0

Küresel boyutlara sahip bir terörizm dalgası ile karşı karşıyayız. Son dönemdeki terörizmin kaynağı, maalesef, "kışkırtılmış Müslümanlar…" Bu trajik gerçeklik, İslamafobiyi ve medeniyetler arası çatışma fikrini berraklaştırmaktadır. İnsanlığın yeni arayışlar içinde olduğu bir zaman diliminde bu çatışma ve öfke fikri, her geçen gün derinleşmekte ve yeni düşmanlar yaratmaktadır. Ortadoğu kaynaklı ve Batı'nın günahlarıyla yoğrulan bu kışkırtılmış Müslümanlar, bir taraftan İslamafobiyi meşrulaştırırken bir taraftan da eylemleriyle İslam dünyasını oyunun dışına itmiştir.

Müslüman Dünyayı Bekleyen Tehlike…

1980'lerden itibaren dünya, Müslümanların aleyhine doğru dönmeye başlamıştır. Seksenlerin başında Brzezinski, İslami uyanışı Amerikan çıkarlarını tehdit eden bir gelişme olarak değerlendirir. Ardından "Brzezinski'nin kankası" Fukuyama'nın, İslam dünyasını Batı değerlerini tehdit eden yeni karşı kutup olarak göstermesi de çatışma fikrini kristalize eder. Samuel Hungtington'ın da, medeniyetler çatışmasının merkezinde İslam dünyasının yer aldığını iddia etmesi, İslamofobiyi güçlendirmesinin yanında İslam'ı şeytanlaştırma işlevi görür. Öteki ile kendini var eden Batı medeniyeti, "şeytanlaştırılan İslam" ve Müslüman dünya, adım adım insanlığa umut olma ışığını yitirmektedir. Kısacası, İslam'a Karşı yeni bir İslam üretilmektedir.

Who are We?

Küresel sistemin siyaset yapıcılarından olan Hungtington, Türkiye'yi "ait olduğu medeniyet çerçevesinden çıkmak isteyen ancak girmek istediği medeniyet çerçevesince de reddedilen bir parçalanmış, yırtık ülke" olarak tanımlar. Onun için Türkiye, kararsız ülke konumundadır. Türkiye'nin Başbakanı Davutoğlu'na göre, Türkiye için, kendi içinde farklılaşmakla birlikte bütünlüğünü koruyabilen ve bölgesindeki kutuplaşma temayülünü aşabilen güçlü bir ülke rolü öngörülmekteydi. Ancak son yaşananlar yeni açmazlar doğurmuştur. Türkiye, her geçen gün Batı medeniyetinin dışına itilmektedir. Ve anlaşılan o ki, İslam dünyasının içinde olduğu medeniyetler savaşı daha uzun süre devam edecek gibi. Türkiye, kim olduğuna ve nasıl bir ülke olmak istediğine karar vermeli…

Türkiye'nin Yapması Gerekenler…

Bu kaotik dünyada, Türkiye neyi nasıl yapmalı? Türk, Kürt, Laz, Çerkez gibi farklı kimlikleri içinde barındıran Türkiye, öncelikle kendi siyasal bütünlüğü korumalıdır. Parçalanmış ülke olması beklenen Türkiye, kendi beka sorununu aşamadığı müddetçe ne bölgesel ne de küresel bir güç olabilir. Öncelikle Türkiye, kendi içsel bütünlüğünü konsolide etmeli. Kürt meselesi örneğinde olduğu gibi bazı sorunlar, bu ülkenin ayaklarındaki prangaya dönüşmüş durumda. Türkiye, kendi ayağındaki ve zihnindeki prangalarından kurtulmalı.

Bir de Batı ile Doğu arasındaki balans yeniden ayarlanmalıdır. Özellikle Davos'taki "One Minute" ve Mavi Marmara krizinden sonra Türkiye, sanki dengeyi birazcık kaybetmiş durumda… Türkiye; ne Ortadoğu herhangi bir ülke gibi demokratik kültürden uzaktır, ne de sadece içi boş kapitalist medeniyetin bir parçasıdır. Nevi şahsına münhasır bir ülke olan bu ülke, küresel güç tutkusunu kontrol ederek Batı ve Doğu arasındaki dengeyi sağlamalı ve yeni değerler üretmelidir. Gerisi fantazya…