Enkaza dönmüş bir şehrin tam ortasında, karanlığı yırtan beyaz önlüğü ve ölüme meydan okuyan çelik zırhlı imanıyla demirden canavarların üzerine tek başına yürüyen, Gazzeli bir doktorun hikâyesiydi bu… Tarihi bir fotoğraf karesiyle hafızalarımıza kazınan cesur doktor; karşısında karanlıklar ordusunun askerleri olmasına rağmen Filistinli çocukların gözyaşlarıyla dolu küfesi sırtında, bu ateşten yokuşu tırmanmak ve halkının özgürlüğü için ayakta kalmak zorunda olduğunu çok iyi biliyordu.
Fazla değil üç beş adım attıktan sonra ruhlarını şeytana satan askerlerin eline düşecekti. Buna rağmen kendi adına en ufak bir tedirginlik yaşamadı. Aklında sadece geride bırakacağı tedaviye muhtaç Gazzeli çocuklar vardı. Kendisini bekleyen katiller sürüsüne, dik ve vakur duruşundan taviz vermeden teslim oldu.
Siyonist askerler, tutsak aldıkları doktorun şifa dağıtan iki eline kelepçe, gözlerini ise siyah bir bandana taktıktan sonra onu askeri bir araca bindirmişlerdi. Araç, kötülüğüyle nam salmış İsrail’deki Ofer Hapishanesi’ne doğru son sürat yola çıkarken, Gazzeli çocuklar ise doktor amcalarının veda haberiyle adeta yıkılmıştı.

Günler geçtikçe tutsak doktor, kendi toprağından koparılan bir gül gibi hücresinde yavaş yavaş sessizliğe gömülüyordu. Onun için artık zaman ve mekân anlamını yitirmiş; gecesi gündüz, gündüzü de gece olmuştu. Öyle ki kaç gündür hücrede olduğunu bile bilmiyordu. Bitmeyen sorgular, işkenceler, tacizler yavaş yavaş yorgun bedenini yiyip bitirmiş, doktoru ağır hastalıklara müptela etmişti.
Siyonistler, Hüsam Ebu Safiyye isimli doktoru, kör bir kuyuda yavaş ve acı dolu bir ölüme terk ederek, aslında sadece onu değil bir halkın geleceğini de yok ediyordu.
***
Gazze’nin Beyt Lahya bölgesinde bulunan Kemal Advan Hastanesi’nin müdürü Dr. Hüsam Ebu Safiyye, 27 Aralık 2024 tarihinde, İsrail askerleri tarafından tutuklanarak gözaltına alınmıştı. Pediyatri (çocuk hastalıkları) ve neonatoloji (yenidoğan yoğun bakımı) uzmanı olan Dr. Ebu Safiyye, Aksa Tufanı Harekâtı’nın başladığı günden, tutuklandığı tarihe kadar İsrail ordusunun tüm baskı ve tehditlerine rağmen çalıştığı hastaneden ayrılmamış, başta çocuklar olmak üzere birçok kişinin hayatını kurtarmıştı. Kemal Advan Hastanesi’ne yapılan drone saldırısında, 21 yaşındaki oğlunu kaybeden Ebu Safiyye’nin birçok meslektaşı da İsrail tarafından acımasızca katledildi.
İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), Dr. Hüsam Ebu Safiyye’nin üst düzey bir Hamas yöneticisi olduğunu, bu nedenle tutuklandığını iddia etse de şu ana kadar bu yönde somut bir delil ortaya koyamamıştır. Herhangi bir silahlı mücadeleye katılmamış, Hamas ile organik bir bağı bulunmayan, görevi sadece insanlara şifa dağıtmak olan bir hekim, hukuksuz bir şekilde dünya kamuoyundan gelen tüm tepkilere rağmen İsrail Terör Devleti tarafından,16 aydır hapiste tutuluyor.
Birleşmiş Milletler Cemiyeti tarafından yayımlanan raporda, Dr. Ebu Safiyye’nin hukuki dayanaktan yoksun bir şekilde alıkonulduğu, tutukluluk süresi boyunca işkence, hakaret, taciz ve aşağılamaya maruz kaldığı ve gözaltı koşullarının Nelson Mandela Kuralları’na (BM Genel Kurulu tarafından kabul edilen ve tutukluların adil ve insancıl muamele görmesini güvence altına almayı amaçlayan bir standartlar bütünü) aykırı olduğu belirtiliyor.
Uluslararası Af Örgütü de Dr. Ebu Safiyye’nin tutuklanmasının insan haklarına aykırı olduğunu ve tutuklu doktorun ivedilikle serbest bırakılması gerektiğini açıkladı. Dr. Ebu Safiyye, İsrail soykırımından önce Gazze’deki sağlık kuruluşlarıyla tıbbi iş birliği yapan ABD merkezli MedGlobal isimli, sağlık alanında faaliyet gösteren bir sivil toplum kuruluşunun Gazze temsilcisi olarak da görev yapıyordu.
MedGlobal’ın kurucularından Dr. Jhon Kahler, Gazze’ye yaptığı ziyaretler sırasında Ebu Safiyye ile tanışmış ve kendisiyle dost olmuştu. Safiyye’nin tutuklanması sonrasında ABD basınına açıklamalarda bulunan Jhon Kehler, “Dr. Ebu Safiyye, defalarca hastalarının yanında durarak, affedilemez bir suç(!) işledi… O, dünya için bir ahlaki netlik örneğidir.” diyerek meslektaşına desteğini açıkladı.
Dr. Ebu Safiyye’nin sağlık durumu her geçen gün daha da kötüleşiyor. Gazzeli doktor bir an önce özgürlüğüne kavuşamazsa, hayatını kaybedebilir.