Ünlü İtalyan denizci ve kâşif Amerigo Vespucci, Güney Amerika kıtasının kuzeyinde yer alan Venezuela’yı, Venedik’e benzetmiş ve burayı İtalyanca ‘Küçük Venedik’ anlamına gelen “Veneziola” olarak adlandırmıştı. Bu isim, zamanla İspanyolca Venezuela’ya dönüşerek günümüze kadar ulaşmıştır.
1522-1821 yılları arasında İspanyolların sömürgesi olan Venezuela, bağımsızlığını 19. yüzyılın sonlarına doğru, büyük mücadeleler sonucunda elde edebilmiştir.
Yüzölçümü 916.445 metrekare olan ülkenin nüfusu, 34 milyon civarındadır. Petrol, doğalgaz, altın gibi değerli doğal kaynakları ve stratejik konumu ile küresel emperyalist güçlerin her daim ilgisini çeken Venezuela, sahip olduğu zengin kaynaklara rağmen yıllardır büyük bir ekonomik, sosyal ve siyasi kriz ile mücadele etmektedir.
Uluslararası ekonomi ve finans uzmanı Richard M. Auty Routledge’nin ifadesiyle “Kaynak Lanetine” uğrayan Venezuela’nın kişi başına düşen milli gelirinin, 1.750 dolar (2021 verilerine göre) olduğu düşünülürse, ülkedeki ekonomik krizin boyutu daha net anlaşılacaktır.
Coğrafi konumu nedeniyle ABD’nin hinterlandında bulunan Venezuela, Beyaz Saray’ın ‘Küresel Enerji Kaynaklarını Kontrol Altına Alma’ politikasına muhalif bir duruş sergilemenin bedelini, yıllardır çok ağır bir şekilde ödemektedir.
ABD, 2013 yılında Hugo Chavez’in yerine göreve gelen Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun politikalarından rahatsızlık duyduğunu uzun zamandır ifade ediyordu. Başkan Maduro’nun, ABD’nin tüm uyarılarına rağmen, Çin ve Rusya ile yeni anlaşmalar imzalaması, Trump Hükümeti’ni oldukça kızdırmıştı.
Maduro’yu dünya kamuoyunun önünde defaatle tehdit eden Donald Trump, Venezuela’nın başkenti Caracas’ta 2 Ocak’ta yapılan Çin-Venezuela görüşmesinden on iki saat sonra Venezuela’ya saldırı emrini vererek, ‘Mutlak Kararlılık Operasyonu’nu başlattı. Sadece üç saat süren operasyon, ABD Özel Harekât Birlikleri’nin Nicolás Maduro ve eşi Cilia Flores’i New York’a kaçırmasıyla son buldu.
Adeta mafyavari bir tavırla hareket eden ABD, Venezuela’nın meşru devlet başkanını kaçırarak, evrensel hukuku ayaklar altına almış ve uluslararası dengeleri altüst etmiştir.
Maduro’yu narko-terörizm ve silah kaçakçılığı ile suçlayan Beyaz Saray’ın iddiaları arasında; ABD’ye giren kokainin büyük bir kısmının Venezuela üzerinden geldiği, uyuşturucu ticaretinin başında Venezuela hükümetinin olduğu ve Başkan Maduro’nun “Cartel de los Soles” isimli bir uyuşturucu kartelinin lideri olduğu da yer alıyor.
ABD, Maduro’ya yapılan askeri operasyonun, siyasi bir amaç içermediğini, ülkesinin iç güvenliğini tehdit eden uyuşturucu ve silah kaçakçılığı ile ilgili olduğunu özellikle vurguluyor. Nitekim, ABD güvenlik birimleri, Maduro ve eşini, siyasi ve diplomatik kimliklerinden tamamen soyutlayarak, Uyuşturucu ile Mücadele Dairesi’ne (DEA) sevk etti. Böylelikle başkan ve eşi, narkotik suçlardan ve ABD’nin uyuşturucuyla mücadele politikasını ihlal etmekten yargılanacak.
‘Epstein Pedofili Davası’ ile başı belada olan D. Trump, Venezuela hamlesiyle hem gündemi değiştirdi hem de tüm dünyaya ‘Ben bir deliyim, herkes ayağını denk alsın!’ mesajı vermiş oldu.
***
ABD’nin arka bahçesinde yer alan Venezuela’nın, emperyalizmin hedefinde olmasının başlıca nedenlerini şu dört ana başlık altında ele alabiliriz:
- Ülkenin Doğal Zenginlikleri ve Enerji Kaynakları
- Coğrafi ve Stratejik Konumu
- Petrol Politikası (Çin ve Rusya İlişkileri)
- Ülke Kaynaklarının Millileştirilmesi
- Venezuela’nın Doğal Zenginlikleri ve Enerji Kaynakları
Venezuela, dünyanın en fazla petrol rezervine sahip ülkesidir. IEA’nın (Uluslararası Enerji Ajansı) yaptığı açıklamaya göre, 2023 yılı dünya petrol rezervinin % 17‘lik kısmı bu ülkede yer almaktadır. Bu oran, yaklaşık olarak, yıllık 303 milyar varil petrol rezervine tekabül ediyor.
Doğalgaz rezerv zenginliği açısından da dünyada üst sıralarda yer alan Venezuela, yeryüzündeki toplam doğalgaz rezervinin %7’lik kısmına sahiptir. Altın, bor, elmas, çelik, demir, uranyum ve koltan (mavi altın) gibi önemli doğal kaynaklara da sahip olan Venezuela, yeraltı zenginlikleri açısından dünyanın sayılı ülkeleri arasında yer almaktadır.
- Ülkenin Coğrafi ve Stratejik Konumu
Venezuela, bulunduğu coğrafi konum itibariyle, Güney Amerika kıtasının en stratejik ülkelerinden biri olup, zengin su ve yeraltı kaynaklarına sahiptir. Ayrıca, ABD’ye yakınlığı ve bir deniz ülkesi olması stratejik önemini daha da artırmaktadır.
- Petrol Politikası
Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro, PDVSA (Petroleos de Venezuela) isimli petrol ve doğalgaz arama şirketinin yönetimini kendi kontrolü altına alarak, bu şirkete yapılan dış müdahalelerin önünü kesmek istemişti.
Maduro’nun bu adımı, enerji sektörüne yön veren Batılı ülkeleri oldukça huzursuz etti. PDVSA (Petroleos de Venezuela)’nın Rus ve Çinli petrol şirketleriyle kurduğu yakın ilişki, ABD tarafından tepki ile karşılandı. Rusya ve Çin, ABD’ye rakip olarak bölgede petrol arama ve çıkarma faaliyetlerine başlayınca, ABD’li petrol şirketlerinin bölgede kurdukları hegemonya düzeni sarsıldı. Çıkardığı petrolün bir kısmını ABD’ye satan Venezuela; başta Çin, Rusya ve Brezilya olmak üzere başka ülkelere de önemli miktarlarda petrol satışı yapmaktadır.
- Yerel Kaynakların Millileştirmesi
Hugo Chávez ile başlayıp Maduro ile devam ettirilen, ekonomik ve stratejik varlıkların millileştirilme politikası; Venezuela üzerinde sömürü planları yapan küresel sermayenin önüne bazı engeller çıkarmıştı. Maduro, ABD tarafından ülkesine uygulanan ekonomik ambargoyu kırabilmek için Venezuela’nın milli digital/kripto para birimi olan ‘Petro Coin’i piyasaya sürmüştü. Beyaz Saray, Maduro’nun bu hamlesine karşı olarak, ‘Petro Coin’ ile yapılan tüm finansal işlemleri dondurma kararı almıştı. Ülkenin ve Güney Amerika Kıtası’nın en önemli enerji şirketlerinden olan PDVSA Şirketi’nin (Petroleos de Venezuela), Devlet Başkanı Maduro’nun kararı ile millîleştirilmesi, ABD’nin çıkarlarına büyük ölçüde zarar verdi.
- Uyuşturucu Ekonomisi
Venezuela’nın kayıt dışı en önemli gelir kaynağı uyuşturucu ticaretidir... Güney Amerika Kıtası’nın en fazla uyuşturucu gelirine sahip ikinci ülkesi durumunda olan Venezuela, CIA’nın yönettiği uyuşturucu trafiğini baltalıyordu.
- İsrail İlişkileri
Başkan Maduro, ABD’nin 2017 yılında aldığı, “Kudüs, İsrail’in başkentidir.” kararına karşı çıkan liderlerin başında geliyordu. Bulunduğu her platformda, mazlum Filistin halkının yanında olduğunu deklare etmekten çekinmeyen başkan, Gazze soykırımı konusunda da tavrını net bir şekilde ortaya koymuş ve İslam dünyasının sempatisini kazanmış bir liderdi…
- Venezuela Hükümeti’nin Doğu Bloku Ülkelerine Yakınlaşması
Devlet Başkanı Maduro’nun, ‘Doğu Bloku’ olarak da adlandırılan (Çin-Rusya-İran-Türkiye) ülkelerine yakınlaşması, Amerika Birleşik Devletleri’ni oldukça tedirgin etmişti. Öyle ki Rusya, Venezuela ile birlikte Güney Amerika Kıtası’nda ortak askeri tatbikatlar yapmaya başlamıştı. Rusya, bölgede yapılan bir askeri tatbikata, nükleer bomba taşıyan iki adet savaş uçağı göndererek adeta gövde gösterisi yapmıştı.
Rusya ve Çin Halk Cumhuriyeti, ABD’nin tüm itirazlarına rağmen, Venezuela hükümeti tarafından ülkede başlatılan idari ve teknolojik altyapı çalışmalarına bilfiil iştirak etmişti. Çin Halk Cumhuriyeti’nin, Güney Amerika Kıtası’ndaki ticaret hacmi geçmiş yıllara göre yüzde iki bin (%2000) oranında artarken; Latin ülkesi, Çin için önemli bir pazar haline gelmişti. Bu durum, ABD’li şirketlerin bölgedeki ticaret hacmini oldukça azalmaktadır.
- Altın Ticareti
Venezuela, altın rezervlerini işleyebilecek teknolojik altyapıya sahip değildir. Bu rezervlerin işlenebilmesi için son dönemlerde; İran, Türkiye, Çin ve Rusya ile yakın ticari ilişkiler geliştirmiştir. Bu durum, altın piyasasını elinde tutan sermaye grupları tarafından tepkiyle karşılanmıştı.
Türkiye ile Venezuela arasında yapılan hurda altın alışverişi, ABD’nin hoşuna gitmemiş ve Beyaz Saray, senatodan Venezuela aleyhine yaptırım kararı çıkartmıştı. Türkiye’yi de hurda altın alışverişi hususunda uyarmıştı.
Batılı devletlerin Venezuela’ya karşı merkantilist bir politika izlemesi, ülkede yaşanan iç çatışmaları daha da körüklemektedir.
Dış etkenlerin/müdahalelerin yanında; Başkan Nicolás Maduro’nun, ülkenin efsanevi lideri Hugo Chávez kadar siyasi karizmasının ve devleti yönetebilme beceresinin olmaması, ABD’de ikamet eden Venezuela lobisinin, Maduro hakkında yaptığı olumsuz propagandalar, ülkede giderek zenginleşen bürokratik kesimin pervasız ve hukuk dışı davranışları, demokratik ve ekonomik reformların yeterli oranda yapılamaması, Maduro ile halk arasında giderek artan gerilim, baskıcı ve otoriter yönetin anlayışı, gelir adaletsizliği, enerji yetersizliğine bağlı olarak yaşanan elektrik kesintileri, eğitim alanındaki problemler ve derin yoksulluk gibi sebepler de Venezuela’yı büyük bir kaosun içine sürüklemiştir.