Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Meksika’nın ev sahipliğini yaptığı 23. FIFA Dünya Kupası, 11 Haziran’da başladı.
İlk defa 48 takımın mücadele edeceği şampiyonada, toplam 104 maç oynanacak. Programda bir değişiklik olmaz ise final müsabakası, 19 Temmuz’da ABD’de yapılacak.
Futbolseverlerin merakla beklediği 23. FIFA Dünya Kupası, ABD’nin turnuvaya katılan Özbekistan, Senegal ve İran Milli Futbol Takımları’na yönelik sergilediği skandal tutum nedeniyle daha başlamadan büyük bir prestij kaybına uğramıştır.
ABD’li yetkililerin temayüllere aykırı olarak Özbek ve Senegalli futbolcuları, havaalanında narkotik köpekleriyle araması, takımları sıcak havada saatlerce bekletmesi dünya kamuoyu tarafından tepkiyle karşılanmıştır.
ABD’nin uluslararası ilişkilerde sergilediği despotik ve aşağılayıcı tavrı, 2026 Dünya Kupası gibi prestijli bir spor organizasyonunda da devam ettirmesi, büyük bir rezalet olarak dünya spor tarihine geçecektir.
Afrika’nın en başarılı hakemleri arasında yer alan Somalili Omar Artan’a vize vermeyen, İran Milli Futbol Takımı’na ve taraftarlarına her türlü zorluğu çıkaran ABD, FIFA’nın tüm otoritesini ayaklar altına alarak, FIFA Başkanı Gianni Infantino’yu da zor durumda bırakmıştır.
Nitekim Başkan G. Infantino katıldığı bir basın toplantısında, turnuvada yaşanan skandallar hakkında kendisine yöneltilen sorulara, tatmin edici cevaplar verememiştir.
FIFA ve UEFA gibi dünya futbolunun iki büyük patronu, küresel güç odaklarının sözünden çıkamadıkları için bu tür kriz dönemlerinde sessiz kalmayı tercih ederek futbolun eşitlik, adalet ve fair play ruhunu katletmektedir.
ABD, sadece skandal uygulamalarıyla değil takımlara tahsis ettiği kamp yerleriyle de sınıfta kalmış durumda.
Özellikle bazı kamplarda yılan, akrep gibi hayvanların bulunması, kamp yerlerinin aşırı sıcak ve nemli olması, antrenman sahalarının bakımsızlığı sporcuların şikayet ettiği konular arasında yer alıyor.
Kısacası, dünyayı her hususta karanlığa sürükleyen ABD, 23. FIFA Dünya Kupası’nı da kaotik hale getirmeyi başardı.
Turnuvada yaşanan tüm bu olumsuzluklar, Arjantinli efsane futbolcu Diego Armando Maradona’nın ABD’ye yönelik sözlerini akıllara getiriyor.
Her fırsatta ABD’ye olan nefretini dile getirmekten çekinmeyen Maradona, ABD tarafından kendisine verilmeyi düşünülen ödülü, küfürlü bir el hareketi yaparak ret etmiş ve şu açıklamada bulunmuştu: “1987'de Fidel Castro ile tanıştım. Amerikalılar bana bir ödül verdi. Kübalılar da veriyordu. Amerikalılara dedim ki (El hareketi çekerek) ödülünüz sizin olsun, ben Küba'dakini alıyorum.”
Ayrıca, Başkan Donald Trump’a “Aptal, bir kukla” yakıştırmasını da yapan Maradona’nın ABD’ye girişi, 2017 yılında yasaklanmıştı. Maradona, antiemperyalist duruşu nedeniyle ABD’ye giremese de yediden yetmişe tüm futbolseverlerin kalbine girmeyi başarabilmiş, dünya futbol tarihinin en büyük futbolcuları arasında yer almıştır.