0
"Yalnızlığımı biliyorum ama mücadelemi sürdüreceğim" Birçok kez başkaları tarafından söylenen sözü Cumhurbaşkanı en hazin ve içleri burkan şekilde itiraf etti. "Yalnız", "Tek başına mücadele ediyor.", "Her şeye tek başına göğüs geriyor" deniyordu da bu konuda Cumhurbaşkanı'ndan tek söz duymamıştık.
Son yıllarda yaşadığımız her türlü badireyi bazen göre göre bazen de akıl almaz bir şekilde atlattık. Hepsinde de Recep Tayyip Erdoğan imzası vardı. Bunun herkes farkındaydı, söylemeseler de itiraf edemeseler de biliyorlardı ki Recep Tayyip Erdoğan varsa elbet bir çözüm yolu da vardır.
Sadece ekonomi konusunda, faizler, dolar konusunda değil birçok konuda Erdoğan yalnız bırakıldı ve ne acıdır ki yalnız bırakılmaya devam ediliyor.
17 -25 Aralık sonrası her fırsatta FETÖ'ye karşı önlem alınması gerektiğini tek başına haykıran tek isimdi Erdoğan. "Bu benim meselem değil, memleketin meselesi. Bu yapı herkes için tehlikeli" dedi ama birkaç küçük hamleden başka yaprak kıpırdamadı, atamalar devam etti, ihaleler FETÖ yandaşlarına gitti, örümcek ağı gibi bu yapı devleti ele geçirmeye devam etti.
15 Temmuz olmasaydı FETÖ için yine Erdoğan tak başına mücadele edecekti, tahmin bile edemeyeceğimiz bir felaketi yaşayacaktı Türkiye.
15 Temmuz oldu da her şey yoluna girdi mi; elbette değil. "Daima mücadeleye devam, uyanık olmaya devam" diyen Erdoğan var yine meydanlarda ama bir bakıyoruz bylock soruşturmasını yürüten savcı bir süre sonra bylocktan içeri alınıyor. Bir kurumdaki FETÖ elemanı yönetici görevden alınıyor, yerine gelen isim üzerinde de birçok soru işareti var.
Konunun siyaset boyutuna girmeye hiç gerek yok. Siyasetçiler FETÖ'ye bulaşmamış, sanki FETÖ'den hiç haberdar değilmiş gibi bir havadalar.
Cumhurbaşkanı 17-25 Aralık bizim miladımız diyor. Birçok işgüzar ellerinde bu tarihten öncesine ait fotoğraflarla, belgelerle kendilerince FETÖ ile mücadele ediyorlar. Böyle mesnetsiz tavırlarla Cumhurbaşkanı'nın yanında olunmaz. Kişisel çıkar derler buna, kişisel hırslarının girdabında boğulmak derler.
15 Temmuz üzerinden vakit geçtikçe rehavete kapılmak gibi bir hava hissedilmeye başlandı. "Yine mi 15 Temmuz?" deniyor 15 Temmuz konulu bir program olduğunda ya da söz söylendiğinde. Evet, yine 15 Temmuz, hep 15 Temmuz, daima 15 Temmuz. Bir de 15 Temmuz'la birlikte Recep Tayyip Erdoğan'ın adının anılmasından dolayı burun kıvırmaya başlayanlar var ki ben bunlara gizli FETÖ'cü diyorum. Bir savaşı askerler kazanır ama komutanlar yönetir. Ne haddinize burun kıvırmak.
Cumhurbaşkanı'nın yanında olmak istiyorsanız onun adının geçtiği yerde burun kıvıranlara, hadsizlik yapanlara fırsat vermeyin. 15 Temmuz'da meydanlara inenler içlerindeki vatan, millet sevdası ve Reis'ten aldıkları güç ile tanklara göğüs gerdiler.
Her fırsatta dolarlarınızı Türk lirasına çevirin diyor Cumhurbaşkanı. Vatandaşlar ellerindeki birkaç kuruş doları Türk lirasına çevirmek için döviz bürolarına gidiyor ama Reis için canımız feda diyen zenginlerden çok önemli bir adım ya da açıklama duyamıyoruz. Bu, yalnız bırakmak değil de nedir?
FETÖ konusunda, terör konusunda adım atmayanlar, ortalarda görünenler, bir şey demeyelim de kenardan izleyelim diyenler, ne olur ne olmaz deyip susanlar Cumhurbaşkanı'nı sadece yalnız bırakmış olmuyorlar, bir nevi dolaylı olarak teröre de destek vermiş oluyorlar.
Cumhurbaşkanı yalnızlığını dile getirirken elbette milleti için kullanmadı bu sözleri. O da biliyor ki milleti 15 Temmuz'da olduğu gibi her zaman onun yanında. İki gündür sosyal medyayı sallıyor "Yalnız değilsiniz" haykırışları. Onun sözü elindeki yetkiyi kullanmayan yöneticilere.
Bir liderin elindeki en büyük güç milletidir. Cumhurbaşkanına "Yalnız değilsin" diyen milletimiz olduğu müddetçe her türlü zorluğun üstesinden geliriz. Yaşadık, gördük.