Makul ve büyük projelerin üretilmesi önemli fakat zordur. Bu projelerin öncelikle zihinsel üst çatısı oluşturulmalı ve söylem seviyesinin ötesine geçip pratiğe yansısı için gerekli katkıda bulunulabilmelidir. Birleşmiş Milletler Teşkilatı yerine ikame edilmesi mümkün “Üst Dünya Teşkilatı” öncelikle adalet ve eşitliği öncellemektedir. Oysa ki, daha önce adı “Milletler Cemiyeti / Cemiyet-i Akvam” olan bu teşkilatın adı dahi (Birleşmiş Milletler !) sorunludur. Sosyolojik olarak milletler birleşmez, milletler, daha doğrusu devletler arasında birliktelikler olur. Kaldı ki Birleşmiş Milletler’in oluşumu halkların (milletlerin) tavassutuyla değil, güçlü devletlerin yönetici kesimlerinin buyurganlığıyla gerçekleşmiştir. “Üst Dünya” ise, tüm dünya halklarının yeryüzünün yok olmasına karşı birliktelik içinde vereceği mücadelenin ortak platformudur ve içinde insanca yaşanılacak yeni bir dünyanın inşasıdır.

Resim 1-19

XXI. YÜZYILI YENİDEN İNŞA ETMEK: YORUMDAN İNŞAYA

XXI. yüzyıl; hızın önem kazandığı, nicel büyümüşlüğün limite çıktığı, birikimlerin bunalmışlığa evrildiği, mükerrer benzer bilgi ve nesnelerin katmanlaştığı, küreselleşmişliğin net olarak görüldüğü, ayrıntıların gün yüzüne çıkabildiği, toplumsal birimlerin kendi iç gerçekliğinde dünyayla bütünleşme çabalarının arttığı yüzyılın adıdır. Bu yüzyıl, geçmiş filozofların yaptığı gibi ne salt yorumlanmakla ne de radikal düşünürlerin ifade ettiği gibi salt değiştirmekle irdelenip anlaşılacak bir dönem değil; yorumlanıp gerektiğinde değişime de tâbi tutulacak yönleriyle yeniden inşa edilmesi gereken bir dönemdir.

Resim 2-14

RASYONEL PROJELERLE YARINI KURGULAMAK

Yüzyılın anlaşılıp inşa edilişi, öncelikle evrensel, kapsayıcı bir dünya modeli tasavvuru çerçevesinde, toplumların kültürel- tarihsel gerçekliğini göz ardı etmeden, her bireyin yaşadığı mekânın yeryüzünde gerçekleştirebileceği rolü kavramasıdır. Ve bu doğrultuda rasyonel projeler kurgulayıp bunu realize etme çabasıyla “üst dünya”nın kurulması mümkün olacaktır. En azından, üst dünya idealine erişme çabasının yöntemlerinden biri budur. Hiç kuşkusuz bu doğrultuda bir yöntem, bireyin yaşadığı alanı, yani mensubiyet hissettiği şehrini dolayısıyla ülkesini geleceğe nasıl taşıyabileceğinin yoludur.

Resim 3-5

KÜRESEL ADALET İÇİN YENİ BİR MİLAT

Günümüzde Birleşmiş Milletler Teşkilatı üyesi ülkelerin çoğunluğu, bu yapıdan müştekidir. Tam da bu noktada Türkiye, merkezi Samsun yakınında bir alan üzerinde ÜST DÜNYA TEŞKİLATI MERKEZİ’nin kurulma aşamasında olduğunu ilan edip, tüm ülkelere bu yeni oluşuma dâhil olmaları hususunu deklere edebilir. Mevcut Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın önemli ve olumlu işler yapan organları bu yeni teşkilat bünyesine katılabilir. Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri içinden bu yeni oluşuma katılınması da doğaldır; ancak sistemin eşitlikçi ve adil konumuna entegre olmak kaydıyla…

Resim 4-6

GEÇMİŞTEN GELECEĞE BÜYÜK AFRO-AVRASYA

Ülkeler arası gereklilik nedeniyle oluşturulan çeşitli örgütlü ya da örgütsüz spesifik girişimler mobilize olunmadığı için biri birinden bağımsız olarak güç israfına neden olmakta, benzer amaçlar taşımalarına rağmen, ayrılıkları nedeniyle bazı çelişik konumlara düşmektedirler. Avrupa Birliği’nin dini- kültürel ve demografik açıdan çekingeleri ve çelişkileri, İslâm Ülkeleri ve Karadeniz İşbirliği örgütlerinin yeterince aktif olamamaları, Avrasya, Ortadoğu ve Kuzey Afrika Ülkeleri Devlet- Taşra Temsilcileri Kongresi gibi girişimler bir ölçüde başarılı olmakta ama uzun soluklu ve daim projeler üretmekten yana yeterli imkânlardan mahrum olabilmektedirler. Bütün bu örgütlü veya geçici oluşumların Büyük Afro- Avrasya örgütlenmesi içine alınmasının gelecek için çok daha önemli olduğu kanaatindeyiz. Bu örgüt, Üst Dünya Teşkilatı’na gidecek bir yapının oluşumu için etkin olacağı gibi, içinde yer alan devletler bu üst örgütte eşit şartlarda söz söyleme imkânına kavuşacaklardır.

Resim 5-4

ORTA ASYA’NIN TARİHSEL DERİNLİĞİ

Katil İsrail ateşkese rağmen Gazze'yi vuruyor
Katil İsrail ateşkese rağmen Gazze'yi vuruyor
İçeriği Görüntüle

Orta Asya’da Uygarlık Dönemi’nin ilk evresinde yer alan Ceytun, Anav, Namazgâh çizgisi; Mezopotamya ve İran çizgisi benzerinde ele alınabilecek verileri içerir. Orta Asya ve çevresinde gelişen siyasal ve kültürel olaylara bakıldığında, Avrasya olgusunun kadim-tarihsel temellerinin olduğunu görürüz. Andronova- Afanasyevo, Tagar- İskit oluşumları bunun somut kanıtları arasındadır. Orta Asya’da bozkır kültürü temeli üzerinde yükselen bir uygarlık olması yanı sıra kendi yakın ve uzak çevresi arasında siyasal, ekonomik ve kültürel ilişkilerin sürekli kılındığı, başta göçlerle bunun gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Kafkasya ve Karadeniz’in kuzeyinde meydana gelen kültürel, toplumsal gelişmeler günümüz “Avrasya”laşma gerçeğinin tarihsel gerçekliğini ortaya koymak açısından önemlidir.

Resim 6-4

KADİM BİR COĞRAFİ BÜTÜNLÜK

İndus’tan Kızılırmak’a, Kafkasya’dan Basra Körfezine kadar uzanan ve Ashirand diye adlandırılan alan, Emevî/Abbasi, Selçuklu ve Osmanlı süreçleri içerisinde kadim geçmişte yaşanılan bütünlüklerin tekrarı olmuştur. Bu süreçte Afrika da Eski Dünya Karalarının yüreği addedilecek Asya ve Ashirand’la bir biçimde eklemlenmiştir. Bazı bilim adamlarının yeterince vuzuha kavuşturmada yeterli doneleri elde etmede güçlüklerle karşılaşmış olsalar da ipuçlarını görüp kısmen ifade etmeye çalıştıkları olgulardan biri: kadim bir zamanda Asya, Doğu Avrupa ve Ön Asya’yı içine alan kültürel, siyasal ve ticari bir bütünleşmenin gerçekleştiğidir. Orta Asya ve Ashirand’daki buluntuların çok uzak alanlarda benzerlerinin olması, bu bütünleşmeyi teyit eden somut veriler olarak görülmüştür.

Resim 7Tahir Erdoğan Şahin-1

MAZLUM HALKLARIN EVRENSEL ÇATISI: AFRO-AVRASYA

Özetle; XXI. yüzyılın dünyasının politik, kültürel, ekonomik açıdan yeniden şekillenme aşamasında ve kurulacak güç dengelerinde Büyük Afro-Avrasya oluşumunun önemi giderek anlaşılmakta, bu anlayışın tarihsel temelleri için gerekli verileri ise Orta Asya, Ön Asya ve Avrupa uygarlığı sunabilmektedir. XXI. yüzyılda oluşturulacak Büyük Afro- Avrasya, somut - fiziki planda Eski Dünya Karaları’nın kültürel – ticari birlikteliğini öncelliyor olsa da, esasta tüm mazlum dünya halklarının da yer edinebilecekleri evrensel bir örgütlenmenin adıdır.

Kaynak: Analiz / Tahir Erdoğan Şahin (Tarihçi- Akademisyen)