Haber: Emirhan HINISLIOĞLU

Türkiye’nin yakın tarihine damga vuran, siyasetten sanata, akademik dünyadan bürokrasiye kadar pek çok alanda ülkeyi yöneten kadroları yetiştiren Milli Türk Talebe Birliği (MTTB), artık kapsamlı bir yazılı külliyata sahip. Gazeteci Ali İhsan Gülcü tarafından hazırlanan ve Misvak Neşriyat etiketiyle raflardaki yerini alan kitap, 1916’dan 1980 darbesine kadar uzanan 64 yıllık süreci yüzlerce belge ve özel arşivlerden derlenen fotoğraflarla aydınlatıyor.

BİR DEVRİN HAFIZASI

Üniversite gençliğinin kurduğu efsane teşkilat MTTB, yine üniversite gençlerinin katılımı ile tanıtıldı.

Bu dev eser, sadece bir dernek kronolojisi değil; aynı zamanda Türkiye’nin modernleşme sancılarını, fikir dünyasındaki büyük kırılmaları ve yerli ve milli bir düşünce sisteminin nasıl inşa edildiğini anlatan sosyolojik bir vesika niteliği taşıyor. Gülcü, iki yıl boyunca tozlu raflar arasında mekik dokuyarak, yaşayan tanıklarla konuşarak ve teşkilatın kendi resmi yayınlarını tarayarak "bir devrin ruhunu" 540 sayfaya sığdırmayı başardı.

Manşet Kitap 1-1

1916’DAN 1980’E KURUMSAL BİR DESTANIN SAFHALARI

Taksim Camii Kültür Sanat Merkezi’nde yapılan tanıtım toplantısında Ali İhsan Gülcü’nün koordinasyonunda Gazeteci – Yazarlar Mehmet Cemal Çiftçigüzeli, Ekrem Kızıltaş ve MTTB’nin son Genel Başkanı Vehbi Ecevit birer konuşma yaptılar.

Milli Türk Talebe Birliği (MTTB), 1916 yılında bir gençlik teşkilatı olarak kurulduğunda, Osmanlı’nın en zorlu yıllarında milli bir şuur uyandırmayı hedefliyordu. İstiklal Harbi yıllarında vatan savunması için cepheye koşan Birliğin mensupları, teşkilatın ruhundaki fedakârlık mayasını o günlerden attı. 1936’da tek parti döneminin baskıları sonucu kapatılan ancak 1946’da çok partili hayata geçiş sancıları arasında yeniden açılan MTTB, 1965 yılına kadar daha çok mevcut iktidarların dümen suyunda giden, devletçi bir profil çizdi.

Teşkilatın asıl büyük ideolojik dönüşümü, 1965 yılında Rasim Cinisli’nin genel başkan seçilmesiyle başladı. Bu dönemle birlikte MTTB, "milliyetçi-muhafazakâr" bir çizgiye evrildi. Takip eden süreçte İsmail Kahraman, Burhanettin Kayhan ve özellikle Ömer Öztürk dönemlerinde bu değişim ivmesi zirveye ulaştı. Teşkilat artık sadece meydanları dolduran bir kitle değil, aynı zamanda üniversitelerde, sokaklarda ve kültür merkezlerinde yeni bir medeniyet tasavvuru sunan bir "ekol" haline gelmişti.

Resim 3-7

EĞİTİM VE KÜLTÜR DAVASI

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gençlik yıllarda teşkilatın orta öğrenim kademelerinde aktif görevler almış ve 1975-1976 yıllarında Kültür Müdürlüğü görevini üstlenmişti.

MTTB’nin en büyük başarısı, 1970’li yılların kaotik ortamında gençleri sokak çatışmalarından ve sığ ideolojik kavgalardan çekip, bir eğitim seferberliğine yönlendirmesiydi. Kitapta geniş yer bulan "Batılılaşma olgusu" eleştirisi, teşkilatın fikri zeminini oluşturuyordu. MTTB’ye göre Cumhuriyet dönemi eğitim sistemi, yeni nesillere "yabancı bir aşı" yapıyor, onları kendi tarihinden ve manevi köklerinden koparıyordu.

Bu soruna pratik çözümler üretmek amacıyla hayata geçirilen projelerden en dikkat çekeni Sosyal İlimler Enstitüsü’ydü. 1971-1972 yıllarında kurulan bu enstitü, üniversite gençliğini yabancı doktrinlerin (komünizm, liberalizm vb.) etkisinden kurtarmayı ve onlara yerli bir sosyal bilim perspektifi kazandırmayı hedefliyordu. Aralarında bugünkü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da bulunduğu pek çok isim, bu enstitünün rahlesinden geçti. Erdoğan, o yıllarda teşkilatın orta öğrenim kademelerinde aktif görevler almış ve 1975-1976 yıllarında Kültür Müdürlüğü görevini üstlenerek bugünkü siyasi vizyonunun temellerini bu ocakta atmıştı.

LOGODAKİ SEMBOLİZM: BOZKURT’TAN KİTAP’A

Genel Başkan Rüştü Ecevit döneminde, 1975 yılında teşkilatın logosundaki hilal içinde "bozkurt" figürü yerini ilmi ve Kur’an-ı Kerim’i temsil eden "kitap" amblemine bıraktı.

MTTB’nin ideolojik evrimi, amblemlerdeki değişimle de somutlaşmıştır. 1916-1936 yılları arasındaki "Türkçü" karakter, yerini zamanla "mukaddesatçı milliyetçiliğe" bıraktı. 1970’li yıllarda İslami düşünce iyice belirginleşince, bu durum kurumsal kimliğe yansıdı. Genel Başkan Rüştü Ecevit döneminde, teşkilatın amblemindeki "bozkurt" resmi kaldırıldı ve yerine Kur’an-ı Kerim’i ve ilmi temsil eden "kitap" figürü getirildi. Bu, MTTB’nin artık sadece etnik bir milliyetçilik değil, "İlay-ı Kelimetullah" davasının gençlik ayağı olduğunun tesciliydi.

SANATTA VE SİNEMADA MİLLİ DURUŞ

50. Dönem Genel Başkanı Ömer Öztürk ile Abdullah Gül Eyüpsultan’da bir faaliyet dönüşünde... Öztürk döneminde sanattan spora müthiş bir değişim ve dönüşüm başlatıldı.

Teşkilatın faaliyetleri sadece siyasi mitinglerle sınırlı kalmadı. Sanatın dönüştürücü gücünü fark eden MTTB yönetimi, Ömer Öztürk öncülüğünde 1972 yılında MTTB Sinema Kulübü’nü kurdu. Bu kulüp, Türk sinema tarihine damga vuran "Milli Sinema" tartışmalarının merkezi oldu. 1973 yılında düzenlenen ve Metin Erksan, Halit Refiğ gibi dev isimlerin katıldığı sempozyum, basında o güne kadar görülmemiş bir yankı uyandırdı. Bu vizyon sayesinde Mesut Uçakan gibi pek çok yönetmen yetişti ve sinemada yerli duyarlılık bir "ekol" olarak kabul görmeye başladı.

ÜSTAD NECİP FAZIL VE "LOKOMOTİF" GENÇLİK

MTTB’nin fikri mimarlarından Necip Fazıl Kısakürek, konferansları ile gençliği yönlendiriyordu.

MTTB’nin fikri mimarlarından ve gençliğin manevi önderlerinden en önemlisi şüphesiz Necip Fazıl Kısakürek’ti. Üstad, MTTB’yi "karanlıktan alacaya, alacadan süt beyaza inkılap eden bir teşkilat" olarak tanımlıyordu. Şiirleri ve konferanslarıyla gençliğe "zaman bendedir ve mekân bana emanettir" şuurunu aşılayan Necip Fazıl, MTTB’nin bir "vagon" değil, toplumu arkasından sürükleyen bir "lokomotif" olması gerektiğini her fırsatta dile getiriyordu. Kitapta, Üstad’ın bu gençler üzerindeki etkisi ve onlara çizdiği "ideal nesil" tablosu belgelere dayalı olarak anlatılıyor.

ORGANİZASYON GÜCÜ VE GENİŞLEME

MTTB, üniversite hazırlık kurslarından yurt dışı gezilerine, spordan sinema ve tiyatroya her alanda gençlere rehberlik ediyordu.

MTTB, sadece İstanbul ve Ankara odaklı bir yapı değildi. 1970’lerin sonunda Türkiye çapında 250’den fazla şubesiyle muazzam bir ağa sahipti. Orta öğretimden üniversiteye kadar her kademede teşkilatlanan Birlik; üniversite hazırlık kurslarından yurt dışı gezilerine, spor branşlarındaki başarılardan profesyonel tiyatro oyunlarına kadar sosyal hayatın her alanında varlık gösteriyordu. Her dönem yayınlanan kalın faaliyet raporları, teşkilatın ne kadar şeffaf ve profesyonel bir hiyerarşiyle yönetildiğini kanıtlıyordu.

12 EYLÜL VE BİRLİĞİN KAPATILMASI

12 Eylül darbecilerinin 1980 yılında kapattığı MTTB, faaliyetlerini 1971’de kendi bünyesinde kurduğu Fatih Gençlik Vakfı üzerinden halen sürdürüyor.

Türkiye’nin bu en büyük gençlik organizasyonu, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin baskıcı pençesinden kurtulamadı. Darbe yönetimi, tüm siyasi partiler ve derneklerle birlikte MTTB’nin de kapısına kilit vurdu. Son Genel Başkan Vehbi Ecevit, sadece 12 gün görev yapabilmiş olsa da, teşkilatın hukuki tasfiye sürecini vakurla yürüttü. Ancak MTTB ruhu ölmedi; faaliyetlerini 1971’de kurulan Fatih Gençlik Vakfı üzerinden sürdürerek fikri sürekliliğini bugüne taşıdı.

İklim değişikliği polen sezonunu erkene çekti
İklim değişikliği polen sezonunu erkene çekti
İçeriği Görüntüle

BİR NESLİN MİRASI

Ali İhsan Gülcü, iki yıl boyunca teşkilatın kendi resmi yayınlarını tarayarak, yaşayan tanıklarla konuşarak ve özel arşivlerden derlenen fotoğraflarla "bir devrin ruhunu" akıcı bir üslupla 540 sayfaya sığdırmayı başardı.

Bu eser, sadece bir tarih kitabı değildir. Bu kitap; "kim var?" denilince sağına ve soluna bakmadan "ben varım!" diyen bir neslin, imkânsızlıklar içinde nasıl devleştiğinin hikâyesidir. Yüzlerce nadide fotoğrafın ilk kez paylaşıldığı "Bir Neslin İnşası", İslam gençliğinin dünkü mücadelesini anlamak, bugünkü Türkiye’nin kodlarını çözmek ve geleceğin büyük Türkiye idealine omuz vermek isteyen her genç için vazgeçilmez bir rehberdir.

Hasan Celal Güzel’in tespitiyle: "70’li yıllarda MTTB’den yetişenler sadece siyaset hayatında değil; kültür, sanat ve ilim hayatında da Türkiye’nin kaderini tayin eden insanlar olmuşlardır." Bu kitap, işte o kaderin nasıl yazıldığının ispatıdır.

///////////////

Muhabir: Haber Merkezi