28 Eylül 2021

Dengeler Rusya'da değişecek

Küresel piyasaları etkileyecek sıcaklıkta olaylar yaşanmak üzere...

Türkiye, ABD, Rusya ve Çin’i içine alan bir dizi gelişme hem güç dengelerini hem de ekonomileri derin bir şekilde etkileyecek.

Riskleri sıralayalarak sürece bir bakalım:

ABD ziyareti monoton bir seyirde ilerlerken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD’nin CBS Televizyonuna verdiği röportaj ile düzeni alt üst edecek bir adım attı.

Washington’a kadar giden ama Biden’ın ilgisizliği ile karşılayan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın CBS’e yaptığı açıklamalar ABD’ye karşı ortaya koyulan bir açık çek gibi...

Ziyaret öncesinde yapılacak görüşmelerin Türkiye’nin geleceğinde ABD-Çin makasını olduğunu söylemiştim.

Tam da böyle oldu.

Köprüleri atan bir dille çıkan Erdoğan’ın bu tavrı “Diktatörlere direneceğiz” mesajı vererek seçimle gelen Erdoğan’ı diktatör sınıfına sokan Biden’ın BM görüşmelerinde aynı tavrı devam ettirmesinin hemen sonrasında geldi.

Trump’ın “Ekonominizi mahvederim” diyerek Türkiye’ye saldırdığı ama 128 milyar dolar rezerve mâl olan bir saldırının boşa düşürülmesi ABD’nin façasını tüm dünyada çizmişti.

CAATSA yaptırımlarıyla ve HalkBank davalarıyla Türkiye’yi sıkıştırmaya devam eden ABD’nin görece avantajlı görünen tavrına rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD’yi bu sefer kendi topraklarında tehdit etmesi yenilir yutulur cinsten bir olay değil.

ABD’nin NATO’da muhtaç olduğu Türkiye’yi dizginlemek için Rusya’nın Akdeniz’e inme politikasında Yunanistan ile Türkiye’nin tek aktör olmadığını göstermeye çalışması Türkiye’nin bir süredir gösterdiği tepkilerden birisiydi.

ABD’nin YPG bölgelerine tank sevkiyatı yapması benzer bir süreci beraberinde getirdi.

Afganistan’dan bir anda çekilen ve tüm yükü Türkiye dâhil bölge ülkelere bırakan ABD’nin Orta Asya ve Ortadoğu bandında düşmanlarını artıracak bir boşluk bırakması karşısında Rusya ve Çin’in belirleyeceği politika aslında Türkiye’nin duruşuyla oldukça ilintili...

Erdoğan’ın S400 konusunda yeni alım olabileceği mesajıyla ABD’ye resk çekmesi bir yana Kabil Havalimanı’nın güvenliğinin sağlanması konusunda Türkiye’ye teklif yapıldığı konusunu açıklaması satır arasında kalan önemli bir bilgi oldu.

Hâlbuki tüm dünya Kabil Havalimanı için Türkiye’nin talepte bulunduğu yönünde bir izlenim içerisindeydi.

ABD’nin bölgede Türkiye’ye olan muhtaçlığına rağmen gerek Yahudi gerek ise Ermeni lobilerinin tavırlarını baskılayamaması üstüne üstlük bir de Türkiye’nin kırmızı çizgisi olan PKK-YPG-PYD konusunda ortaya koyduğu umursamazlık Türkiye için riskleri büyütmekten öteye geçen bir tavır oldu.

15 Temmuz Hain Darbe Girişimi’nin hemen sonrasında Türkiye’deki karışıklığı fırsat bilen ABD’nin Suriye’nin kuzeyinde bir terör devleti kurma girişimi Türkiye’nin hızlı bir şekilde toparlanarak karşılık vermesini engelleyememişti.

Astana görüşmeleri kapsamında bir sene önce İblib’de yaşanan gerginliğin dondurulması sonrasında Rusya’nın artan hava saldırıları ve bölgeye yerleştirilen tanklar, ABD’nin boşluktan faydalanarak yeni bir hamleye hazırlanmasını beraberinde getirdi.

ABD’nin umursamazlığına karşı Rusya ile kontrollü bir yakınlaşma içinde olan Türkiye, aynı zamanda Rusya’nın Çin’i baskılaması için kontrollü olarak büyüttüğü bir güç olarak konumlanıyor.

Çin’in Doğu Türkistan meselesinde “sağlama olarak gördüğü Türkiye” ise Türk coğrafyalarını entegre edecek bir iklimde ilerliyor.

Türkiye’nin yanında olmanın kazandırdığını bir yıl önce gerçekleşen 2.Karabağ Savaşı’nda topraklarının yüzde 70’ten fazlasını geri alarak gösteren Azerbaycan’a sırasıyla diğer Türk Cumhuriyetleri de katılmaya başladı.

Bölgedeki bu denklemin varlığı ABD’nin Çin’e karşı gücünü artırıyor.

ABD, Türkiye’yi dışlayarak rakibi Çin’e karşı Türkiye’nin güçlenmesini istiyor.

Çok boyutlu bu denklemin ekonomi ayağı ise Çin’in dijital parasını dünyanın yeni rezerv parası yapma arzusunda saklı.

Kripto paralar ile ABD Doları hakimiyetini yıkacağı söylenen Çin’in tam aksi yönde davranarak kripto paraları yasaklaması aslında Yuan üzerinde enflasyon baskısı yapan enerji kalemini kontrol etme ve dijital paranın önündeki rekabeti kaldırma amacını taşıyor.

Denklemi zamanında okuyan Türkiye, Mısır ile yakınlaşmasını kullanarak Suriye konusunda Rusya’ya alternatif başka bir hat kurmaya çalışıyor.

Bir taraftan Mısır ile ilişkiler ilerletilirken bir taraftan da Suudi Arabistan’a karşı Mısır’ın güçlenmesi sağlayacak adımlar atan Türkiye, Suriye konusunda Mısır’ı arabulucu olarak kullanıyor.

Tüm bunların ortasında kalan 29 Eylül Soçi ziyareti hayati bir öneme sahip...

 

 
Advertisement Advertisement Advertisement