Eğer bir “Devlet aklı” varsa bu aklın Suriye PKK’sına operasyonu Halep’ten başlatması o iradenin ürünüdür. Arap ve Türklerin ağırlıkta olduğu Halep’te devrik Esed’in iki mahalleye yerleştirdiği PKK’lılar burada ebediyyen kalacaklarını sanıyorlardı. Askeri uzmanlar operasyonun dört gün süreceğini hesaplamıştı, bir günde bitti. Halep bir gecede temizlendi.
Suriye Hükûmeti topyekûn bir imha operasyonu yapmıyor. Nitekim dün otobüsleri hazırlayıp PKK’lı terörirstlerin Fırat’ın doğusuna geçebileceğini bildirdiler. Geçirdiler de… Siz bakmayın Mazlum Abdi’nin her ağzını açtığında sayılarını onar bin artırmasına... ABD’nin eğitip donattığı PKK’lı teröristlerin sayısı fazla değil, çoğunluk maaşlı Arap gençlerinde.
Arap aşiretleri Suriye Hükûmeti’nin ne zaman PKK’ya müdahele edeceğini sorup duruyordu. Hatta son günlerde bir kısmı SDG’den ayrılmıştı bile. Ama uluslararası kamuoyu da dikkate alınarak uygun zaman beklendi. Mazlum Abdi, İsrail’e sırtını dayayıp entegrasyon için hiçbir adım atmıyordu. Halep bir başlangıç oldu. Asıl darbe, beyaz bayrak çekilmezse gelecek.
***
Bizim yazı ve fikirlerimizi küçümsemeyin. Ortaya attığımız bir düşünce eğer icra makamınca dikkate alınıp uygulanıyorsa, bu ülke ve vatan için yapılan sağlıklı icraatlardan biri oluyor. Nitekim, 20 Aralık 2025 günü yayınlanan yazımda, “Aslında konunun çözümü basit. ABD, PYD’lilere ödediği maaşı Suriye hükümetine aktarırsa anında anlaşma sağlanır” demiştim.
ABD, PKK’yı başından atmak istediği için Türk Hükûmetinin girişimi ile SDG mensuplarına ödediği maaşları kesti. Bunun üzerine İsrail devreye girdi, ABD kadar olmasa da maaşların bir kısmını ödemeye başladı. Ancak bu durum SDG’lilerin hoşuna gitmedi. Maaşlarının azalması morallerini bozmuştu. Suriye ile İsrail’in Paris’te görüşmesi de gidişatı değiştirdi.
Yeni yılla birlikte çevremiz biraz sakinleşecek diye beklerken doğudan da alevler yükselmeye başladı. Gazze çözüm beklerken İran ısındı. Gösteriler aldı başına gitti. 90 milyon nüfuslu ülkenin kötü yönetilmesi bir yana, petrol zenginliği içinde fakirliğin yaşanması insanları bıktırdı. ABD savaş gemileri de İran’ı çevrelemiş durumda. Vurmak için fırsat kolluyorlar.
***
Türkiye hayati bir proje yürütüyor. “Terörsüz Türkiye” ile bölgeyi bir barış adası ve ticaret havzasına çevirmek için uğraşıyor. Aklın yolu, bunun diplomasi yoluyla yapılması. Direnen ise Apo’nun üvey oğlu. Babasını satıp İsrail evlatlığına soyununca Halep’te sopayı yedi. Haddini bilip Türk iradesini fark edemezse Suriye’de barınmaları da mümkün olmayacak.
PKK’nın kontrolündeki Suriye Demokratik Güçleri’nde Suriye’li olup ABD tarafından eğitilen çok az Kürt kökenli militan var. Çoğunluk maaş için gruba katılan Arap gençlerinde. En azılıları ise ideolojik amaçlarla İran, Irak ve Türkiye’den gelenler. Dünyanın dört bir yanından akan maceracılar da orada. Tıpkı hapishanelerde tutulan DEAŞ’lı teröristler gibi…
Türkiye, akıllıca bir uygulama ile SDG’lileri dağıtıyor. Topyekün imha yerine sindirerek. Önce Arap aşiretlerine mensup gençler ayrılacak. Sonra maceracılar dağılacak. Rakka ve Deyrizor devlet kontrolüne geçecek. Barajlar, sınırlar ve petrol kuyuları kontrol edilecek. Hedef, geriye kalan az sayıdaki PKK’lının Kamışlı’da toplanması. Harç bitti, SDG paydos!