatılıyor
Ekranın Ardındaki Kriz: Gençler Görünmeyen Risklerle Kuşatılıyor
İçeriği Görüntüle

Vatan topraklarından binlerce kilometre uzağa gönderilen Osmanlı askerlerinin fedakârlığı, Çekya’daki Türk şehitliklerinde yaşayan bir hatıraya dönüşürken; savaşın içinden doğan insani bağlar, diplomasinin yalnızca antlaşmalardan ibaret olmadığını da gözler önüne seriyor.

Fevzi AKARGÜL / ÇEKYA

Birinci Dünya Savaşı haritasında Osmanlı Devleti’nin kendi sınırları dışında müttefiklerine destek olmak amacıyla asker gönderdiği en uzak ve en dramatik cephe şüphesiz Galiçya Cephesi’dir. Bugün Ukrayna sınırları içinde bulunan Lviv merkezli bu bölge, 1916 yılında Rus Çarlığı ordularının Avusturya-Macaristan savunmasını çökertmek amacıyla başlattığı tarihi Brusilov Taarruzu ile savaşın en kritik alanlarından biri hâline gelmişti.

GALİÇYA CEPHESİ: SAVAŞIN STRATEJİK DÜĞÜM NOKTASI

Zor durumda kalan müttefiklerinin yardım çağrısına olumlu yanıt veren Osmanlı Genelkurmayı, Çanakkale’den yeni çıkmış, savaş tecrübesi yüksek birliklerden oluşturulan 15. Kolordu’yu bölgeye sevk etti. Yakup Şevki Paşa ve ardından Cevat Çobanlı Paşa komutasındaki yaklaşık 32 bin kişilik Türk gücü, Rus ordularına karşı olduğu kadar sert iklim koşulları, salgın hastalıklar ve lojistik güçlüklerle de mücadele etti. Bu cephede verilen ağır kayıpların, Rusya’da yaşanan siyasi çalkantılar ve ardından gelen Şubat Devrimi üzerinde önemli etkileri olduğu tarihçiler tarafından vurgulanmaktadır.

TRAKYA’DAN ORTA AVRUPA’YA UZANAN LOJİSTİK VE İTTİFAK DİPLOMASİSİ

Osmanlı askerinin vatan topraklarından binlerce kilometre uzaklıktaki bu cepheye sevki, dönemin askeri lojistik ve uluslararası koordinasyon kabiliyetinin dikkat çekici örneklerinden biridir. On binlerce Mehmetçik, Trakya’daki stratejik demiryolu merkezlerinden hareket eden askeri trenlerle Bulgaristan, Romanya ve Macaristan üzerinden Orta Avrupa’ya taşındı. İttifak Devletleri arasındaki diplomatik ve askeri iş birliği sayesinde oluşturulan bu koridor, dönemin en büyük sınır ötesi askerî nakliye operasyonlarından biri olarak tarihe geçti.

Haftalar süren bu yolculuk, Osmanlı İmparatorluğu’nun küresel ölçekte yürütülen bir savaşta ne denli organize bir lojistik ağ kurabildiğinin de somut göstergesi oldu.

Fotoğraf 2-3

CEPHE GERİSİNİN SAĞLIK ÜSSÜ: ÇEKYA’DAKİ TÜRK HASTANELERİ

Galiçya’da savaşan Türk askerlerinin yolu, cephe hattının yüzlerce kilometre gerisinde bulunan Bohemya ve Moravya bölgeleriyle, yani bugünkü Çekya topraklarıyla kesişti. Savaşın yol açtığı ağır yaralanmaların yanı sıra tifüs, kolera ve dizanteri gibi salgın hastalıkların yayılmasını önlemek amacıyla Avusturya-Macaristan yönetimi, iç bölgelerde büyük sağlık ve karantina merkezleri oluşturdu. Bu kapsamda Çekya’daki bazı şehirler, Türk askerlerinin tedavi ve bakımına tahsis edildi.

Özellikle Pardubice’de yalnızca Türk askerlerinin tedavisi için yaklaşık 16 bin yatak kapasiteli büyük bir askeri hastane kompleksi kuruldu. Valašské Meziříčí ve Hodonín’deki okul ve kamu binaları da yaralı Mehmetçiklerin bakımına ayrılarak özel sağlık merkezlerine dönüştürüldü.

Fotoğraf 3-2

GURBET TOPRAKLARINDA EBEDÎ İSTİRAHAT: ÇEKYA’DAKİ TÜRK ŞEHİTLİKLERİ

Tüm tıbbi müdahalelere rağmen kurtarılamayan askerlerimiz, bugün Çekya’da bulunan üç resmî Türk şehitliğinde ebedî istirahatgâhlarında yatmaktadır. Pardubice’de 508, Hodonín’de 387 ve Valašské Meziříčí’de 205 olmak üzere toplamda 1.100’ü aşkın şehidimizin mezarı bulunmaktadır. Bu kutsal alanlar, geçen bir asır boyunca farklı siyasi dönemlerden geçerek günümüzdeki anıtsal kimliğine kavuşmuştur. Türkiye Cumhuriyeti Prag Büyükelçiliği ile Çek makamlarının katkılarıyla her yıl düzenlenen anma törenleri, iki ülke arasındaki tarihî bağların canlı tutulduğu önemli kültürel diplomasi etkinlikleri olarak dikkat çekmektedir.

DEMİR PERDE ARDINDA BİR DİPLOMASİ MÜCADELESİ: İSMAİL EREZ

Çekya’daki Türk şehitliklerinin bugünkü görünümüne kavuşmasında, Türkiye’nin Prag Büyükelçisi İsmail Erez’in özel bir yeri vardır. 1960’lı yıllarda Çekoslovakya’nın komünist rejim altında bulunduğu dönemde görev yapan Erez, unutulmaya yüz tutmuş Türk mezarlarının izini sürerek kapsamlı bir çalışma başlattı. Arşiv kayıtlarını inceleyen ve yerel makamlarla uzun görüşmeler yapan Erez, özellikle Hodonín’deki toplu mezar alanının korunması ve yeniden düzenlenmesi için büyük çaba gösterdi.

Tarihin acı bir tesadüfü olarak, Türk şehitlerinin hatırasını yaşatmak için mücadele eden Büyükelçi İsmail Erez, 1975 yılında Paris Büyükelçisi olarak görev yaptığı sırada ASALA terör örgütünün düzenlediği saldırıda şehit edildi.

ARŞİVLERDEN YÜKSELEN SESSİZ TANIKLIK: BİR FOTOĞRAFIN HİKÂYESİ

Valašské Meziříčí’deki tarihi lise arşivlerinde ortaya çıkarılan cam negatif fotoğraflar, Galiçya Cephesi’nin yalnızca askerî bir mücadele olmadığını gösteren önemli belgeler arasında yer alıyor. Bu fotoğraflardan birinde, hastaneye dönüştürülen okul binasında başlarında fesleri ve sargılarıyla namaz kılan Türk askerleri görülüyor. Onları dikkat ve saygıyla izleyen Çek doktor ve hemşireler ise savaş yıllarında kurulan insani bağların en anlamlı sembollerinden biri olarak öne çıkıyor.

Aynı dönemde iyileşme sürecindeki Mehmetçiklerin Çek çocuklarına oyuncaklar yaptığı, yerel halkın da Türk askerlerine yiyecek ve yardım ulaştırdığı bilinmektedir. Dil farklılıklarına rağmen kurulan bu bağlar, savaşın ortasında filizlenen dostluğun kalıcı izlerini oluşturmuştur.

SAVAŞIN KARANLIĞINDAN DOĞAN DİPLOMATİK KÖPRÜ

Galiçya Cephesi ve onun Çekya topraklarındaki yansımaları, askeri harekâtların ve jeopolitik hesapların ötesinde, uluslararası ilişkilerin en insani boyutunu ortaya koymaktadır. 1916 yılında büyük imparatorlukların askerî ittifakıyla başlayan bu süreç, bugün Türkiye ile Çekya arasında siyasi konjonktürlerden bağımsız, derin bir toplumsal saygı ve dostluk ilişkisine dönüşmüştür. Galiçya’da ve Çekya’nın kalbinde yatan Mehmetçikler, yalnızca vatanlarından uzakta hayatlarını kaybeden askerler değil; aynı zamanda iki ülkenin ortak tarih hafızasını yaşatan, zamana meydan okuyan en güçlü diplomatik elçilerdir.

Kaynakça:

Dağlar, Oya. Birinci Dünya Savaşında Osmanlı Ordularının Galiçya Cephesi’ne Gönderilmesi ve Cephe Gerisinde Yaşananlar, Yakın Dönem Türkiye Araştırmaları Dergisi, Sayı 10, 2006.

Dağlar Macar, Oya. Galiçya Cephesi'nde Osmanlı Birlikleri ve Sağlık Hizmetleri (1916-1917), Osmanlı Bilimi Araştırmaları Dergisi, X/2, 2009.

Galiçya Görselleri, GeliboluyuAnlamak.com.

Muhabir: Haber Merkezi