Dolar (USD)
32.51
Euro (EUR)
34.56
Gram Altın
2488.93
BIST 100
0
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

14 Eylül 2023

Asrika mihveri 'İslam birliği' modelini gerekli kılan sebepler -2-

2. Dünya savaşı Almanya’nın 1. Dünya savaşındaki paylaşıma itirazının bir sonucu olarak başlamış ve Avrupa kendi içinde kapışmıştır…

2.Dünya savaşından sonra kurulan Yeni Dünya Düzeni yâda iki kutuplu dünyada Müslümanlar temsil edilmemektedir. “BM ve benzeri yapılar hukukun üstünlüğünü değil, üstünlerin yani; ikinci dünya savaşının galiplerinin hukukunu esas almaktadır.”

“Onun için Dünya 5’ten büyüktür” diyoruz.

Dünyada ki hala hazırdaki sistemin sahibi, Luıse Marchalko’nun ifadesiyle “Cihanı yutmaya çalışan sinsi canavar Yahudi Nazizm’i Siyasal Siyonizm’dir. Sömürülen katledilenler ise çoğunlukla bizim insanımızdır. Siyonizm, dünya hâkimiyetini hedeflemektedir. Kendilerini üstün ırk olarak, diğer bütün insanlığı ise kendilerine köle olarak görmektedirler. “Büyük İsrail’i kurmayı hedefledikleri ve Mesih’in gelişiyle dünya hâkimiyetini gerçekleştireceklerine inanmaktadırlar.”

Bu sapkın jeopolitik tez dünyada huzur ve barışın en büyük engelidir.

Dünyadaki sömürü düzeni, Müslümanların bir araya gelmelerini engellemek için iki faktörü kullandığı görülmektedir.

Bunlar; Mezhep ve etnik farklılıklardır.

Sovyetler Birliği’nin dağılması ile başlayan yeni vetirede dünya dengeleri alt üst olmuştur. Kurulan tek kutuplu dünya düzeninde jeopolitik teorisyenler medeniyetler üzerinden okumalar gerçekleştirmişlerdir.

Buna ilave olarak; İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher’in 1990 yılında İskoçya’da yapılan NATO toplantısında; “Sovyetler Birliği yıkılmıştır, karşımızda düşman kalmamıştır. Ama düşmansız bir ideoloji yaşayamaz. Yeni bir düşman bulmamız lazım. Düşman aramaya ise gerek yok; yeni düşmanımız İslam ’dır” sözleriyle yeni dönemi başlatmıştı.

İngiliz tarihçi Arnold Tonybe’nin talebesi Yahudi asıllı Samuell Huntington 1993’te “Medeniyetler Çatışması” teziyle işaret fişeğini atmıştır.

Huntington, bu çalışmasında kabile dinlerinden, tek tanrılı büyük dinlere kadar bütün inanç sistemlerini, 1900 ile 2000 yılları arasındaki yüz yıllık seyirleri bakımından incelemiştir. Yaptığı tahlilde iki nokta dikkat çekicidir. Bunlardan ilki, İslam ile ateizm dışında bütün inanç sistemlerinin düşüş sergilemekte olduğudur...

Bu tespit bize gösteriyor ki, sürekli yükselme gösteren tek din, İslam dinidir. Huntington bundan, özelde ABD’nin, genelde Batı'nın bugünkü politikalarını yönlendiren sonuçlar çıkarmıştır.

Benzer bir yükseliş ateizmde de yaşanmıştır. Ateizmin izlediği hızlı yükseliş, Kilise'nin de Caminin de görevlerini layıkıyla yapmadıklarını göstermektedir.

Huntington, Batı politikalarını şekillendiren stratejistlere, şahsi ifademle “İslam gümbür gümbür geliyor. Teslim mi olacaksınız, yoksa teslim mi alacaksınız?” sorusunu yöneltmiştir.

Bunun üzerine Batı, Müslümanlığa ve Müslümanlara yönelik yeni bir strateji belirlemiştir. Bu strateji, İngiltere başbakanı Tony Blair ile ABD başkanı George W. Bush tarafından birlikte yürütmüşlerdir.

Hiç kuşkusuz, İngiltere ile ABD, maddî çıkarlar söz konusu olmasa bile, İslam Dünyasına, özellikle Türkiye’ye karşı her zaman işbirliği içerisinde olacaklardır.

Devam edecek…