0

Kötülüklerle dolu bir yüzyıl geçirdik.

Kan, gözyaşı, acı, hüzün, ölüm, katliam, tecavüz ve işkencelerle dolu bir yüzyıl.

Bütün dünyanın gözü önünde oldu her şey. Dünya, Hollywood yapımı bir filmi izler gibi izledi katledilen insanları, çocukları, yaşlıları! Tecavüze uğrayan kadınları, kızları! İşkence altında inleyen gençleri! Narkozsuz ameliyat edilen çocukları…

Suriye'de kadınlar, işgalcilerin tecavüzüne uğramamak için tüm dünyanın gözünün içine baka baka intihar etti. İffetini geçen yüzyıl kaybetmiş ve yüzyıldır iffetsiz dolaşan Batı entelijansiyasının gözü önünde kafasına sıkarak korudu iffetini Suriyeli kadınlar.

İbn-i Haldun'dan mülhem, coğrafya kaderdi…

Coğrafyamız kaderimizdi…

Geçen yüzyıl, masa başında, cetvelle, hiçbir sosyolojik veriyi referans almadan, köklerimize, yaşam biçimimize, kültür ve medeniyetimize dikkat celp etmeden oynadılar coğrafyamızla.

Kaderimizle oynadılar.

Akraba olanlar, komşu olanlar, bir gecede "sınırdaş" oldu. Akrabalıkların, dindaşlıkların, kültürdaşlıkların tam orta yerinden sınır çizerek ayırdılar bizi bizden.

Amaçları belliydi…

Öyle bir sınır çizmeliydiler ki… Etnik kimlikler, din ve mezhepler paramparça olmalı, dört bir yana dağılmalıydı. Ortadoğu yüzyıl belini doğrultmamalıydı.

Nitekim öyle de oldu.

Kendimize gelemedik bir yüzyıl!

Çizdikleri sınırlara zehir enjekte edip böldüler, işgal ettiler, sömürdüler bizi.

Hep, Batı ile aramızda "terazi ilişkisi" olduğunu düşünmüşümdür.

"Doğu kefesi" aşağı indikçe "Batı kefesi" yükselir.

Doğu'nun kanı aktıkça, insanları katledildikçe, yeraltı ve yerüstü kaynakları talan edildikçe, sömürüldükçe, değerleri çiğnendikçe, Batı'nın yaşam standardı yükselir, refah düzeyi artar, demokrasisi gelişir!

Öyle olmadı mı?

Bu ahlaksız, bu eşitsiz, ilkesiz ve onursuz ilişki biçimi yüzyıl sürüp gitmedi mi?

Derken Doğulular, Ortadoğulular, Müslümanlar uyandı. Bu eşitsizliğe itirazlar yükseldi, başkaldırılar arttı. Batı namına halkı yöneten seçkinlere karşı, Tunus'ta, Libya'da, Mısır'da ve daha bir çok yerde "sivil halk hareketleri" başladı.

Batı, ilkin bu sivil halk hareketlerini "demokratik hareket" olarak niteledi, destek mesajları yayınladı. Lakin sonra işin rengi değişince, kendilerine bağlı kukla yöneticiler bir bir devrilince çark etti, baharı, bahar rüzgarını tersine çevirdi. Mursi tutuklandı, yerine "Batı'nın İngiliz anahtarı Sisi" getirildi. Esad'ın devrilmesi önlendi, Irak'a "pers yayılmacılığının mümessili" getirildi, Türkiye'de Erdoğan defalarca devrilmek istendi.

Şimdi masa başı toplum mühendisliğinin yüzyıl sonrasındayız.

Tarih yeniden yazılıyor, coğrafya yeniden çiziliyor.

Öte yandan, Batı'nın hegemonik zulmüyle yükselişe geçen bir radikalizm var bu topraklarda. Fanatizm, şiddet, silahlı mücadele ve irili ufaklı onlarca terör örgütü var bu coğrafyada.

Tüm bunların sorumlusu Batı'dır!

Batı'nın Doğu'ya bakışı, yaklaşım tarzıdır!

DAEŞ, El-Kaide, Haşdi Şabi benzeri örgüt ve yapıların tek müsebbibi Batı'dır! Onların sömürgeci, oryantalist, kolonyalist tarzı ve davranış şeklidir.

Şimdi yüzyıl sonra, bıraktıkları "enkaz" ve "bataklıktan" arta kalan bakiyeyi üstlenmiyorlar. Günahlarının bedelini ödemek istemiyorlar. Ortaya çıkan dramdan olabildiğince kaçıyorlar.

Yerle bir ettikleri Ortadoğu'da, evsiz, barksız, yurtsuz kalan insanlara sırtlarını dönüyorlar. 3 Milyonu aşkın Suriyeliyi bağrına basan Türkiye'nin sadece sırtını sıvazlıyorlar. "Siz bakın bunlara, bize bulaştırmayın, parası neyse verelim" diyorlar.

Aşırı sağcılık, göçmen karşıtlığı, ırkçılık, İslamofobi bu yüzden revaçta Avrupa'da. Popülist liderler bu yüzden revaçta Avrupa siyasetinde

Trump, bu yüzden seçildi Amerika'da.

Benim için yüzyılın özeti şudur:

Yüzyıl önce ateş yaktılar bu coğrafyada. Sönmesin diye yüzyıl boyunca odun taşıdılar bu ateşe. Ve sonra ateşten kaçan insanlara ise kapılarını kapattılar. Ölümler, katliamlar, işkenceler, tecavüzler, soykırımlar karşısında kıllarını kıpırdatmadılar. Rahatlarını bozmadılar. Futbol maçında localardaki konforlu seyirciler gibi izlediler tüm bu olup biteni.

Vicdanlarını uçak moduna aldılar!

Fakat yolun sonu geldi!

Yüzyıllık parantez, Türkiye'nin ve Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde kapanıyor!

Oryantalist yaklaşım, tarihin çöp sepetine atılıyor!

İsteseniz de, istemeseniz de, terazideki kefelerimiz eşit olacak!

Ne siz bize basarak yükseleceksiniz, ne de biz size!

Doğu ile Batı, Atlantik ile Pasifik, Hak ile Batıl savaşında…

Doğu, Şark, Hak galip gelecek!

Fakat bir farkla…

Biz, sizin bize yaptığınız gibi, sizin üzerinize basarak yükselmeyeceğiz.

Biz, kendi medeniyetimiz, kendi kültürümüz, kendi tarihimiz ve kendi değerlerimizden ilham alarak, köklerimizi kendimize rehber edinerek yükseleceğiz.

Ve tabi…

Vicdanlarımızı uçak moduna almadan!